ÜRETMEK, ilham olmak, fayda sağlamak, katma değer ve fark yaratmak girişimci ruhun olmaz olmazları. Bu felsefeyi benimseyen girişimci, karşısına çıkan onca zorluğa, sıkıntıya ve olumsuz söylemlere rağmen önünde sonunda başarıyı yakalamış oluyor. Sevil Çetindoğan da zaman içinde girişimcilik yolunda sıkıntılar yaşasa da üretmekten vazgeçmemiş. Vazgeçmediği gibi bugün yarattığı Sevilins’ Collection markasıyla da hemcinslerine destek olmuş. Kurduğu markayla kadınların ev ekonomisine katkı sağlamasına kapılar açan Sevil Çetindoğan’la kariyer yolculuğundan gelecek planlarına kadar birçok şeyi konuştuk.
* Sevil Çetindoğan’ın gelecek planları arasında atölye kurmak da var. “Daha fazla üretim ve daha fazla kadına iş imkanı sunmak istiyoruz. Bu nedenle büyüme planlarımız var. Tabii yeni ürünler de olabilir. Şapka ve plaj kıyafetleri gibi” diyerek, yarınlara dair planlarını aktarıyor.
ROTAYI TÜRKİYE’YE ÇEVİRDİ
ÇEŞME dediğimiz zaman hemen aklımıza; deniz, kum, güneş, gastronomi, eğlence, tarih geliyor. Tabii bu liste uzayıp gidiyor. Çeşme’yi Çeşme yapan bu değerlerin bir tanesi de hiç kuşkusuz damla sakızı ağaçları... Tarihten günümüze sağlık ve lezzet kaynağı olarak gelen damla sakızının tekrar ekonomik bir değer olması adına son yıllarda yoğun bir mesai var. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’nin sevilen sakız markası unvanlı Falım da bu alanda çalışanlardan biri. Öyle ki Tohum Derneği’yle anlamlı bir proje yürütüyorlar. Damla sakızının toplumsal ve ekonomik yönden güçlendirilmesi için “Falım’la Yeşeren Sakız Ağaçları” projesini bu yılın başında başlatan marka, Çeşme’de damla sakızının teknik olarak geliştirilmesi, sektöre ve ülkeye kazandırılması amacıyla çalışıyor. Biz de hem bu projeye destek olmak, hem de damla sakızına değer katmak adına Falım’ın da katkısıyla ‘Sakız Kokan Tarifler’ sayfasını hayata geçirdik. Peki, ne mi olacak bu sayfada? Öncelikle her sayıda bir şefimizle hem mutfak, hem de Çeşme özelinde konuşacağız. Ve şefimiz damla sakızlı bir tarifini bizimle paylaşacak. Sizlere de uygulaması kalacak.
GASTRONOMİDE ÖNEMLİ BİR DETAY
Bu haftanın konuğu ise danışman şef Efe Metin Çakıroğlu... “Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Çeşme’nin deniz, kum, güneş, gece hayatı dışında tercih ediliyor olmasının bir önemli sebebi de uzun bir geçmişe sahip olan ve farklı kültürlerin etkisinde günümüze kadar gelişerek gelen hafif, lezzetli, sağlıklı mutfağı elbette” diyerek söze başlayan Ege şef, gastronomik anlamda özellikle Yunan kültüründen de oldukça beslenmiş bu nadide mutfakta taptaze ve çeşitli otlar, zeytin-zeytinyağı, türlü balıklar ve deniz mahsullerinin en önemli ürünleri oluşturduğunu paylaşıyor.
KÜÇÜK yaşta yaptığımız birçok eylem, tutku ya da hobi aslında yarınlara dair önemli ipuçları veriyor. O dönem kurulan düşler, gelecekte açılacak kapılarının da anahtarı kimi zaman... Bu, Tuğba Polat Özgünç için de bu böyle olmuş. Güzel sanatlara ilgisi küçük yaşta başlayan, nişasta ve tutkalı karıştırıp seramik hamuru elde ederek hayallerine şekil veren Polat, inişli çıkışlı iş hayatına yıllar sonra yine çamurla yön vermiş. Kuşadası’nda ürettiği seramiklerle yeni hikayeler yazan, Marika Ceramics’in kurucusu Tuğba Polat Özgünç’le girişimcilik yolculuğunu konuştuk.
