Osman Müftüoğlu

Sorun ne azgın teke ne andropoz üstü Viagra

4 Aralık 2006
Son zamanlarda gündemin ilk sıralarına yerleşen toplumsal bir soruna doğru teşhis hálá konulamadı. Erkeklerdeki elektrik kesintilerinin nedeni ne yazık ki yeteri kadar doğru anlaşılamadı. Hemen belirtelim: Sorun ne "Azgın Teke Sendromu", ne "Yıkılmadım Ayaktayım Problemi", ne de "Andropoz Üstü Viagra Triadı" ile geçiştirilecek kadar basit değildir.

EĞER evini terk eden erkek muhabbetinden sıkıldıysanız, sizi üzülerek uyaralım: Soruna doğru çözümler üretilmezse, bundan sonra erkekler de kadınlar da daha sık yakalanacaktır ve böyle giderse sadece erkekler değil kadınların da elektriği kesilecek, evini terk eden erkeklere bir de "umutsuz ve mutsuz kadınlar" eklenecektir. İşin içinde "ruhsal viagra"yı hálá bir türlü bulamamış olmak, çözümü sadece Viagra’da, Levitra’da, Cialis’de aramak, "niçin geç kaldım korkusu"ndan bir türlü kurtulamamak ve daha pek çok şey vardır ama sebep en çok orta yaşın ruhsal ve bedensel (özellikle hormonal) kayıplarıdır.

ORTA YAŞ KAYIPLARI

Hayat orta yaşlardan sonra biraz da kayıplar ve ara vermeler zamanıdır. Tıbbi deyimle "pause"ler sürecidir. Menopause’de kadınlar östrojenlerini, andropause’de erkekler testosteronlarını ve her ikisi de orta yaşlarda Adrenopause nedeniyle böbrek üstü, Somatopause nedeniyle büyüme hormonlarını yavaş yavaş kaybederler. Eğer bu hormonal kayıpların yarattığı yavaşlamayı iyi algılayamaz, oluşturduğu sonuçları tanıyacak ruhsal örgütlenmeleri zamanında kuramazsanız işiniz zordur. Bu durumda ya bedeniniz ruhunuzdan ya da ruhunuz bedeninizden (ki çoğu kez bu daha belirgindir) geri kalır.

Siz yaşlandıkça yaşlanan ruhunuz değil bedeninizdir. Ruh asla yaşlanmaz! Orta yaşlar ve sonrasında ruhun gıdasını vermezseniz, bedenle dansını ihmal ederseniz, beynin kalbinizle yaptığı tangolara ara verirseniz, işte o zaman sorunlar çıkar. İster kadın ister erkek olun, fark etmez. Tangolar, danslar evin dışında aranmaya başlanır. Kısacası, evden kaçma sendromu en çok duygusal ihmaller nedeniyle yaşanır.

Sorunun nedenini evlilik süresinin uzunluğuna bağlayanlar yanılmaktadır. İnsan yaşamının uzadığı, bu durumun normal süresi eskiden 25-30 yıl olan evlilikleri 40-50 yıla çıkardığı doğrudur ama evden kaçmalarda uzamış evliliklerin hiç ama hiç günahı yoktur. İyi bir evliliğin sağlığa iyi geldiğini, yaşamı güzelleştirdiğini, huzur ve mutluluğu geliştirdiğini gösteren binlerce kanıt vardır.

KRİZİN ÇÖZÜMÜ

Bizim düşüncemize göre orta yaş erkeklerinin yaşadığı (kadınlarınsa şimdilik yaşamaktan çekindiği) sorunun adı "Orta Yaş Krizi"dir. Krizin belirtileri oldukça tipiktir : Daha genç görünme, giyinme ve yaşama çabası, spor otomobil tutkusu, gençlerle daha çok yaşama ve birlikte olma eğilimi, geride kalan yılları sorgulayıp önündeki zamana yetişme telaşı, kendini daha iyi hissetme tutkusu, yeni heyecanlara, maceralara ve biraz da tehlikelere yelken açma arzusu.

Orta yaş krizi bilimsel tıbbın onayladığı, sınırlarını çizdiği bir hastalık değildir ama böyle giderse gerçek bir hastalık haline geleceğinden, en azından toplum sağlığını tehdit eden bir soruna dönüşeceğinden hiç kuşkunuz olmasın. Elektriği kesilen erkekleri de kadınları da hiç kimse sorgulamasın, ayıplamasın.

