Seçimi kazandırır şampiyonluk gider
· Devre arasında bu kadar çok transfer yapmak doğru mu?
Eğer seçim varsa, bu kadar transfer yaparsın, hatta daha fazlasını yaparsın. Çünkü G.Saray’ın transfer yapmasındaki sebep sadece eksikleri değil. Cemal Nalga olayıyla başlayan o süreçte camianın tepkisini azaltma amaçlı. Bir söz vardır, “Niyetin neyse sonun da odur” diye. G.Saray Yönetimi bu oyuncuları ne niyetle transfer ettiyse, sonucunu da alacaklardır. Bu transferler seçimi kazandıracaktır ama bu sefer de takımı ve şampiyonluğu kaybedecekler.
Kaptanın performansı ciddi anlamda düştü
· Ara dönemde yapılan transferler takımın dengesini bozdu mu?
YÖNETİM kendini kurtarmak isterken bu transferlerle takımın ahengini ciddi anlamda bozdu. Yeni transferlerin özellikle Arda’ya olumsuz yansıdığını düşünüyorum. Arda yetenekleri itibariyle tek başına bu takımı götürecek bir oyuncu. Yeni transferlerin gelişiyle performansı düştü.
Taraftar Rijkaard’dan daha büyük düşünüyor
· G.Saray teknik patronu Rijkaard, Avrupa için “bonus” dedi...
Galatasaray ve Kayserispor son aylardaki en zevkli oyun başlangıcını yaşattılar. Maçın başında takımlar o kadar istekliydi ki, birbirlerine üç pas yaptıracak zaman ve alan bırakmadılar. İki renktaş adeta birbirlerini tartmadan direkt dövüşe başlayan boksörler gibiydi. Kondisyonu ve gücü iyi olanın ayakta kalacağı bir maç olacaktı.
İlk yarıda gol olmasa bile izleyen herkesin zevk aldığı bir maç oldu. Ligimizin kalitesini ve değerini artıracak işte böyle oynanan maçlar olacaktır. İkinci yarı ilkinin benzeri başladı fakat dengeleri değiştiren kırmızı kart Galatasaray için aleyhte oldu. G.Saray’ın rahat kazanacağı beklentisi doğdu ama öyle olmadı.
Mustafa Arjantin’e...
ELANO, Dunga’nın bir seçimi olarak Brezilya Milli Takımı’nda oynuyor. Brezilya takımı ile oynadığı maçlarda kullandığı serbest vuruşlar, attığı pasların neredeyse hiçbirini Galatasaray’da göremedik. Bu kadar tolerans gösterilen başka bir oyuncu olsa yıldız olurdu. İnsanın ister istemez, yanında oynadığı ve kendisinden her maç iki gömlek iyi oynayan Mustafa Sarp’ı görünce “Elano Brezilya’da oynuyorsa, Mustafa Arjantin’de oynamaz mı?” diye sorası geliyor. Rijkaard, Gaziantep maçında oyundan alınmasına şaşıran ve tepki veren Elano’yu oyunda tutup maçın en iyi oyuncularından Mehmet
Topal’ı çıkardı. Rijkaard kendisine her tepki verene ya forma verdi ya da oyundan almadı.
Keita ve Topal %30 kazandırdı
G.SARAY kötü oynadığı maçların üstüne karşısında Kayserispor gibi diri ve istekli bir takım olmasına rağmen son dönemdeki en iyi oyununu oynadı. Peki bu kadar kısa sürede değişen neydi? Kayserispor’u ciddiye almak mutlaka etken ama asıl farkı Keita ve Mehmet Topal ortaya koydu. Keita’nın rakip alanda top tutması ve G.Saray’ın son haftalardaki en büyük zaafı rakip alanda kalamama sorununu halletmesi, adam geçmesi, rakibin Keita’nın varlığından dolayı çıkamaması önemliydi. Keita önde bu işleri yaparken nam-ı diğer “Örümcek Adam” Mehmet Topal yine son zamanların sorunu iki kenar bek problemini yaptığı kademelerle hallederken, orta sahadaki mücadelesi ve kazandığı toplarla Galatasaray’ın baskı yemesini engelledi. Keita ve Mehmet’in dönüşü takıma %30 artı kazandırdı.
Sezon başında maç başına ortalama 5 pozisyonla ve 3 gol ile oynayan takım gitmiş; bırakın iyi oyunu, golü bulduktan sonra rakibe pozisyonlar veren ve goller yiyen takım gelmiş. Galatasaray kolay gol bulan ama bir o kadar da kolay pozisyon veren, gol yiyen bir görüntü veriyor.
Tabii bu durum da Atletico Madrid ve diğer maçlar için kafalarda soru işaretleri oluşmasına sebep oluyor. Bu oyunu ‘bir kupa maçı nasılsa, bunun rövanşı da var’ düşüncesiyle yorumlayamayız. Çünkü Galatasaray Ali Sami Yen’de de iyi oynamıyor. Garip olan Galatasaray’ın son iki maçında oyun olarak iyi olmamasından çok, öne geçtikten sonra çok rahat oyunu götüreceğine, goller yemesi...
Kurtarıcı aranıyor
Kewell ve Keita varken işleyen, pozisyon hazırlayan, hatta goller atan Galatasaray şimdi kanat akınını unuttu. Kewell, Keita, Baros ve Arda gibi dört yetenekli oyuncunun performanslarına bağlı oyun düşüncesinin zararları şimdi ortaya çıkıyor. Bu oyuncular olmayınca pozisyona girmekte zorlanan, kanat varyasyonları yapamayan, seyirciyi heyecanlandırmayan ve kuşkulandıran bir Galatasaray ortaya çıkıyor. Yani eğer bir sistemin olmazsa seni kurtaracak birilerini ararsın.
Rijkaard’ın bu saatten sonra sakat oyuncuları erken dönsün diye dua etmekten başka çaresi yok.
TÜRKİYE’de üç türlü transfer vardır. Birincisi, ihtiyaç olanlar. İkincisi, geleceğe yatırım olanlar. Üçüncüsü de seçim için olanlar. Galatasaray yönetimi Lucas Neill ile bir ihtiyacını, Dos Santos ile geleceğe yönelik oyuncu transferini, Jo’yu da kiralayarak seçim yatırımını yaptı.
Galatasaray’ın defansın göbeğindeki eksikleri ve farklı oyuncu arayışı Lucas’ı bir ihtiyaç transferi yaptı. Lucas ile Galatasaray daha iyi defans yapan bir takım olacak. Jo’nun sadece kiralanması, Avrupa’da oynamayacak ve 4 ay sonra dönecek olması seçim için iyi bir tercih olduğunu gösteriyor. Dos Santos ise yaşının genç olması, yetenekleri ve satın alınabilecek olmasından dolayı ileriki yıllara dönük iyi bir transfer.
Ligimizin sertliğini, önümüzdeki aylarda oynanacak sahaları ve hava şartlarını düşünürsek, bu üç transferden Lucas’ın daha verimli olacağını diğer iki nazik oyuncunun daha sonra verimli olacaklarını düşünüyorum. Jo ve Dos Santos’un Premier Lig’de başarılı olamaması bana göre ölçü değil. Çünkü bizim ligimiz ne o kalitede, ne o tempoda. İngiltere’de zor forma şansı bulan oyuncular için bizim ligimiz çok da zorlanmayacakları hatta kolay bir arena.
İyi para kazandırır
Fakat bütün bu transferlerin bana gösterdiği Arda’nın Avrupa’ya gidişinin onaylanmasıdır. Gelen oyunculara bakınca Arda’nın eksikliğini hissettirmeyecek kadar iyi oldukları ortada. Arda’nın da Avrupa’ya gitme isteği zaten biliniyor. Arda, Galatasaray’da çok iyi maçlar çıkardı. Biraz formunda düşüş olunca çok kötüymüş gibi değerlendiriliyor. Gelecek dönem Arda için daha parlak olmayacaktır. Galatasaray’ın iyi para kazanacağı, Arda’nın da istediği bir takıma transfer olması iki tarafında hayrına olacaktır.
Galatasaray nasıl iyi oynar?
Rijkaard oyuncuları doğru yerlerde oynattığı zaman.
Maçın ilk yarısının son bölümünde Galatasaray’ın baskı yediği ve pozisyon verdiği dakikalarda, önde bir Nonda gibi top tutmasını, böylece takımı rahatlatmasını bekledim...
Daha çok koşu yoluna top isteyen bir forvet. Zaaf olarak nitelendirilebilecek yönü vuruş için topu hep sol ayağına almaya çalışması. Bir golcüye ceza sahası içinde bu zamanı tanımazlar. Bire birde rahat adam geçecek yetenekli bir oyuncu ama daha iyi oynaması için zamana ihtiyacı olacak.
Denizli takımı maça daha istekli başlayan taraftı. Ama bu takımların unuttuğu birşey var; maça iyi başlama isteği, maçın öyle devam edeceğini göstermediği gibi tam aksi büyük takımı daha motive eden ve maçın sonunda ayakta kalan tarafın iyi takımlar olmasını sağlayan etken olur. O yüzden Denizli gibi takımlar için akıllı ve ekonomik oynamak maçın tamamında var olmanın ön şartı. Denizli bunları unuttuğu dakikalarda golleri yedi. Fakat maçın genelinde istekleri ve mücadeleleri iyiydi.
Elano’ya düşen görev
GALATASARAY’ın ilk yarıda baskı yemesi ve pozisyon vermesi Elano’nun defansif yönünün iyi olmaması kadar takımın maça çok konsantre olmamasından da kaynaklanıyor. Yoksa galibiyeti olmayan, en az gol atan, ligin dibinde bir takıma böyle oynamanın ne kalite ile ne de fizik güç ile izah edilecek tarafı yok.
Orta sahadaki ikiliden Elano’nun öne doğru oynayan olması ve Galatasaray’ın pas trafiğini başlatması lazım. Yoksa sadece defans için Elano Galatasaray için hem lüks hem de sıkıntı. Rijkaard bu eksiği Ayhan’ı alarak kapattı.
Santos’un form tutması Jo’dan uzun sürer
DOS Santos hızlı ve kısa alanda etkili bir oyuncu. Keita gibi uzayarak giden değil ama kapanan takımlara iş yapabilecek bir oyuncu. Fakat Dos Santos’un form tutması Jo’dan uzun sürecek.
Kewell oynamıyor ve maçlarda kulübede mutsuz şekilde otururken İngiltere’ye gideceği haberleri çıkıyordu. Rijkaard’ın Kewell’ı çok tutmadığı için başlarda oynatmaması, sonradan mecburiyetten şans vermesi bir şeyleri onarılamaz hale getirmişti.
Rijkaard’ın şimdi sakatlığı bahane ederek eline şans geçmiş gibi Kewell’ı göndermek istemesinin sebebi sadece “Atletico Madrid maçında oynayacak forvetim yok’’ düşüncesi olamaz. O zaman şunu sorarım; “Neden Avrupa’da oynayamayacak bir oyuncunun transferine izin verdin?” Jo’nun Avrupa Ligi’nde oynayamayacağını herhalde biliyordur. E o zaman şimdi bu ne? Eğer Jo sadece Türkiye Ligi düşünülerek alındıysa, alındığı şartlar göz önünde bulundurursak fazladan bir transfer. Nonda zaten o işi şimdiye kadar layıkıyla yaptı.
Diğer taraftan Kewell forvet oynadığı maçlarda birçok golcüye ders verecek kadar iyi oynadı. Attığı goller, yaptığı koşular, verdiği paslar baştan aşağı futbol kalitesini ortaya koyuyor. Zeki, karizmatik, kaliteli ve lider bir oyuncuyu değil göndermek, devre arası sözleşme imzalamak gerekmez mi? G.Saray Yönetimi elindeki değerin farkına varmalı. Gözünü dışarıdan içeriye çevirirse transfere gerek olmadığını anlar.
‘Dos Santos rakipsiz olsun mu’ istiyor
Kewell sadece bir futbolcu değildir. Örnek alınacak ve sevilen bir SPORCU’dur. Bu duruma farklı bir bakış açısı daha ekleyeyim... Şunu da düşünün. Acaba Rijkaard transfer edilmesini çok istediği Dos Santos’u daha rahat oynatabilmek ve alternatifsiz kılmak için Kewell’ı istemiyor olabilir mi? Çünkü Kewell taraftarın çok sevdiği ve saygı duyduğu bir oyuncu.
Kewell olduğu sürece oynamasını isteyecek bir basın ve taraftar olacak, bu da Rijkaard’ın üzerinde istemediği bir baskı oluşturacaktır. Kewell giderse kenarda oynayan Dos Santos’a hazır boş bir forma olur. Ama Nonda kalırsa aynı bölgede oynamadıkları için zaten sorun olmayacaktır.
Rijkaard’ı gerçekten anlamak zor. Önce yararlanamayacağı bir transfere izin veriyor, sonra hep kenarda tuttuğu Nonda’nın sözleşmesinin feshedilmesine izin veriyor, en sonunda Nonda kalsın Kewell gitsin diyor. Kısacası Kewell performansı, kalitesi, kişiliği ile bu kadar kolay vazgeçilecek bir oyuncu değil. Umarım bu yanlıştan dönerler.
Brezilyalılar...