MÜKEMMEL YOL ARKADAŞI
1980 İzmir doğumlu Özgünç’ün güzel sanatlara ilgisi çok küçük yaşlarda başlamış. Sürekli bir şeyler boyayan, nişasta ve tutkalı karıştırıp bir tür basit seramik hamuru elde ederek hayallerini somut hale geçiren Tuğba Polat Özgünç, seramiğin bir çocuğun kendini keşfedebilmesi için mükemmel bir yol arkadaşı olduğunu düşünmüş. Bu ilgi ve merakla, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Çini Tasarım Bölümü’nü kazanmış. İsteyerek gittiği bölümde bazı dersler hariç çok da severek okuyamadığını söyleyen Özgünç, “Çini çok prensipli ve disiplinli bir bölüm. Bu yüzden çini sanatına çok saygı duyuyorum. Çünkü kendi iç dünyanızı bu kadar net ve sınırlayıcı unsurlarla dışa vurabilmek gerçekten takdiri hak eden bir unsur” diyor.
* “Benim için tutku seramiği ortaya çıkarana kadar yaptığım yolculuk ve keşif dünyası” diyen Tuğba Polat Özgünç, fırın öncesi yaratım sürecini de tamamen bir meditasyon olarak görüyor.
* Mehmet Gündoğan’ın Yalıkavak’taki girişimi sadece otelle sınırlı kalmamış. Gündoğan, otelin hemen önündeki alana bir de restoran ve beach açmış. Adı da Zaru...
TÜRKİYE’deki işletmelerin neredeyse yüzde 95’i aile şirketlerinden oluşuyor. Kuşaklar arası uyumla bu ya yarınlara taşınıyor ya da taşınamıyor. Mehmet Gündoğan da inşaat mühendisliği okuduğu yıllarda ailesinin ona alan açmasıyla birlikte ticaret yaparak deneyim kazanmış. Buradaki tecrübeyle daha sonra kendi şirketini kurmuş. Gayrimenkul alanında basamakları birer birer çıkarak birçok yatırıma imza atan Gündoğan, bu girişimlere turizmi de eklemiş. Önce Bursa’da, ardından İstanbul’da bir otelin işletmesini alan Mehmet Gündoğan, daha sonra buna Bodrum’u da dahil etmiş. Bugün gayrimenkul ve turizm alanında faaliyetlerine devam eden Gündoğan’la girişimcilik hikayesini ve gelecekle ilgili planlarını konuştuk.
HAYAT hep bir mücadele... İnişler, çıkışlar ve fırsatlar... Hepsi de insanlar için... Ümit Kahraman da yaşamı boyunca hep mücadele etmiş bir isim. Üniversite yıllarında depocu olarak adım attığı turizm sektöründe insan kaynakları alanında önemli bir başarıya imza atmış. Bir yandan profesyonel olarak kariyerine yön verirken, öte tarafta ise, “İnsanın bir B planı olmalı” diyerek yeni arayışlara girmiş. Bu süreçte de butik otel işletmeciliğinin ardından bir kebapçıya ortak olmuş. Bugün iki şubesi olan ‘Ateş Ocakbaşı’ ile girişimcilik yolculuğuna devam eden Kahraman, bu yıl buna bir halka daha eklemiş. 5 ortaklı bir yapıyla Çeşme’de ‘Qum Beach’i hayata geçirmiş. Bugün aynı zamanda Swissôtel Resort & SPA Çeşme’nin de insan kaynakları yöneticisi olan Ümit Kahraman’la kariyer ve girişimcilik yolculuğunu konuştuk.
* Ateş Ocakbaşı’nı yurtdışına açmak gibi bir planları olduğunu paylaşan Ümit Kahraman, “Hedef pazar İngiltere. Burada da sindirerek büyümeyi planlıyoruz” ifadelerini kullanıyor.
ÇALIŞMAYA ÖĞRENCİYKEN BAŞLADI
KALABALIK kent yaşantısından mücadele eden birçoğumuz bu karmaşadan sıyrılıp doğaya, toprağa yönümüzü dönmenin hayalini kuruyoruz. Domates-biber yetiştirip, iki de tavuk besleyerek hayata yeni bir başlangıç yapma planları yapıyoruz. Bu yaklaşım tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsle birlikte tavan yaptı. Demet Atınç da şehir hayatını noktalayıp yönünü kırsala döndürmüş. Akademisyenliği bırakıp Kuşadası Caferli’ye yerleşen Atınç, kendini zehirsiz ve onarıcı tarıma adamış. Ağırlıklı zeytin ve zeytinyağı üretimiyle uğraşan Demet Atınç, ‘onaran dükkan’ sloganıyla ‘Kalamaki’ ismiyle bir de mağaza açmış. Kala Tarım’ın kurucularından Atınç’la şehirden köye kaçış ve girişimcilik hikayesini konuştuk.
