Ve konuyu, silahlı çatışma ortamından siyasi mücadele zeminine çekmeyi amaçlıyormuş.
Yılı bu tartışmayla kapatıyoruz madem... Gelecek sene geçen seneyi aratmasın istiyorsak, Demirtaş’ı ve DTK’cıları yıl sonu sınavı gibi bazı yalın sorularla yüzleştirelim gelin.
* * *
Bir: Özyönetim ve özerklik taleplerini eli silahlılar yerine siyaset tartışsın hay hay da... Özyönetim taleplerinin aynı anda hem siyasallaşmasına hem silahlanmasına göz yumulmasını beklemek akıl kârı mıdır?
Cevap hemen başlıkta, girişte veriliyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suriye’yle ilgili gerçeği ifşa ettiği için...
Ama ifşa ettiği ‘sır’, bildiğiniz gibi değil. O sırrı şöyle tanımlıyor: ‘Suriye’ye gizli silah transferi.’
Ötesine de geçmiyor. Üstünde tepinmeden, speküle filan etmeden orada bırakıyor.
IŞİD’in, terör örgütlerine silah yollamanın, uluslararası ceza mahkemesinde yargılatmanın adı sanı geçmiyor yazıda.
Başlarda El Kaide lafları gevelenirken o kargonun IŞİD’e gittiği şayiaları sonradan çıkarılmamış, senaryoya IŞİD sonradan eklenmemiş gibi yapmayı da başarırsanız...
Türkiye’yi lanet bir terör örgütüne silah yollamakla suçlamanızın, dünyaya da hiç çekinmeden ispiyonlamanızın önünde engel kalmaz.
Sırf iktidarı kötülemek, dışarıda zora sokmak uğruna ülkenizi terör işbirlikçisi göstermeyi artık umursamazsınız bile.
* * *
Heyecan uyandıran, şaşırtan, kaygılandıran, ‘İslam dünyasına musallat olan terör belasına karşı nihayet anlamlı bir silkinme başlıyor, müslüman toplumlar ayağa kalkıyor galiba’ dedirten bir ataktı...
İran’ı dışladığı için ‘Şii-Sünni çatışması’nı alevlendirmesinden de korkulan, ‘Sünni ordusu’ endişelerine de yol açan, bir mezhep savaşına hazırlanıldığı yorumlarını tetikleyen, canlandıran bir durumdu...
Ama her halükârda IŞİD ve muadili melanetlere artık esaslı bir cevap verileceği umutlarını yeşerten bir kıvılcımdı.
Kimilerince gerçekleştirilemeyecek bir hayal gibi özlenen... İslam âleminin iç ihtilaflarını ve çelişkilerini bastırması umulan... Bölünmüşlüğe, parçalanmışlığa karşı derlenmeye, toparlanmaya vesile olması beklenen... Çok da hesapta olmayan sürpriz bir girişimdi.
Bu hikâyede bölücü, tekçi, otoriter, dayatmacı, baskıcı ve faşist taraf da örgüt değil devlet oluyor haliyle.
* * *
Bir de gerçekte olana bakalım.
Hesapta ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na uygun bir demokratik özerklik istiyorlar. Ama Meclis’te demokratik usullerle değil, terör gibi antidemokratik yol ve yöntemlerle.
Başbakan, liderler turu kapsamında haftaya Demirtaş’la da görüşecek. Çok da iyi eder.
Bu özyönetim zorlamasını da konuşurlar mı, bilmiyorum.
Ama gelin, onları beklemeden biz konuşalım. ‘Özyönetim’, onu savunanların jargonunda ‘KCK hakimiyeti’ demek. Devlet çekilecek, KCK yönetecek...
Farzımuhal kuruldu böyle bir kanton düzeni. KCK düzeninde yaşamak nasıl bir şeye benzerdi?
DÜZELTME VE CEVAP METNİ
Hürriyet Gazetesi’nin 20.10.2015 tarihli nüshasının 21. sayfasında Akif Beki tarafından kaleme alınan “Biri hala bize yalan söylüyor” başlıklı yazıda müvekkilimizin kişilik haklarına, itibarına ve güvenilirliğine zarar veren GERÇEK DIŞI haber yapılmıştır.
Yazıda bahsi geçen olayın terör örgütleri tarafından gerçekleştirildiğine dair kuvvetli bir şüphe söz konusu olabilecekken ve Savcılık tarafından buna yönelik araştırmalar hâlihazırda devam ediyorken ve hatta Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yazıda kesin bir üslupla aktarılan olguların gerçek dışı olduğuna yönelik yazılı bir açıklama dahi yapılmışken, hiçbir hukuki dayanağa dayandırılmadan saldırının sözde kumar borcu yüzünden gerçekleştirildiğinin ileri sürülmesi açıkça olgu isnadı yapılarak kamuoyunda olumsuz bir algı yaratıldığını ve müvekkilimizin itibarının zedelendiğini göstermektedir.
Olayın bir terör saldırısı olup olmadığı ve saldırıyı yapan araçların terör örgütlerine ait olup olmadığı dahi henüz savcılık makamlarınca tespit edilmemişken, gerçekte olmadığı halde müvekkilimizin kumar borcu varmış gibi ileri sürülmesi müvekkilimizin kişilik haklarını ihlal etmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, RTÜK Başkanı ile görüşmüş ve sansür gibi cezaları sonlandıracak yasal değişiklikler için talimat vermiş.
AK Parti ve MHP’li üyelerin oyuyla benim CNN Türk’teki programıma da para cezası kesilmişti.
Üstelik iki konuğumdan biri AK Parti milletvekili Muhsin Kızılkaya’ydı.