Testesteron eksikliği nasıl teşhis edilir

Testosteron seviyeleri kan analizleriyle ölçülebilmektedir. Daha güvenli bir karar verebilmek için anormal bulgular bir kez daha tekrar edilmelidir. Doğruya en yakın sonuçlar için testosteron seviyesinin gün içinde en yüksek olduğu sabah 8-10 saatleri tercih edilmelidir. Eğer testosteron seviyesi düşükse hormon yerine koyma tedavisi yapılabilir. Bu tedavinin uzman ellerde daha iyi netice vereceği ve sorunsuz sürdürüleceği bilinmelidir. Doktorunuz böyle bir karar verirse prostat büyümesi sorununuz olmadığından emin olmak için Prostat Spesifik Antijen isimli tetkiki isteyecek ve ihtiyaç duyarsa sizi bir prostat muayenesinden geçirecektir. Yıllık rutin incelemelerinizin testosteron seviyelerinin tayini için iyi bir fırsat olabileceği aklınızda olsun. Eğer yorgunluk, bitkinlik, aşırı terleme, uyku sorunları, sinirlilik, endişe, kas güçsüzlüğü, ruhsal çökkünlük veya tükenmişlik hissi, sakal büyümesinde azalma, seks yapma isteğinde düşme gibi sorunlar yaşıyorsanız, bu testi yaptırmanızda fayda vardır.
Yazının Devamını Oku

En önemli sorunu kilo gelgitleridir

3 Aralık 2006
Nihat Özdemir beslenmesine olağanüstü dikkat gösteriyor. Sağlıklı bir beslenme planı var ve bunu aksatmadan uyguluyor.

Öyle ki; eğer masadaki yiyecekleri sağlıksız görüyorsa, ekmek ve zeytinyağı ile idare ediyor. Bütün sorunu dostlarla yenilen yemeklerde. Yiyecek tüketimini arttırmasında bu sofralar önemli bir yer tutuyor. Doygunluk frenleri bu sofralarda kolayca patlıyor! Nihat Özdemir özellikle akşam yemeklerinde yiyecek miktarı ve kalori kontrolünü tümüyle bozuyor.

Nihat Bey’in kuruyemişlere ve tatlılara tutkunluğu beslenme yanlışları arasında önemli bir yer tutuyor. Özellikle hamurlu tatlı görünce dayanamıyor, hata yapıyor. Kısacası, Nihat Özdemir’in sofraları sağlıklı ama yüksek kalorilidir. Bu nedenle sürekli kilo sorunu yaşıyor.

Kilo alırken de verirken de yol arkadaşı olarak Mahmut Uslu ilk tercihidir. Nihat Özdemir, Mahmut Uslu ile dünyanın en ünlü sağlık kliniklerine gider. İkili, her yıl birkaç kez, 8-10 kilo verir ve sonra bunları aynı hızla geri alırlar. Zayıfladıklarında hemen ortaya çıkar, düğünlere davetlere katılır, kilo alınca birkaç haftalığına yine ortadan kaybolurlar. Bu dönemlerde Frankfurt yakınlarındaki "Parkschlosschen Ayurveda Kliniği"ne veya "Klinik Buchinger"e gittikleri bilinir. Alınıp verilen kiloların sağlığı bozduğunu iyi bildiğimizden Nihat Özdemir’in beslenme notunu biraz düşürüyoruz: 6O BİR TENİS TUTKUNU

Nihat Özdemir 10 yıl kadar önce bir kalp sorunu yaşamış, bunu yeni bir hayatın başlangıcı yapmıştır. Neredeyse 100’e yaklaşan kilolarından "koroner club" üyesi olduktan sonra kurtulmuştur. 10 yıldır hemen her sabah yürür. Haftada 2-3 kez tenis oynar. Yürüme alışkanlığı mükemmeldir. Seyahatte olsa bile her sabah en geç 7’de parklardadır. Egzersiz bilinci yılda birkaç kez tekrarladığı "Canyon Ranch Sağlıklı Yaşam Merkezi" ziyaretlerinden sonra daha da gelişmiştir. Yogayı, pilatesi, power walking ve trekking sporlarını ABD’nin bu ünlü sağlıklı yaşam merkezinde öğrenmiştir. Tenisi çok sever. Tenis performansı müthiştir. Benimle, Sedat Ergin ve Can Dündar’la oynarken sakin, Fatih Çekirge ve Kenan Araz ile oynarken hırslı ve gergindir. Ama her oyunu keyifle bitirir. Nihat Özdemir’in alkışlanacak bir aktivite programı var. Aktivite notu bu nedenle yüksek: 9

Yazının Devamını Oku

Cildiniz neden kırışır?

1 Aralık 2006
Cildinizi yaşlandıran pek çok şey var ama bunlardan üç tanesi çok önemlidir: Zaman faktörü, genetik miras ve güneş ışınları... Cildinizi yaşlandıran diğer nedenleri de belirtelim; cinsel hormonlarınız, kortizon, insülin ve tiroid hormonu düzeyleriniz, beslenmeniz, uykunuz, stres düzeyiniz, sigara, alkol, kafein alışkanlıklarınız, aktivite düzeyiniz, kilo alış-verişleriniz...

Bütün bu faktörler içerisinde en önemli faktör doğal yaşlanmadır. Bunu genetik mirasınız izlemektedir. Her organın bir yaşlanma biçimi vardır. Cilt yaşlanmasının doğal seyri de kırışıklıkların artması, cildin kuruyup buruşması ve bir miktar sarkmasıdır. Buna ciltte oluşan lekeleri, benleri, ince damarsal çizgileri ve tüyleri de ekleyebilirsiniz. Halk dilindeki "anasına bak kızını al" cümlesi, cilt yaşlanmasının genetik yönünü işaret eden oldukça güzel bir tanımlamadır. Cilt önemli ölçüde annede ve babada olduğu gibi yaşlanır.