YARATICI YÖN İÇİN TERCİH DEĞİŞTİ
1985 Kuşadası doğumlu Demet Atınç, ortaokul ve liseyi Söke’de okumuş. Küçük yerlerde büyüyen Atınç, üniversite için önce Ankara, ardından İzmir’e gitmiş. Ankara’da uluslararası ilişkiler okurken okulu yarıda bırakmış. Bu bölümün kendine göre olmadığını düşünerek, daha yaratıcı yönünü ön plana çıkaracak bir alan arayışıyla güzel sanatları keşfetmiş. Tekrar sınava girerek İzmir’de görsel iletişim ve tasarım bölümünü kazanmış. Üniversiteyi bitirdiğinde önce özel sektörde çalışmış ama reklamcılık sektörünün çok da ona uygun olmadığını düşünmüş. Özel sektörde çok mutlu olmayacağına karar veren Demet Atınç, yüksek lisans yaptığı süreçte Yaşar Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak kariyerine yeni bir halka eklemiş.
* Zehirsiz ve onarıcı tarım yapma niyetiyle yola çıkan Demet Atınç, “Caferli’de kendi arazimizde sofralık tirilye ve yağlık memecik zeytinlerimizin yanında mandalina, ceviz ağaçlarımız ve çam ormanıyla kapladığı alan büyük olsa da kendisi küçük bir işletme” diyor, Kalamaki için...
ALAZ Balıklı Tan... Geç de olsa hayallerinin peşinden giden ve bunun için mücadele eden bir isim. Bir yandan işini büyütmek için emek veren, öte tarafta da Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası kurduğu ‘El Emeği Dayanışma Platformu’yla bölgedeki hemcinslerine destek olmaya çalışan bir girişimci. Dizegnia’nın kurucusu Alaz Balıklı Tan ile kariyer yolculuğundan çocukluk hayaline kavuşmaya evrilen girişimcilik serüvenine birçok konuyu konuştuk. 1988 İzmir doğumlu Alaz Balıklı Tan, çocukluğundan itibaren tek isteği moda sektöründe eğimi alıp bu alanda kariyerine yön vermek şeklinde olur. Öyle ki kendisine verilen harçlıkları o yıllarda moda dergisi koleksiyonları yaptığını anlatan Alaz Balıklı Tan, şöyle devam etti:
ÖNCE MİMAR OL SONRA...
“Benim hayallerim moda olmasına rağmen; mimar, mühendis, avukat, öğretmen, ekonomistlerden oluşan ve yaratıcı bir iş yapan, tek bir kişinin bile olmadığı ciddi ailem için kabul edilemez bir şeydi. ‘Önce mimar ol, sonra ne yapmak istiyorsan onu yaparsın’ söylemiyle Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra değişim programıyla Avusturya’ya gittim. Sonrasında da orada kalıp Viyana Teknik Üniversite’sinde mimarlık eğitimi aldım. Çok da iyi bir yıl ortalamasıyla 2013’te mezun oldum. Herkesin hayali olan yurtdışında yaşamak bana o an için çok da cazip gelmediği için Türkiye’ye döndüm.”
MODA İÇİN DEPOCU OLDU
HAYAT hep gülük gülistanlık olmuyor. Gülücükler kadar gözyaşı da yaşamın bir gerçeği. Ama aslolan asla pes etmemek, hayata sıkı sıkı sarılmak ve mücadele etmek. Ömür Kaynak da aynı öyle yapmış. Ailedeki huzursuzluklar sonucunda alınan aşırı kilolardan kurtulmak için çözümü sporda ve sonra da koşuda bulmuş. Koşuyla birlikte sağlıklı beslenmek adına kendisi için fıstık ezmesi yapmaya başlamış. Bu tat çevreden de beğenilip, “Bize de yapar mısın?” talebi üzerine bir anda girişime dönmüş. ‘Fıstıkçı Kız’ ismiyle yeni bir yolculuğa çıkan ve gelecekte de Bodrum’da sağlıklı beslenme üzerine bir mekan açma planı bulunan Kaynak’la zorluklar ve mücadele dolu hayatını ve tabii ki de girişimini konuştuk.
HAYATA TUTUNMA MÜCADELESİ
İstanbul’un yarısı gibi o da 1975’te Zeynep Kamil’de doğup, Erenköy’de büyümüş. Lisenin ardından evlenip anne olmuş. Bu süreçte Açıköğretim’de işletme okuyan Ömür Kaynak, yaşadığı sorunların sonunda evlilik akdini sonlandırmış. Tabii bununla birlikte üzerindeki sorumluluklar iki kat artmış. Yeni bir hayata tutunma mücadelesine giren Kaynak, hem oğlunu büyütmek, hem de çalışmak zorunda kalmış. Önce spor salonunda çalışmış. Hikayesinin devamını şöyle aktarıyor: