Mete Tamer Omur

Tarım elektroniğinin zihin savaşçıları

26 Ocak 2025
Üniversite yıllarında başlayan arkadaşlıklarını süreç içinde ortaklıkla taçlandıran Murat Varlıklı ve Enver Özgeday, tarım araçlarına ekledikleri elektronik parçalarla katma değer yaratıyor. Star Wars hayranlığıyla ‘zihin savaşçıları’ndan esinlenerek şirketin ismini de CEDAY olarak belirleyen ikili, bugün 8 ülkeye ihracat yapıyor. Geliştirdikleri ürünlerle hem tarımda verimliliği arttıran hem de ithalatın önüne geçen Varlıklı ve Özgeday’ın hedefinde ise daha fazla ülkeye ihracat yapmak var.


 

HEM dünyada hem de Türkiye’de tarım makineleri sektörü büyümesini sürdürüyor. Milyarlarca dolarlık bir ekonominin döndüğü sektör, sürekli gelişen teknoloji ve yeniliklerle de bir dönüşüm içinde. İzmirli CEDAY Bilişim Teknolojileri de tarım makineleri sektörünün büyümesi için emek verenlerden... Üniversite döneminde başlayan arkadaşlıklarını zamanla girişime dönüştüren Murat Varlıklı ile Enver Özgeday’ın kurduğu CEDAY, bugün tarım makineleri için yüksek teknoloji elektronik, sensör ile hassas ekim bileşenlerinde kullanılan kontrol ve izleme cihazları üretiyor. CEDAY Bilişim Teknolojileri’nin kurucu ortağı Murat Varlıklı ile şirketin kuruluş hikayesinden yarınlara dair planlarına birçok konuyu konuştuk.

YOLLARI ÜNİVERSİTEDE KESİŞTİ

İşçi bir anne ve babanın evladı olarak 1975’te Almanya’da dünyaya gelmiş Murat Varlık… 1984’te ailesiyle birlikte Mersin’e kesin dönüş yapmış. Babasının, ‘hayatı öğrenin’ sözüyle küçük yaşta sokakta insanların kilosunu tartmış. Kuyumcu yanında başlayan çıraklık ise kalfalığa kadar yükselmiş. Bilgisayar üzerine okuma hedefiyle 1994’te üniversite eğitimi için İzmir’e gelmiş. Ege Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı’nı kazanmış. Bu süreçte yolu kendisi gibi mücadele dolu bir yaşamdan gelen Enver Özgeday’la kesişmiş. İkisi de bir yandan okumuş öte yandan çalışmış. Üniversitenin ardından Enver Özgeday özel bir şirkette, Murat Varlıklı ise Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda profesyonel iş hayatına ilk adımı atmış. Murat Varlıklı, hikâyenin devamını şöyle anlatıyor:

ARTAN TALEP GİRİŞİME DÖNÜŞTÜ

Yazının Devamını Oku

Zanaatına sanat kattı sabit mobilya sektöründe marka oldu

19 Ocak 2025
Marangoz babasından el alarak işin zanaatını öğrenen, üniversite eğitimiyle de sürece sanat katan Ahmet Geçgel, yarattığı Themore Concept ile global oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Mutfak-banyodan dekorasyona geniş bir ürün gamıyla hem Türkiye’de hem de yurtdışında tüketiciyle buluşan Geçgel’in gündeminde ise yeni yatırım ve mağaza sayısını artırmak var.

HEMEN hemen hepimizin yarınlara dair birçok ‘hayali’ var. Girişimci ruha sahip olanlar ise bu düşünceleri gerçeğe dönüştürerek farkındalığını ortaya koyuyor. Aydınlı Ahmet Geçgel de hayalini girişimle taçlandıranlardan... Üniversite yıllarında, arkadaşlarının öğretmen olmayı planladığı ortamda, ‘Kendi işimin patronu olacağım’ demiş ve bu hedefini de 25’inde gerçeğe dönüştürmüş. Mutfak, banyo, kapı, vestiyer, dolap, ray dolap, dekorasyon ürünlerini bir çatı altında toplayan Ahmet Geçgel, Themore Concept ve Orge Yapı Tasarım şirketleriyle sektörünün önemli bir aktörü olmayı başarmış. Orge Grup A.Ş. CEO’su Ahmet Geçgel ile girişimcilik yolculuğundan gelecek planlarına birçok konuyu konuştuk.

HEM ALAYLI HEM MEKTEPLİ

Marangoz bir baba ile ev kadını bir annenin evladı olarak 1983 Aydın doğmuş. Esnaflık kültüründen gelen bir ailede büyüyen Ahmet Geçgel, küçük yaşta çalışma hayatına atılmış. Babasından hem marangozluğu hem de iş ahlakını öğrenmiş. Baba mesleği, Ahmet Geçgel’in eğitim hayatında da yönlendirici olmuş. Meslek lisesinde mobilya dekorasyon okumuş. Daha sonra ise Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Mobilya Dekorasyon Öğretmenliği ve İç Mimarlık Bölümü’nü kazanmış. Üniversite döneminde de basketbol hakemliğinden atölyelerde mimarlık hizmeti vermeye kadar oldukça parlak ve hareketli bir süreci yaşamış.

AKADEMİSYENLİK DE YAPTI

Erasmus Programı’yla Fransa’ya gitmiş. Burada da boş durmayan Ahmet Geçgel, bir yandan hem dil öğrenmiş hem de okuldan arta kalan zamanında inşaatlarda çalışarak sektörüyle ilgili tecrübe kazanmış. Üniversitenin ardından yüksek lisans yapan Ahmet Geçgel, Adnan Menderes Üniversitesi Mobilya Dekorasyon Bölümü’nde de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamış. Bu süreçte de boş zamanlarında ’AutoCAD’ gibi tasarım programları üzerine öğrencilerine dersler vermiş. Ahmet Geçgel, hikayesinin devamını şöyle anlatıyor:

Yazının Devamını Oku

Onun hayatı dans

12 Ocak 2025
Çocukluğundan beri hayatının önemli bir parçası olan dans tutkusunu bir girişme dönüştüren Nur Niyaz Bildik, kurduğu dans topluluğu ve akademiyle müzikal caz dans alanında farkındalık yaratıyor. Bildik’in hedefinde ise hem tüm organizasyonu tek bir çatı altında yönetmek hem de yeni müzikalleri seyirciyle buluşturmak var.


 

DOĞRU bildiğin yoldan şaşma… Girişimci adayları için kılavuz niteliğinde bir deyim… ‘En iyi iş bildiğin iş’ söylemi de yine günümüz girişimcilerin önemli bir mottosu… Yıllarca farklı alanlarda kariyerine yön veren Nur Niyaz Bildik de dansa olan ilgi ve tutkusunu iş modeline dönüştürenlerden. Pandemi dönemi İstanbul’dan İzmir’e gelen Nur Niyaz Bildik, farklı disiplinlerden gelen ancak ortak bir dans tutkusunun etrafında buluşan bağımsız dansçıları kurduğu Niyaz Bildik Dans Topluluğu’nun çatısı altında bir araya getirmiş. Broadway müzikallerinden tanıdığımız müzikal caz dansını seyirciyle buluşturan Bildik, çocuk dansçıları da unutmamış. Nur Niyaz Bildik’le hem parıltılı girişimcilik serüvenini hem de geleceğe dair planlarını konuştuk.

HAYALİNDE GENETİK OKUMAK VARDI

1984 İstanbul doğumlu Nur Niyaz Bildik dans dünyasına ilk adımlarını annesinin yönlendirmesiyle 3,5 yaşında ritmik jimnastik yaparak atmış. Bir süre sonra lisanslı sporcu olmuş. Tam milli sporcu olacakken lise eğitimine odaklanma kararı almış. Tabii süreçte dansla da tam anlamda bağını koparmamış. Genetik okuma hayalleri kursa da özellikle sayısal derslerde istediği sonuçları alamayınca sözel bölüme yönelmiş. Bu değişim aile içinde mini bir şok etkisi yaratsa da Nur Niyaz Bildik’ten Özel Saint Benoit Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra üniversite konusunda beklenti hayli yüksekmiş. Çeşitli ebeveyn kaygılarıyla dans odaklı bir eğitim ve dolayısıyla kariyerden ziyade farklı disiplinlerde yol yürümesi istenmiş. Nur Niyaz Bildik de Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü’nü burslu kazanmış… Bildik, hikayenin devamını şöyle anlatıyor:

MUHABİRLİKTEN BALE ÖĞRETMENLİĞİNE

Yazının Devamını Oku

Egeli üç genç yapay zekayla dünyaya açıldı

29 Aralık 2024
Üniversite yıllarından başlayan arkadaşlıklarını ve profesyonel deneyimlerini ortak bir vizyon etrafında bir araya getiren Egeli üç genç, kurdukları Novus’la işletmelerin birden fazla yapay zeka modelini aynı anda yönetmelerine olanak tanıyor. İstanbul ve Boston ofislerinin yanına 2025’te Paris’i de eklemeye hazırlanan Rıza Egehan Asad, Vorga Can ve Ekin Akyürek, yeni yapay zeka ürünleri DOT'u da piyasaya sürmeyi planlıyor.

 

ÖZELLİKLE pandemi döneminde sıkça duyduğumuz dijital dönüşüm söylemi artık yerini ‘yapay zeka’ya bırakmış durumda. Hem fırsatlar hem de endişeler çokça dillendiriliyor. Birçok kurum ya da sektörün odağında yapay zeka var… Hatta birçok girişimci bu alanda yeni hikayeler yazıyor ya da yazmak için yoğun bir mesai harcıyor. Rıza Egehan Asad, Vorga Can ve Ekin Akyürek de yapay zeka alanında çalışan Egeli üç isim… Kurdukları Novus’la yapay zeka ve içerik üretimi teknolojilerine odaklanan Asad, Can ve Akyürek, bugün bir ayakları Türkiye’de bir ayakları ise Amerika’da girişimcilik yolculuklarını büyüterek devam ediyor. Novus’un kurucuları Ekin Akyürek, Vorga Can ve Rıza Egehan Asad ile hem çalışmalarını hem de geleceğe dair planlarını konuştuk.

YOLLARI ÜNİVERSİTEDE KESİŞTİ

Rıza Egehan Asad, 1995’te Denizli’de, Ekin Akyürek 1996’da Manisa’da doğmuş. 1996 doğumlu Vorga Can da aslen İzmirli, anne tarafı ise Denizliliymiş… Farklı kentlerde büyüyen bu üç gencin yolu lisans eğitimi aldıkları İstanbul’da kesişmiş… Rıza Egehan Asad, Koç Üniversitesi Kimya ve Biyoloji Mühendisliği Bölümü’nde okumuş. Vorga Can da Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlamış, sosyoloji dalında da çift anadal yapmış. Ayrıca, Maastricht Üniversitesi'nde European Studies/Civilization üzerine de eğitim görmüş. Ekin Akyürek de Koç Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Fizik alanlarında çift anadal yapmış. Akademik yaşamına Massachusetts Institute of Technology'nin Bilgisayar Bilimi ve Yapay Zeka Laboratuvarı'nda (CSAIL) doktora öğrencisi olarak devam ediyormuş.

GÜÇLÜ BİR SİNERJİYE DÖNÜŞTÜ

Farklı disiplinlerden gelen üç gencin süreç içinde ortak projelerde işbirlikleri olmuş. Bu da Egehan, Ekin ve Vorga arasında güçlü bir sinerjiye dönüşmüş. Egehan'ın teknik uzmanlığı, Vorga'nın iş geliştirme becerileri ve Ekin’in yapay zeka alanındaki deneyimleri yeni bir girişimin fitilini ateşlemiş. Üniversite yıllarından başlayan arkadaşlıkları ve profesyonel deneyimleri, onları ortak bir vizyon etrafında bir araya getirmiş. Ve Novus'u kurmuşlar. Novus, yapay zeka ve içerik üretimi teknolojilerine odaklanan bir medya şirketi olarak kurulmuş. CEO Rıza Egehan Asad, Novus’un yapısını şöyle anlatıyor:

Yazının Devamını Oku

‘Vazgeçmeyeceğim bir isim olmalı’ dedi kızları Ceylin ve Beril’den CeyBer’i yarattı

22 Aralık 2024
Yıllarca kurumsal hayatta çalıştıktan sonra çağrı merkezi alanında bir marka yaratma hedefiyle CeyBer’i kuran Ergun Civelek, 10 kişiyle başlattığı operasyonu bugün 600’e çıkardı. 2025 sonuna kadar çalışan sayısını bin 250’ye yükseltmeyi planlayan Civelek’in gündeminde yurtdışına yatırım da var. Yapay zekâ ve teknoloji alanında da yatırımları bulunan Ergun Civelek hem yazılım hem de çağrı merkezleri çözümlerinde büyümeyi hedefliyor.

 

ÇAĞRI merkezi sektörü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızlı büyüyor. Milyarlarca doların konuşulduğu bir alan… Türkiye’de ise yaklaşık 50 milyar TL’lik bir pazar olarak gösterilen çağrı merkezlerinde bugün 150 bine yakın kişi çalışıyor. Bu pazarın büyümesi için emek veren isimlerden biri de Ergun Civelek… Kurumsal hayata nokta koyup kendi hikayesini yazmak için 2016’da İzmir’den yola çıkan Civelek, CeyBer’le bugün 70'ten fazla proje deneyimiyle e-ticaret, teknoloji ve lojistik gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmalara hizmet sunuyor. Sürece yapay zekâ ve teknolojiyi de ekleyerek farkındalık yaratan Ergun Civelek’le girişimcilik serüveninde yarınlara dair planlarına kadar birçok konu başlığını konuştuk.

HEM OKUYUP HEM ÇALIŞTI

Ev kadını bir anne ile karayollarında işçi bir babanın 3 erkek çocuğunun en küçüğü olarak 1980’de Trabzon’da doğmuş. Annesinin yönlendirmesiyle 8’li yaşlarda pazarda çanta satarak aslında çalışma hayatına ilk adımı atmış. Hem okuyup hem de çalışmış. Süreç içinde beyaz eşya da satmış, gazete de simit de… 17 yıl yaşadığı Trabzon’dan, üniversite eğitimi için İstanbul’a gittiğinde çıkmış. Marmara Üniversitesi Elektronik Haberleşme Bölümü’nde okurken de boş durmamış. Çalışmaya devam etmiş ve bir fast food zincirinde harçlığını çıkarmış. Bir süre sonra kendini geliştirecek alanlara odaklanmış ve telekomünikasyon sektöründe kariyerine yön vermeye başlamış, çağrı merkezinde çalışmış.

DÜŞMEMEK İÇİN HEP KOŞTU

Üniversite yıllarında başlayan profesyonel iş hayatında süreç içinde farklı kurumlarda çalışarak devam etmiş. Sabancı, Borusan, Turkcell ve en sonunda da yolu Türk Telekom’la kesişmiş. Çalıştığı her kurumda da hedeflerini her zaman gerçekleştiren bir profesyonel olmuş. Çocukluk yıllarından itibaren yaptığı işlerin de payıyla, satıştan büyük bir keyif alarak yol yürümüş. Pratik zekasına olan güveniyle hep çalışmış. “Düşmemek adına hep koştum” diyen Civelek, günün sonunda da artık kendi hikayesini yazmanın geldiğini düşünmeye başlamış.

Yazının Devamını Oku

40 metrekareden 30 ülkeye renkli ihracatın hikayesi

15 Aralık 2024
Erkan Hüner, yaklaşık 10 yıl önce İzmir’de 40 metrekarelik dükkandan başlayan girişimcilik serüvenini bugün 30 ülkeye ihracat yapan bir yapıya dönüştürdü. Dünyanın önemli toz boya üreticileri için kartela üreten Hüner’in gündeminde ise stratejik işbirlikleri var. Ayrıca bir de akademi kurmayı planlıyor.

  

GİRİŞİMCİ ruhu harekete geçiren çeşitli kavramlar var… Fırsat ve ihtiyaç da işte bunların en başında geliyor. Bu iki kavram, birçok girişimin fitilini ateşliyor. Fırsatı ve ihtiyacı iyi analiz ederek eyleme geçenler, kendi girişimcilik hikayelerini yazıyor. Erkan Hüner de profesyonel hayata çalıştığı süreçte gördüğü fırsatı girişime dönüştürenlerden… Çalıştığı global şirketin ithal ettiği toz boya kartelasındaki uzun terminler karşısında, ‘Bu işi ben yaparım’ diyerek harekete geçen Erkan Hüner’in, süreç içinde ağabeyi Gürkan Hüner’i de ortak ettiği Mode Tanıtım, bugün Mode Colors markasıyla 30’a yakın ülkeye ihracat yapıyor. Niş bir alanda çalışan Mode Colors’un kurucusu Erkan Hüner ile hem kariyer yolculuğunu hem gelecek planlarını hem de girişimcilik ekosistemine yönelik tavsiyelerini konuştuk.

O İFLAS HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

Mimar bir babanın oğlu olarak 1981’de Adana’da dünyaya gelmiş. Adana’da müteahhitlik yapan baba, aralarında İncirlik Hava Üssü, Çukurova Üniversitesi’nin de bulunduğu birçok önemli projenin hayata geçmesinde görev almış. Ama süreç içinde Erkan Hüner’in babası iş yaşamında büyümek kadar iflasın da olabileceği gerçeğiyle yüzleşmiş. Oluşan büyük borç yükü ve ekonomik sıkıntı tüm aileyle birlikte Erkan Hüner’in yaşamını da büyük ölçüde değiştirmiş. “Adana’dan Fethiye’ye taşınmak zorunda kaldık. Babam borçları temizlemek için otel projelerinde görev almaya başladı” diyen Erkan Hüner, aile üzerindeki baskıyı azaltmak adına ortaokul eğitimini yatılı okumak üzere Ankara’nın yolunu tutmuş.

YATILI OKULDA SANDVİÇ SATTI

Aile bütçesine katkı için Fethiye’de başlayan para kazanma zorunluluğu, yatılı okulda da devam etmiş. Erkan Hüner, kimi zaman ekmeğin arasında koyduğu salamlarla yaptığı sandviçi kimi zaman annesinin gönderdiği gofret ya da Antep fıstığını satarak harçlığını çıkarmış. Otellerde de çalışmış, bakkalda da… Bu tempo Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nü okumak için geldiği İzmir’de de devam etmiş. Profesyonel iş hayatına ilk adımı da üniversitede okuduğu süreçte Turkcell’de müşteri hizmetlerinde atmış. Kariyer süreci 4’üncü sınıfta Microsoft’ta satış pazarlama, TÜYAP’ta fuar satışıyla devam etmiş. Babasının sağlık sorunları nedeniyle geldiği İzmir’de yolu Akzo Nobel’le kesişmiş. Erkan Hüner, hikayenin devamını şöyle anlatıyor:

Yazının Devamını Oku

Bu girişimde çok şey var

8 Aralık 2024
Olten ailesi; girişimci ruhla ülke için katma değer yaratıyor, sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirdikleri filarmoni orkestrasıyla hem gençlere iş imkânı sağlıyor hem de birçok kişiyi müzikle buluşturuyor. Fatma Olten, bugüne kadar Türkiye ve yurtdışında yüzlerce konser veren Olten Filarmoni Orkestrası’nın dünyaca ünlü salonlarda da yer almasını hedeflediklerini söylüyor.

  

BİRÇOK girişimci yola çıkarken çoğu zaman tek bir hedefe kitleniyor. İşini büyütmek, yüksek cirolara ulaşmak... Bazıları ise süreç içinde ayrışıyor. Hem işini büyütüyor hem birçok sosyal sorumluluğu hayata geçiriyor hem de sektörü için de emek veriyor. İşte Fatma Olten tam da böyle bir isim. Fatma Hanım, eşi Ceyhan Olten’le birlikte bir yandan şirketleri için emek veriyor. Öte taraftan ise Olten Sanat Vakfı’yla genç sanatçılara iş imkânı yaratıyor, klasik müziği daha geniş kitlelerle buluşturuyorlar. Bir şapkası da Türkiye Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) Başkanlığı olan Fatma Olten’le sanattan girişime ve sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok konuyu konuştuk.

PROFESYONEL HAYATTAN YENİ HİKÂYEYE

Orta Doğu Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde okuduğu dönemde Aselsan’da staj yaparak çalışma hayatına ilk adımı atmış. Daha sonra sistem geliştirmek üzere Türk Eximbank’la yolu kesişmiş. Eş durumundan İzmir’e gelerek Yaşar Topluluğu’nda kariyer yolculuğuna devam etmiş... Elektrik mühendisi eşi Ceyhan Olten’in profesyonel olarak çalıştığı şirkete önce ortak ardından da çoğunluk hissesini devralmasıyla işin seyri değişmiş. Ceyhan Olten’in, ‘Benim yardıma ihtiyacım var’ söylemiyle Fatma Olten de bilgi birikimini ELSİS Enerji Sistemleri’nin büyümesi için kullanmaya başlamış. Çift, süreç içinde birçok projede imzası olan ELSİS’in yanına 2000’li yılların başlarında ikinci bir elektrik şirketi eklemiş: PROMEDA Endüstri A.Ş... Fatma Olten, hikâyenin devamını şöyle anlatıyor:

TOPLUM İÇİN NE YAPTINIZ SORUSUNA YANIT

“İki şirketimiz de bugün alanında önemli işlere imza atar hale geldi. Biz de süreçte bir yandan elektrik sistemleri içinde mühendislik yapıp sanayiciliği öğrenirken öte tarafta ise buralardan edindiğimiz kazancı topluma geri vermek için de kafa yorduk. Endüstri ile elektrik mühendisi bir çift olarak hayatımızda klasik müziğin ayrı yeri var. Eşim, klasik müzik zarafetinin Türkiye’de daha geniş kitlelerle buluşmasını arzuluyordu. Girişimcilik serüveniyle ülke için katma değer yaratırken, kültür-sanat alanında da bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçirme düşüncesine odaklandık. Gelecek kuşağın, ‘Bu toplum için ne yaptınız?’ sorusuna yanıt için harekete geçtik. ‘Filarmoni orkestrası kuralım’ dediğimizde çevremiz bize güldü. Çünkü başarısız olacağımızı düşündüler.”

Yazının Devamını Oku

Tarımda kadının parmak izi kooperatifle belirginleşecek

7 Kasım 2024
Girişimci 13 kadın, toprakta hep eli olan ama adı pek de anılmayan hemcinsleri için kooperatifleşti. Tarımda kadının parmak izini belirginleştirmek isteyen Tarımda Kadın Kooperatifi, sürdürülebilir tarım için kadın üreticilerin daha çok söz sahibi olmasını istiyor. Ayrıca; kültürel, gastronomik ve tarımsal değerlere sahip çıkan ‘agroekoturizm’ destinasyonu yaratmak da hedefler arasında...


 

KAMUDAN yerel yönetime ya da sivil toplum kuruluşlarına birçok kurum son yıllarda ‘kadının iş yaşamında daha fazla yer alması’ adına yoğun mesai harcıyor. Çünkü Türkiye’deki kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 68’i iş hayatının dışında. Yani kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 32. Dünya sıralamasında 100’lü basamaklarda olduğumuz bu veri ülkemizin ekonomik büyümesi adına negatif bir sonuç doğruyor. Milyarlarca liralık bir kayıptan söz ediliyor. Hal böyleyken ekonomik büyümede itici güç olma potansiyeli hayli yüksek olan kadınların güç birliği yaptığı bir alan da kooperatifler…

 

KADIN KOOPERATİFLERİNDE EGE FARKI

 

Kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha etkin katılımını teşvik eden kadın kooperatiflerin sayısı her geçen gün artıyor. Şu anda Türkiye’de bin 200’e yakın kadın kooperatifi var. Bunların yaklaşık 170 ise Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteriyor. Önemli işlere imza atan bu kooperatiflerden biri de Tarımda Kadın Kooperatifi… Geçtiğimiz günlerde coğrafi işaretli Aydın memecik zeytini için Kuşadası Yaylaköy’de düzenlenen hasat töreninde Tarımda Kadın Kooperatifi’nin üyeleriyle bir araya geldik. Hem çalışmalarını hem de yarına dair planlarını konuştuk.

Yazının Devamını Oku