Zaman faktörünü ve genetik mirasınızı yeteri kadar etkileyemezsiniz ama değiştirebileceğiniz birçok faktör vardır. Beslenme biçiminiz bunlardan en önemlisidir. Doğru beslenerek cildinizi ebediyen değilse de uzunca bir süre genç tutabilirsiniz.

Yaşam seçimleriniz arasında en önemlisi ise sigara dumanı olmalıdır. Sigara, cildinizin en önemli düşmanıdır. Kafein ve alkol kullanmanın da cildi yıprattığı unutulmamalıdır. Dilimizde güzel bir deyim daha vardır: "İçinin karası yüzüne vurmuş". Gerçekten de duygularımız, düşüncelerimiz, endişe ve gerginliklerimiz ve hatta "niyetlerimiz" yüzümüze yansımaktadır. Yanaklarınızda simetrik gülme çizgilerinin ve alnınızda düzensiz endişe hatlarının oluşması bundandır. Gülen, gülümseyen, mutlu ifadelerle süslenen cilt daha geç yaşlanmaktadır.

Cilt sağlığınızı etkileyen faktörler arasında hormonlarınız da yer alır. Özellikle cinsel hormonlar cilt yaşlanmasında etkili olmaktadır. Menopoz ile başlayan ani östrojen kaybının kadınlarda cilt yaşlanmasını hızlandırması bundandır. Kilo alış-verişlerinin, özellikle yanlış planlanan diyetlerin de cilt yaşlanmasını hızlandırdığını hatırlatalım.

Güneş bilinen en etkili cilt yaşlandırıcısıdır. Güneşte uzun süre korumasız kalan her cilt hızla yaşlanır. Bunun en tipik örneği kollarınızda yaşanır. Kollarınızın o pürüzsüz ve düzgün iç yüzü güneşten korunmuş doğal cildinizi yansıtır. Dış yüzü ise güneşin etkisiyle pörsümüş, kırışmış, kurumuş ve yaşlanmıştır. Dış etkenler arasında kirli hava, kullandığınız kötü kaliteli veya yanlış seçilmiş cilt ürünleri de önemli bir yer alır. Sık sık tekrarladığımız serbest radikallere bağlı cilt yaşlanması güneş ışınlarına, hava kirliliğine veya sigara kullanımına fazlaca maruz kalanlarda daha şiddetli yaşanır.

"Cilt yaşlanması önlenebilir mi" sorusunun cevabı henüz "evet" değildir ama bu soru şimdilik "yavaşlatılabilir ya da geciktirilebilir" şeklinde yanıtlanabilir.

Cilt kuruluğunu azaltmak için

Cilt kuruluğu ve kaşıntısını azaltmak için;

Banyo ve duş sıklığını azaltın

Çok sıcak su ile yıkanmayın

Yünlü giysi kullanmayın

Evinizi nemlendirin

Düzenli su için

Cilt nemlendirici ve yağlandırıcılarından yararlanın

BİR SORU

Besin destekleri cilt yaşlanmasını önler mi?

Besin desteklerinin bazıları cildinizin yaşlanmaya direncini artırabilir. Benim kanaatim bu konuda likopen, alfa lipoik asit ve L-Karnitin’in en önemli destekler olduğudur. Ko-enzim Q10, C vitamini, E vitamini, Selenyum gibi antioksidan desteklerin, Gingko özütlerinin, Sillymarin ve yeşil çayın da cilt yaşlanmasına karşı gelebileceğini düşünenler var.

Düzenli tüketilen Omega-3 desteklerinin, Omega-6 kaynağı bitkisel ürünlerin (Evening Primrose Oil) de faydalı olduğunu ileri sürüyorlar. Size cildinize iyi geleceği vaadiyle pazarlanan bir ürünü hemen satın almayın. Ürünün içeriği ve ihtiva ettiği aktif maddelerin miktarı, hazırlama tekniğinin güvenilirliği gibi koşulları da sorgulayın ve bu ürünleri mümkünse bir dermatoloji uzmanına sormadan kullanmayın.

MENOPOZ NOTLARI

Menopozda hormon kullanalım mı?

Bazı kadınlarda hormon destek tedavisinin yan etkileri görülebilir. Bu yan etkilerin çoğu aslında fazla rahatsız etmemektedir. Ancak yan etkiler görülürse doktorunuzla konuşun. Doktorunuz ilaç dozunu yeniden ayarlayabilir veya farklı bir ürün kullanabilir.

Hormon yerine koyma tedavisi uyguluyorsanız, doktorunuz nadir de olsa bu ürünleri kullanan kadınlarda görülebilecek problemleri erken teşhis edebilmek için yılda bir kez kontrolden geçmenizi önerecektir. Doktorunuz memelerinizde kitle olup olmadığını inceleyecek, pelvik muayene yaparak yumurtalıklar, rahim, rahim ağzı veya vajenle ilgili bir bozukluk olup olmadığını kontrol edecektir. Hormonlar bazı kadınlarda kan basıncını artırabildiğinden kan basıncınıza bakılacaktır. Düzenli kontroller yapmayı ihmal etmeyin.

BİR GÖRÜŞ

Op.Dr. Erhan

CANKAT


Menopozda hormon ne zaman kullanılmalı?

Menopozda hormon tedavisinde amaç, eksik olan östrojenin yerine konmasıdır. Bazı kadınlarda östrojen hızlı, bazılarında yavaş yavaş düşüş gösterir. İhtiyaç her kadında farklı olacağından, hangi östrojenin hangi yolla ve ne dozda verileceğini doktor ayarlamalıdır. Tedavide östrojenin yanında progesteron verilmesi tek başına verilen östrojenin rahimde olası zararlı etkilerini önlemek amacıyladır.

Östrojen tedavisi adet gördürerek veya gördürmeyerek yapılabilir. Yeni menopoza girmekte olanlarda adetlerinin bir müddet daha devam ettirilmesi, hastanın psikolojik olarak rahatlamasına yardımcı olur. Tıbbi açıdan adet olmanın önemi yoktur.

Menopozda hormon tedavisi çok tartışılmış bir konudur. Son çalışmalardan çıkan sonuç ise gerekli değilse tedavinin verilmemesi, ancak ihtiyacı olan hastalarda doktor kontrollü olarak uygun tedavinin verilebileceği yönündedir. Östrojenin sayısız faydalı etkisi olduğu söylenmekle birlikte, buna karşı çıkan birçok çalışma yayımlanmıştır. Bugün için varılan ortak görüş, şiddetli ateş basması ve terleme, huzursuzluk şikayetlerini sadece östrojenin geçirebileceği, dolayısıyla bu şikayetleri günlük yaşantısını etkileyen hastaların hormon tedavisi alabileceğidir.

Biraz sabır ve dengeli beslenme, egzersiz, sağlıklı yaşam kurallarının uygulanması ile menopoz sorunu tedavisiz de aşılabilmektedir.

Diyetisyen

Oya Yüksek


Fazla kilonun kaybı daha çok sağlık demektir

Mesajınız çok net: Sizin için sağlıklı olarak kabul edilen aralıktaki kilonuza ulaşın ve koruyun. Kilonuz bir kere olması gerekenin üzerine çıktığında, birazcık fazla kilo sorun yaratmaz inanışı sağlığınızı tehlikeye sokabilir.

Kilonuz öncesinde olduğundan 2.5 kg. arttığı anda aklınızda sarı bir uyarı bayrağı çekin. Ne yazık ki, kilonuzdaki küçük artışlar daha büyük sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Kilonuzdaki ufak bir azalmanın bile sağlığınızı anlamlı şekilde iyileştirdiği kesindir. Başlangıç kilonuzun yüzde 5-10’unu vermeniz hastalık riskinizi düşürecektir.

BESLENME

OKULU


Diyetisyen

Tuğçe Altan


Kilo kaybı kalp sağlığını olumlu etkiler

Sadece yüzde 5 gibi bir oranda bile olsa, kilo kaybının sağlık üzerinde çok etkisi vardır.

Kalp hastalığının, kalp yetmezliğinin, yüksek kan basıncının ve diğer kronik hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde kilo kaybının önemli bir yeri vardır.

Vücut ağırlığınızın yüzde 10’unu kaybetmeniz, vücudun insüline olan yanıtını olumlu olarak etkiler, kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur, yüksek kan basıncını kontrol altına alır veya önler ve trigliserit, HDL kolesterol ve LDL kolesterol düzeylerini olumlu olarak etkiler.

Başlangıç kilonuzun yüzde 5-10’unu vermenizin sağlık üzerine birkaç yararı aşağıda özetlenmiştir.

* Kilo 45 yaşından önce verildiyse, meme kanseri riskini azaltır.

* Her 10 kilogramlık kayıp, kan basıncını 10 derece düşürür.

* BKI’nin her bir birim düşmesi, HDL kolesterolü yükseltir.

* Diyabetin görülme sıklığını yüzde 58 oranında azaltır.

Birçok araştırma kuruluşunda yapılan, kilo kaybı ve fiziksel aktivite bileşenlerini içeren yaşam tarzı programıyla katılımcılar diyabetin gelişme riskini yüzde 7 oranında azaltmışlardır.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için:

manager@yasasinhayat.org

Tel: (0212) 236 73 00

Kışın vitamin almam gerekir mi?

Diyetisyen Nilüfer Bayram

Ne kadar süre vitamin almalıyım?

Sağlıklı besleniyor musunuz? Çoğunlukla, tam tahıllar, baklagiller, ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlar, taze meyve-sebzeler ve su içeren bir beslenme planı uyguluyorsanız, fazladan besin desteği kullanmanıza gerek yoktur. Sadece stres altında olduğunuz dönemler ve uzun yolculuklar gibi sağlıklı bir beslenme döneminden uzak kaldığınızda tamamlayıcı almanız yeterlidir.

Stres altındaysanız, günde ikiden fazla alkollü içecek, sigara veya birkaç fincan kahve içiyorsanız, daha fazla C ve E vitaminleri ve diğer antioksidanlardan kullanabilirsiniz. Fast-food besinlerle, hızla geçiştirilen, düzensiz bir diyet uyguluyorsanız, bir miktar antioksidan almanızda yarar olabilir.

İşte en iyi antioksidan besinlerden bazıları; somon balığı, ton balığı, alabalık, kuruyemişler (ceviz, fındık), brokoli, domates, karpuz, nar, havuç, biber, ıspanak...

1.65 boyunda 63 kg. ağırlığındayım. Ağırlığım aşırı değil ama kendimi şişman hissediyorum. Yağlı bir görünüme sahibim. Bunun nedeni ne olabilir?

Diyetisyen Güneş AYIR

Şişman mı, yağlı mı?

Beden kitle indeksi dediğimiz parametreye ideal sınırlar içerisindesiniz. Yalnız genel vücut ağırlığınızdan çok, bu ağırlığın açılımı bizim için önem taşımakta... Vücut ağırlığının bileşenlerini kabaca kas, yağ ve su olarak sıraladığımızda, bizim için önemli olan bu bileşenlerin ideal sınırlara göre oranları...

Bu oranlardan yağ oranı fazla olduğunda, siz vücut ağırlığı bakımından ideal sınırlar içerisinde olsanız dahi bahsettiğiniz gibi yağlı bir görünüme sahip olabilirsiniz. Ya da ideal sınırlar içinde olduğunuz halde vücut şeklinizden dolayı kendinizi şişman hissedebilirsiniz. Bölgesel problemleriniz için diyet yapmak yerine mutlaka egzersize başlayın. Ama ondan önce vücut analizinizi yaptırıp, dağılımın nasıl olduğunu bir diyetisyene yorumlatın.
Yazının Devamını Oku

Stres karın ağrıtıyor!

30 Kasım 2006
Stres karşısında gösterdiğiniz tepkiler o anda salgıladığınız kimyasal maddelerle ilişkilidir. Yaşadığınız her stres hücre, doku ve organlarınıza tam bir kimyasal banyo yaptırır. Tekrarlayan veya uzayan stresler bedeninizde bir soğuk duş etkisi yapar. Stres karşısında yaşadığınız bu soğuk duştan en çok etkilenen organlarınız kalbiniz, mideniz, bağırsaklarınız ve cildinizdir. Beyinle bu organlar arasındaki "kırmızı hat" stres durumunda salgılanan kimyasallarla alarm durumuna geçmekte, bir dizi sağlık sorununu da tetiklemektedir. Yoğun streste kalbinizin çarpması, göğsünüzün sıkışması, ekstra sistollerinizin başlaması, endişe, telaş, korku, üzüntü veya heyecan anlarında midenizin ekşiyip yanması, reflü atağınızın başlaması bundandır. Kırmızı hat çok sık çalıştığında, cilt döküntüleriniz ve kaşıntılarınız da sıklaşır. Stres ile ilişkili karın ağrısı, şişkinlik, gaz atakları ve ishal-kabızlık nöbetlerinin sebebi işte bu yoğun kimyasal banyolardır.

"Spastik kolon" veya "Hassas Bağırsak Sendromu" olarak da bilinen sağlık sorununun oluşumunda stresle bağlantılı gel-gitler önemlidir. Bu sendromun sıklığı oldukça yüksektir. Uzmanlar sendromun psikosomatik kökenli bir sorun olduğunu belirtmektedir. Karın ağrısı atakları, gaz, şişkinlik ve bağırsak alışkanlıklarında değişme (ishal, kabızlık), dışkı yaparken zorlanma en sık belirtilerdir. İshal ve kabızlık dönemleri birbirini izleyebilir. Ani ishal nöbetleri görülebilir. Hastaların çoğunda ruhsal kökenli başka bedensel sorunların da bulunması tipiktir. Yorgunluk, ağrılar, cinsel fonksiyon bozuklukları, uyku problemleri, karın ağrısı ve gaz, ishal-kabızlığa eşlik eden belirtilerdir. Kesin teşhis için belirlenmiş net bir kriter yoktur. Son 12 ay içinde en az 12 hafta süreyle -ki bu sürenin ardışık olması gerekmez- şu 3 özellikten en az ikisinin bulunması, tanı için yeterli kabul edilir: Dışkılama ile şikayetin geçmesi, dışkılama sıklığının değişiklik göstermesi, dışkı formunda ve görünümünde değişiklik oluşması.

Eğer herhangi bir stres atağı ile ilişkili gaz veya bağırsak alışkanlığı değişimi sorunu yaşıyorsanız, bunun nedeninin "Mutsuz Bağırsak Sendromu" olabileceği aklınızda olsun. Bu sorunun çözümünün pek kolay olmadığı, iyi bir doktor-hasta ilişkisi, akıllı bir stres yönetimi ve dikkatli bir beslenme alışkanlığı gerektirdiğini de hatırlatalım.

BİR UYARI

Dr. Ece

HATTAT


Felç ve kalp krizi belirtileri

- Yüzde, kollarda, bacaklarda ve özellikle bedenin yalnızca bir tarafında birdenbire ortaya çıkan uyuşma ya da güçsüzlük.

- Ani akıl karışıklığı, konuşma ve anlama zorluğu.

- Ani ortaya çıkan bir ya da iki gözde görme zorluğu.

- Ani ortaya çıkan yürüme güçlüğü, baş dönmesi, denge ya da koordinasyon kaybı.

- Bilinen hiçbir nedeni olmadan ani başlayan şiddetli baş ağrısı.

Birinin kalp krizi geçirdiğinden kuşkulanıyorsanız yani dürtülünce tepki vermiyorsa, birkaç saniye boyunca normal soluk alamıyorsa, nabzı atmıyorsa, hareket etmiyor ya da öksürmüyorsa, derhal 112 Acil Servis’i arayın ve kalp masajı uygulamaya başlayın. Eğer yakınınızda bir otomatik harici defibrilatör varsa (AED), kullanmasını bilen birinden yardım isteyin.

Otomatik harici defibrilatör gerektiği zaman düzensiz kalp ritmini ayarlamak için elektrik şoku kullanan bir aygıttır. Amerikan Kalp Derneği, birçok yerde kalp masajı eğitimi sponsorluğu yapmakta ve belirli yerlerde kalp kurtaran defibrilatör aygıtı kullanma kursu düzenlemektedir.

AKLINIZDA BULUNSUN

Diyetisyen

Oya Yüksek

Vücut şekliniz önemlidir

Vücut şekliniz elma mı, armut mudur? Vücut yapısı elma olanlar, yapısı armut olanlardan daha fazla risk altındadır. Eğer vücut yağınız göbeğinizde bulunuyorsa, vücut şekliniz elma tipidir.

Erkekler genetik yapılarından dolayı kiloları göbek çevresinde toplamaya yatkındırlar. Elma tipi olmanız demek, karın yağlarının daha fazla olması anlamına gelir. Karın yağları kalp hastalığı, diyabet ve menopoz sonrası meme kanseri riskini artırır.

Armut tipi vücutlar yağların büyük bir çoğunluğunu kalçalarda depolar. Vücut şekliniz ne olursa olsun Beden Kitle İndeksi (BKİ) halen önemlidir. Çünkü bu bütün vücut yağı ile ilişkilidir. Ayrıca BKİ’niz yüksekse, bel çevrenizin geniş olma olasılığı da fazladır.

BİR SORU BİR CEVAP

Günde bir Aspirin iyi mi?

Aspirin kan pıhtısı oluşumunu azaltarak kalp krizi ve bazı felçlerin önlenmesine yardımcı olur. Aspirin’in iltihap giderici gücünün de sağlık yararı vardır. Uzmanlar, kalp hastalığına yakalananlara günde bir adet 81 mg. bebek aspirini ya da gün aşırı 325 mg. (yetişkin dozu) normal Aspirin önermektedirler.

Kalp krizi belirtilerinin ortaya çıkışında ilk 24 saat içinde Aspirin alınması, bundan sonraki beş hafta boyunca ölümcül olmayan kalp krizlerini, felci ve damar hastalığı nedeniyle ölümü önemli ölçüde engellemektedir.


BESLENME OKULU

Diyetisyen

Tuğçe Altan


Fazla kilo meme kanseri riskini artırır

5 veya 10 kg. kadar fazlalık bile yetişkinlerde sağlık risklerini artırır. Son yayımlanan bir çalışmada Beden Kitle İndeksi’nde (BKİ) yüzde 5 oranında bir artışın, yürüyüş gibi vücut fonksiyonları üzerinde olumsuz etkisinin olduğu bulunmuştur.

Menopozda hormon tedavisi almayan ve 18 yaşından beri ek 10-15 kilo alan kadınların, 2,5 kilodan fazla almayan kadınlara göre meme kanseri olma ihtimalinin yüzde 40 daha fazla olduğu bulunmuştur. Kadınların kilo almasıyla bu risk daha da artmaktadır. Benzer başka bir çalışmada ise her 5 kg. kilo kazanımında, menopoz sonrası meme kanseri riskinde yüzde 8 oranında bir artış bulunmuştur.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için:

manager@yasasinhayat.org

Tel: (0212) 236 73 00

BİR SORU

Diyet yaparken kabızlık şikayetlerim artıyor. Bu nedenle yaptığım diyetleri hep yarım bırakıyorum. Bu durumdan korunmak için önerileriniz var mı?

Posa tüketimini artırmak için

Sağlıklı bir beslenme planında günlük kişinin alması gereken posa miktarı 25-30 gr. kadardır. Özellikle diyet uygularken kalori kısıtlaması ile birlikte posa alımınızda da azalma olabilir. Posa alımınızı artırmak için aşağıdaki yiyecekleri listenize mutlaka ekleyin.

MeyvelerPosa miktarı

1 orta boy armut (kabuklu)4 gr.

1 su bardağı çilek4 gr.

2 adet kuru incir4 gr.

Sebzeler

1/2 su bardağı pişmiş brüksellahanası3 gr.

1 orta boy domates2 gr.

1/2 su bardağı pişmiş bezelye2 gr.

Kurubaklagiller

4 yemek kaşığı pişmiş mercimek4 gr.

4 yemek kaşığı kuru fasulye3 gr.

Ekmekler ve tahıl grubu

2 yemek kaşığı pişmiş bulgur3 gr.

1 ince dilim çavdar ekmeği3 gr.

1 ince dilim kepek ekmeği2 gr.

Kolesterole karşı elma yiyin

Günde 2-3 elma, toplam kolesterol seviyesinde yüzde 10 düzeyinde bir azalma yapar. Elmanın kolesterol azaltıcı içeriği suda eriyen bir lif olan Pektin’den kaynaklanır. Pektin elmadan başka greyfurtta ve havuçta da bulunur. Bu nedenle günde 2 havuç veya 2 greyfurt ile de kolesterol düzeyinde yüzde 10 civarında bir azalma sağlanabilir.
Yazının Devamını Oku

Bellek egzersizleri neden önemli?

29 Kasım 2006
Belleğin yaşlanmaya bağlı doğal zayıflaması önlenebilir mi? Çok sık sorulan bu soruyu yanıtlamak güçtür ama belleğinizi korumanız tedaviden daha kolaydır. Bellek güçlendirici egzersizlere orta yaşlarda başlayabilir ve bu alışkanlığı yaşamınızın doğal bir parçası haline getirebilirseniz, işiniz kolay, başarı şansınız yüksektir.

Düzenli yapılan bellek egzersizlerinin size yaşlılığınızda bol bol yetecek bir kayıt kapasitesi ve anımsama yeteneği sağlayacağını bilmelisiniz. Doğal olarak "bellek egzersizleri" deyimi size yabancı gelebilir. "Bellekle egzersizin ne ilişkisi olabilir" diye de sorabilirsiniz.

Yapılan çalışmalar, beyninizin de kaslarınız gibi sürekli olarak fit tutulma ve geliştirilme ihtiyacı içinde olduğunu gösteriyor. Israrla sürdürülen bazı kayıt ve anımsama egzersizlerinin, beyninize sadece mevcut kapasitesini korumanın da ötesinde güçlendirici etkiler sağladığı biliniyor. Eğer siz de beyninizi güçlendirici ve geliştirici egzersizlerle aktif tutabilirseniz, yaşlanma ile oluşan doğal bellek kaybını oldukça azaltabilirsiniz.

Yapacağınız egzersizler oldukça kolay, uygulanabilir şeyler: Bulmaca çözmek, telefon numaraları, şiir dörtlükleri, şarkı sözleri, fıkralar ezberlemek... Vaktiniz oldukça satranç, tavla, briç gibi akıl oyunları ile biraz ilgilenmek... Daha çok okumak, yeni oyunları, filmleri kaçırmamak... Bütün bunları fazlaca telaşa kapılmadan, bellek kaybını bir sorun haline getirip büyütmeden yapmalısınız. Belleğinize değil, beyninize güvenmelisiniz.

Beyninizdeki sonsuz ve sınırsız güç, sizi daha az mahcup eder. Eğer bu gücün sürekli genç ve dinç kalmasını, tükenip azalmamasını istiyorsanız, yapabileceğiniz daha pek çok şey var.

BİR SORU BİR CEVAP

Çikolata kalsiyum emilimini bozar mı?

n Bir arkadaşım çikolatanın kalsiyumun emilimini bozduğunu söyledi. Bu doğru mu?

* Çikolata, kakao taneciklerinde bulunan "oksalat" isimli doğal bir bileşen içerir. Oksalat çok yüksek miktarlarda alındığında kalsiyumun emilimini engellemektedir. Fakat çikolatadaki oksalat maddesi çok az miktarda olduğundan, kalsiyumun emilimi üzerindeki etkisi çok az olacaktır.

1989 yılında yapılan bir çalışmada sade süt ile çikolatalı süt arasında, kalsiyumun emilimi açısından bir fark görülmemiştir. Artık piyasadaki çikolataların çoğuna kalsiyum ilavesi yapılıyor. Öte yandan oksalat; ıspanak, tatlı patates, bamya, kıvırcık lahana, pazı ile çilek, kiraz, dut gibi meyveler ve çayda da bulunmaktadır.


