Tufan Türenç

Sanat mı, o da ne?

31 Temmuz 2009
BAŞBAKAN tatilde... 7 yıldızlı otelin özel villasında ailesiyle birlikte dinleniyor.

Medyanın önüne çıkmıyor.

Medya da otele sokulmadığı için Başbakan’dan haber alamıyoruz.

Kürsülere çıkıp konuşmuyor. 

Kimseye çatmıyor, kimseyle kavga etmiyor.

Ama bu arada Başbakan’ın yokluğunu Adalet Bakanlığı kapatıyor.

Bakanlık, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararlarına müdahale ediyor.

HSYK bunu sert bir dille kınıyor.

Aynı gün bakanlık karşı açıklamalar yapıyor ve HSYK’yı suçluyor.

Yazının Devamını Oku

Kürt sorununun çözümü için iki anahtar

29 Temmuz 2009
KÜRT sorununun önündeki kilidi açabilmek için iki anahtar gerek.<br><br>Biri PKK’nın tasfiye edilmesi.

Örgüt silahlarını bırakmalı ve terörden tamamen vazgeçmeli.

İkincisi ise 25 yıldır süren ayrılıkçı terörden nemalananların dağıtılması.

Korucuların ellerindeki silahlar alınıp, bu insanlar başka alanlarda görevlendirilmeli.

Devlet içinde işbirlikçileri olan terörden beslenen çeteler hızla temizlenmeli.

Türkiye bu iki anahtarı kullanmanın yollarını bulamazsa terörü durduramaz.

Terör durmazsa 25 yıldır yaşadığımız savaş da durmaz ve sorun çözülemez.

Türkiye’yi yönetenler bu gerçeği görmek zorundalar.

Bir zamanlar

Yazının Devamını Oku

Bakan Hanımefendi’nin derin çelişkileri...

27 Temmuz 2009
BAŞBAKAN Erdoğan’ın YÖK’ü kutlamasını anlayabiliyorum. Çünkü Başbakan’ın dünya görüşünü biliyorum. İmam hatip kökenli olması, milli görüş ekolünde yetişmesi nedeniyle onun imam hatiplilerin diledikleri üniversiteye girmesinin önünün açılmasından mutlu olmasını olağan karşılıyorum.

Zaten tersi olamazdı.

Ama Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun bu karar nedeniyle YÖK’ü kutlaması hazin.

Şunun için; Nimet Hanım cumhuriyetin ürünü modern bir kadın.

Kendisi bugün o koltukta oturuyorsa bu Atatürk ilke ve devrimleri sayesindedir.

Ne yazık ki, Bakan Hanım YÖK’ün kararının Atatürk ilke ve devrimlerine karşı olduğunu oturduğu koltuk hatırına görmezden gelebiliyor.

Nimet Hanım gazetecilere "Konu anayasaya aykırı değil" diyebiliyor.

70 milyonun gözlerinin içine baka baka kararın öğrenciler arasında hak ve fırsat eşitliğini sağladığını söyleyebiliyor.

Bir cumhuriyet kadını olarak bu derin çelişkilerin içine düşmek zorunda kalıyor.

Ne kadar acı ve hüzün verici bir durum.

* * *

Nimet Çubukçu’ya içinde bulunduğumuz süreçle ilgili bazı gerçekleri pek yararı olacağına inanmasam da anımsatmak istiyorum.

Alınan kararın meslek liselilerin haklarını korumakla filan uzaktan yakından ilgisi yok.

AKP’nin emrine giren YÖK’ün bütün derdi, aldığı talimatı yerine getirmekten ibaret.

Bu "İmam hatiplere üniversitelerin kapılarını sonuna kadar açın" talimatıdır.

YÖK’ün bu kararı Öğretim Birliği Yasası’na, çağdaş eğitim ilkesine aykırıdır.

AKP iktidarı dinin demokratik sisteme, sosyal yaşama egemen olması için çabalıyor.

Oysa Atatürk bunun tersini gerçekleştirebilmek, dinle devleti ayırmak için devrimlerini yaptı.

Devrimler modern Türk devletini, laik cumhuriyet aydınlanmasını yarattı.

Osmanlı ümmetini modern, çağdaş bir millete dönüştürdü.

Cumhuriyet kadınları birçok uygar ülkeden yıllar önce bu devrimler sayesinde her türlü hakka sahip oldu.

On yıllık bir süreçte çarşaftan, peçeden modern giyime geçti.

Erkeklerin kölesi olmaktan kurtuldu, her alanda onlarla eşit hale geldi.

Nimet Hanım ve Cumhuriyet kadınları bunu hiçbir zaman unutmamalı.

* * *

AKP 7 yıllık iktidarında Atatürk devrimlerinin etkisizleştirilmesi için uğraşıyor.

Erdoğan ve partisi siyasi varlığını bu amaca odaklamış.

Bu parti kaldığı sürece Atatürk devrimlerinin erozyonu hızlanarak sürecektir.

AKP’nin, daha doğrusu Erdoğan’ın bir başka düşü de İslam dünyasının lideri olmak.

Başbakan da Ortadoğu’nun yeni Nasır’lığına oynuyor.

Bunun için her fırsatı kullanıyor.

Nimet Hanım bu gerçekleri biliyor ve görüyordur. Buna eminim.

Ama görmek ve bilmek istemiyor.

Gerçeklere gözlerini kapatıyor.

Siyasi ikbal uğruna bir cumhuriyet kadını olarak Atatürk ilkelerini savunmuyor.
Yazının Devamını Oku

Turgutreis’te güneş deniz ve müzik...

25 Temmuz 2009
MARİNA’nın hemen yanındaki futbol sahası büyüklüğündeki çekek alanında 5 binden fazla klasik müzik tutkunu biraz sonra başlayacak konseri merakla bekliyorlar.

Türkiye’de bir klasik müzik konseri için bu kalabalık bir rekor.

Bu yıl beşincisi yapılan D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali’nin fikir babası ve gerçekleşmesinde öncülük eden Aytaç Yalman Paşa büyük bir mutlulukla şöyle diyor:

“Talep 7 bindi. Ancak 4500 sandalye bulabildik. Ama müzik tutkunları ayakta izlemeye razılar. Onun için bine yakın insan da konseri ayakta izleyecek.”

Bu rekoru kırmanın onuru, dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ı dinlemek amacıyla Turgutreis Marina’nın bu festival için özenle hazırlanmış çekek alanını dolduran müzikseverlere ait.

İtiraf edeyim ki ben Aytaç Paşa’dan daha heyecanlıydım. Ayrıca bu kadar insanın böyle bir etkinliğe koşup gelmesi beni ülkemin geleceği açısından sevindirdi.

Şurası gerçek ki, bütün çabalar boşuna, Türkiye’yi hiçbir güç geriye götüremez, yeniden karanlıklara sürükleyemez.

* * *

Festivalin açılış konserine Fazıl Say’ın piyanosu ve besteleri damgasını vurdu ve alanı dolduran binlerce insanı eşsiz bir mutluluğa taşıdı.

Yazının Devamını Oku

Bir törende yaşanan içten duygular

24 Temmuz 2009
NE acı!..<br><br>Almanya, Türk işadamına “Türk kökenli insanların Alman toplumuna uyumuna yaptığı katkılardan dolayı” ülkenin 1. Sınıf Federal Liyakat Nişanı’nı veriyor.

Kendi ülkesini yönetenler ise Alman toplumuna olan katkılarının kat kat fazlasını yapan aynı işadamına yasalara, hukuka aykırı olarak milyonlarca liralık keyfi ceza kesiyor.

Almanya Aydın Doğan’ı bir işadamı olarak başının üstünde taşıyor.

Türkiye ise ona her türlü baskıyı yapıyor.

Madalyanın sunum töreninde Alman Büyükelçisi Dr. Eckart Cuntz Almanya Cumhurbaşkanı adına nişanı Aydın Doğan’ın yakasına takarken orada bulunan Almanlara karşı büyük bir eziklik duyduğumu hissettim.

Şunun için; Aydın Doğan Türkiye’nin en büyük medya grubunun patronu.

Yanında binlerce kişi çalıştırıyor.

Avrupa’nın en büyük yabancı gazetesinin sahibi, Almanya’dan başka Rusya ve Romanya’da medya alanında yatırımları var.

Ama Türkiye’de Aydın Doğan’a bırakın ödül vermeyi onu yok etmek için akla hayale gelmeyecek baskılar yapılıyor.

Yazının Devamını Oku

O övgüler düzülecek bir güzel insandı

22 Temmuz 2009
VEDAT Okyar’la yaşıttık. O futbol oynuyordu, ben gazetecilik yapıyordum. <br><br>O sahada, ben Babıâli yokuşunda savaş veriyorduk.

Yetenekli bir futbolcuydu.

Ayrıca çalışkan, dürüst ve temiz futbol oynayan bir topçuydu.

Rakiplerini itmez, dirsek atmaz, çelme takmazdı.

Ama kıyasıya mücadele ederdi.

Ben Vedat’ın hakeme itiraz ettiğini, rakip futbolcularla dalaştığını hiç anımsamıyorum.

Beyefendi bir insandı. Sapına kadar da delikanlıydı.

Hırslıydı. Maç içinde kendini paralardı.

Profesyonel futbolculuğun bütün gereklerini elinden geldiği kadar yerine getirirdi.

Yazının Devamını Oku

Akman ne kadar mutluydu, gülücükler dağıtıyordu

20 Temmuz 2009
AKP iktidar olunca Zahid Akman gazetecilikten RTÜK başkanlığına yükseliverdi. <br><br>Koca RTÜK’ün, yani medya etik kurumunun başkanı olmak kolay değil

Hele sırtınızda bu kadar kamburla bu işe soyunmaya kalkarsanız işte böyle çok ciddi yolsuzluk iddialarının faturaları birbiri ardına önünüze konuverir.

Deniz Feneri adlı sözde bir hayır kurumunun insanlardan topladığı yardım paralarını Türkiye’ye kurye olarak taşımak.

Almanya’daki asrın dolandırıcılığı olarak kabul edilen bir davanın iddianamesine girmek...

Bu davanın Türkiye’deki esas faillerinden biri olarak Alman Mahkemesi tarafından gösterilmek...

Almanya’da yine insanların dolandırıldığı bir kooperatifin yöneticisi olmak...

Bu nedenle Almanya’ya girmesi sakıncalı durumuna düşmek... 

Kendisine yöneltilen suçlamaları Türk kamuoyundan saklamak için Alman resmi makamlarının resmi evraklarında sahtecilik yapmak durumunda kalmak...

Akman

Yazının Devamını Oku

Aytaç Paşa’nın yönetiminde iki klasik müzik festivali

18 Temmuz 2009
ALTI yaşına giren Gümüşlük Klasik Müzik Festivali, 12 Temmuz’da devlet sanatçısı ünlü piyanist Gülsin Onay’ın verdiği konserle başladı.

Kuruluş hedefi Bodrum Gümüşlük’te bir müzik akademisi açmak olan festival, 31 Ağustos’a kadar sürecek.

Bu yılki konserlerde çok ünlü sanatçılar yer alıyor.

Renkli, heyecan verici ve gelecekte büyük hedefleri olan bir festival.

Bu önemli sanat etkinliğinin yaratılmasında ve gelişmesinde birinci derecede rol oynayan insan bir emekli Orgeneral Aytaç Yalman.

Aytaç Paşa emekli olduktan sonra kendisini tamamen klasik Batı müziğine verdi.

Paşa’yı görevdeyken sadece ismen tanırdım. Emekli olduktan sonra konserlerde pekişen arkadaşlığımız kısa zamanda yakın bir dostluğa dönüştü.

Zaten evrensel çoksesli klasik müziğin birincil işlevi de insanları birbirine yaklaştırmak, barış ortamı yaratmaktır.

Aytaç

Yazının Devamını Oku