Hollanda’nın mecburen kazanmaya dönük oyunu ki bu mecburiyetin sebebi Hollanda’nın oyun kültürüdür, bize en büyük avantajı sağladı.
Letonya maçında, karşımızda duvar bulmuş ve devamlı arayış içinde olmuş ama golü bulamadığımız için zorlanmıştık.
MÜTHİŞ FİNAL
Hollanda, savunma yapmayacağına, yapamayacağına göre o zaman daha geniş ve rahat hareket alanları bulacaktık.
İLK defa Konya Stadı’nda maç izledim. Maçtan önce sahaya da indim ve atmosferin etkileyici havasını hissettim. Bir kere muhteşem bir stad. Söylenenler az bile. Ortam harika ama stadı müthiş hale getiren tribünleri dolduran taraftarlardı. Konya seyircisi, maçlara gösterdiği ilgi ve futbola olan deteci ile Milli Takımı ayağına getirmeyi başardı. Ve bunu çok hak ettiler.
Maç beklendiği gibi başladı ve gelişti. Letonya’nın kapanması, örülü defans yapması ve çabuk atak düşüncesi beklenesi bir durumdu. Bizim de baskılı oynamamız, pozisyona girmemiz ve oyunun hakimi olmamız maçın doğası gereğiydi. İlk yarı bittiğinde, çok pozisyon kaçıran ve oyun şablodunu oturtamayan bir Milli Takım gördük. Bizim için problem olan ve Hollanda maçında başımıza iş açacak 3 sorunla soyunma odasına gittik.
SELÇUK HEP EKSİK KALDI
İlki, Letonya’nın kazandığı yada bizim kaybettiğimiz topları, rakibin hiç bekletmeden öne ve çabuk oynamasıydı. Dahası, topu bizim ceza alanı çevresine getirdiklerinde hiç işi uzatmadan direkt sonlanırdılar. Bunu yaparken, orta sahada Hakan Ç.’nin rakibi karşılama özelliğinin olmaması ve topun gerisinde kalmasının eksikliğini kullandılar. Selçuk, rakibin hücumlarında orta sahada hep eksik kaldı.
İkincisi, kapanan ve yemedikçe direnci artan Letonya’ya karşı sabırsız ve aceleci davranmamız oldu. Bu acele önce telaşa sonra strese döndü.
2005-06 sezonunda Aydın’ın son dakika golü, sezon sonu gelecek şampiyonluğun habercisiydi.
Geçen sezon yine Konya deplasmanı ve Hamza hocanın, iyi oynayarak farklı kazandığı maçla elde ettiği güven ile oluşan kredi sonucu yaşanan havanın sahaya ciddi yansıması...
Bu maç her ne kadar ligin başında da olsa, Galatasaray için yine önemli bir deplasmandı.
Arayış içindeki Hamza hoca, Umut’u takıma dahil etmeye çalışırken hücum hattında değişimler yapıyor.
Sezon başları, taraftarın stada gelmesi için erken olmalı ki, Galatasaray taraftarı da maça beklenenden az ilgi gösterdi.
Ya da bir dönem bizim de yaşadığımız fazla kupa ve başarı bıkkınlığı sendromu da olabilir.
Fakat saha içinde ilgi çekici işler oluyordu.
Hamza Hoca, ilk maçtaki çok konuşulan Burak tercihi ve beraberlikten sonra iç saha maçına daha fazla hücum düşünerek çıktı.
Pereira, sistem seçiminden oyuncu seçimine kadar yapacağı bütün tercihler sadece Fenerbahçe’nin değil, yarıştaki diğer takımların da sıralamasını belirleyecek.
Çünkü, elinde her sistemi her şekilde oynayacak kalitede bir kadro var.
Pereira’nın oyuncu seçimindeki en kritik oyuncu Diego.
Brezilyalı’nın sahadaki varlığı, sadece sistemi değil diğer oyuncuların pozisyonlarını hatta performanslarını da etkiliyor.
Avrupa’nın en güzel statlarından biri. Futbol oynatan, oynamak için havaya sokan harika bir stad. Galatasaray ve Galatasaraylı oyuncular için prestij maçı.Ama daha önemlisi, Sarı Kırmızılı oyuncular ve takım için en ciddi ve direkt test. Zaten muhtemel rakibi olan yada rakipleri kadar güçlü bir takım Real Madrid.
Podolski ve Sneijder’in Şampiyonlar Ligi etkinliğinin düzeyinin ne olacağının işaretlerini göreceğimiz, Burak’ın yokluğunun üst düzeyde nasıl hissedileceğinin anlaşılacağı ve genel manada problemlerin gün yüzüne çıkacağı bir maç olacaktı. Galatasaray’ın golü yediği bölüme kadar dikkat çeken durum pas oyunuydu. Tamam, Real Madrid zaten rakibe her alanda baskı yapan, pas yaptırmayan bir takım değil ama Galatasaraylı oyuncuların ilk çeyrekteki pas çokluğu ve bağlantı yakınlığı da bu düzeyde değildi. Rakibin Real olması oyuncuları konsantre edince, topa hakim olmak, kalitelerini göstermek ve kendilerine olan güveni bu yolla rakibe hissettirmek istediler. Bu bir tarafı ile rakibe kafa tutmaydı.
KAZANIMLAR
Oyuncuların ciddi, rakipten çekinmeyen ve panik yapmayan halinin sahada yansımaları oldu. En iyi örnek. Sabri. Fakat Sabri kadar Koray’ın, Carole’un, Emre’nin saha içi karakterleri güçlüydü. Herşeye rağmen, bu maçtan alınacaklar ve uygulanamayacaklar var. Galatasaray’ın lige taşıyabileceği
ZAMAN ONLARIN NELER YAPACAĞINI GÖSTERECEK
FENERBAHÇE-ESKİŞEHiR 2-0
Kazanmasına rağmen F.Bahçe oyun temposu olarak beklenen çizgide görünmedi. Bunun sebebi neydi?
Çok normal, her şeyi ile yenilenen bir takım var. Hocası, sistemi tamamen yenilenen bir takım ve bu kadar kısa sürede göze hoş gelen futbol oynamasını beklemek doğru olmaz. Bu süreçte kaliteli adamlar ön plana çıkmalı. Bu maçın özelindeki sorun da F.Bahçe’nin önemli kozu olan iki kenar bekinin olmamasıydı (Caner ve Gökhan). Kjaer’in de oynatılmaması defansın kötü gözükmesine sebep oldu ve Topal’sızlık da etkiledi.
SEYİRCİ DÖNDÜ
Yeni transferlerle F.Bahçe’deki en büyük değişim sizce nedir?
Podolski de olsa, hazır olmayan ve uyum sağlayamamış bir oyuncunun sahada olması, her sene 20 tane golün içinde olan bir golcüye tercih sebebi teknik de olsa kabul görmez. Yİnede Alman’ın kafası sadece skoru değil soru işaretlerini de değiştirdi.
TÜRKİYE’de, elde ettiği önemli başarıları probleme dönüştüren, kazanılan kupaların keyfini sürmek yerine sorun üreten, mutlu olması gerekirken huzursuz ve mutsuz olabilen tek takımdır Galatasaray. Alınan her kupa, biraz daha sorun ve daha fazla memnuniyetsizlik olarak yansıdı. Kupa zehirlenmesi yaşıyor Galatasaray. Sıkıntının olmadığı dönemde, sorunu üretip problemin kendisi oluyor. Burak’ın Sivas deplasmanında oynamaması da bu çerçevede değerlendirilebilir. Hamza Hoca bu tercihi, tamamen kendi seçimi olarak anlatsa da aslında kimseye anlatamaz. Çünkü, Podolski de olsa, hazır olmayan ve uyum sağlayamamış bir oyuncunun sahada olması, her sene 20 tane golün içinde olan bir golcüye tercih sebebi teknik de olsa kabul görmez.
UYUM BOZAN
ÜSTELİK geçen sezon deplasmanda oynanan maçlarda çok zorlayan ve bu sene karşımıza Atletico Madrid olarak çıkan bir Sivas varken. Forma kombinasyonu güzeldi Sivas’ın. Sahada ise geçen senden bildiğimiz ve alışık olduğumuz işleri yapmaya devam eden takım gördük. Yine kendi sağ kenarlarını iyi ve etkili kullanmayı başardılar.