AKLINIZDA OLSUN

Gaz sorununun nedenleri

Eğer gaz sorunu olan biriyseniz bunun önemli ölçüde yiyeceklerle ilişkili olduğunu unutmayın. Her şeyden önce gaz üreten yiyeceklerin tüketimini azaltın:

l Kabuklu bakliyat (fasulye, nohut, bezelye, mercimek, vb.)...

l Sebze ve meyveler (özellikle lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, turp, şalgam, muhtelif sebzeler, meyveler) gaz üreten yiyeceklerin en önemlileridir.

l Hızlı yemek, içmekle ya da stres altındayken yutulan hava...

l Laktoz tolerans bozukluğu: Bazı süt ve süt ürünlerine karşı hazımsızlık, laktaz enziminin yetersizliği...

l Aşırı bakteriyel flora yükünün de gaz sorununa yol açtığı aklınızda olsun.


AKLINIZDA OLSUN

Diyetisyen

Tuğçe Altan


Birkaç kilo fazlalık ciddi bir sorun yaratmaz

Bir doğru var; o da az miktarda kilo fazlalığının kaygılanılacak bir durum olmadığıdır. Sağlıklı ağırlık sınırlarının içerisinde olduğunuz takdirde, ekstradan birkaç fazla kilonun sağlığınız için zararlı olduğuna dair bir kanıt yoktur. Fakat ne zaman sağlıklı kilo ağırlığından çıkarsanız, olumsuz sağlık sorunları ile karşılaşabilirsiniz.

Kilo alımı ile yaşlanma arasındaki bağlantının efsanesi biraz gerçektir. Vücut kompozisyonu da -kas, yağ ve vücudu oluşturan diğer bileşenlerin miktarı- siz yaşlandıkça değişir. Bu değişikliğin bir kısmının sebebi yaşlanma ile ilişkili olan hormon düzeylerinin düşmesidir. Örneğin: Bir erkeğin vücudu yavaş yavaş daha az testosteron üretmeye başlar. Bu da kas miktarında azalmaya ve özellikle karın bölgesinde yağ miktarının artmasına neden olur. Kadınların ise menopoz döneminde östrojen düzeyleri düşer ve bel çevresinin yağ oranında bir artış gözlenir.

Dr. Ece

HATTAT


Gaz azaltan doğal destekler var mı?

Aşağıdaki desteklerden gaz sorununu hafifletmekte faydalanabilirsiniz:

7 Zencefil (ginger)

7 Aktif kömür (karbon animal)

7 Frukto-oligosakkaridler: FOS (prebiyotikler)

7 Pepermint oil

7 Acidophilus ve bifidus bakterileri (probiyotikler)

7 Sindirim enzimleri: Amilaz, lipaz, laktaz, proteaz destekleri; laktait, pankreas enzim destekleri...

Lütfen biraz yavaş yiyin

Yemek yeme hızınızı azaltmak, kilo kontrolünü sağlamakta son derece önemlidir. Yavaş yeme, yiyeceklerin lezzeti ile ilgili duygusal hazları daha yoğun hissetmenizi de sağlar. Açlık dereceniz ile tükettiğiniz besin miktarının dengelenmesini daha mantıklı hale getirir.

Yemeğe başladığınızdan itibaren açlık kontrol mekanizması tokluk hissine ulaşmak için biraz zamana ihtiyaç duyar. Yavaş yemek yiyerek açlık merkezine tokluk hissinin ulaşması için zaman vermiş olursunuz. Rahat ve yavaş yemek yiyin.

BESLENME OKULU

Diyetisyen

Oya Yüksek


Yaşlandıkça yağlanırız

Kilo alımı yaşlanmanın doğal bir parçasıdır. Zamanla vücudun metabolizması yavaşlar ve bu nedenle daha az kalori yakar. Yaşlandıkça genç yaşlarımızdaki gibi hareketli olamayız.

Vücut yaşlandığında, verimli bir şekilde çalışamaz. Kan basıncı, şeker ve kan kolesterolünün yükselmesi, yaşlandıkça daha sık rastlanan bir durumdur. Arabalar eskidikleri zaman çok iyi çalışmazlar. İnsan vücudunun da yaşlandığı zaman eskisi kadar iyi çalışmaması normaldir.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için:

manager@yasasinhayat.org

Tel: (0212) 236 73 00

BİR SORU

52 yaşında bir bayanım, 3 yıl önce menopoza girdim ve yaklaşık 8 kilo aldım. Bu dönemde özel bir diyet uygulamak gerekir mi?

Diyetisyen Nilüfer Bayram

Menopoz döneminde neden kilo alınır?

Menopoz döneminde daha önce kilo problemi olmayan kadınlar bile kilo alabilmektedir. Hormon düzeylerindeki değişme ile metabolizma hızı genellikle azalır. Bu durumu fark edene kadar aynı yiyecekleri aynı miktarda yemek size işte bu yüzden kilo aldırır. "Aynı şeyleri yesem de kilo alıyorum, neden" sorusunun yanıtı budur.

Peki ya fiziksel aktivite? Bu dönemde metabolizmanızı hızlandırmak için yapılacak hafif egzersizler, menopoz dönemine özel bir beslenme planını mükemmel bir şekilde destekleyecektir. Bu dönemde size özel olarak hazırlanacak bir beslenme programının içeriği, kemik ve kalp sağlığınızı korumaya yönelik olmalıdır. Bununla birlikte bazal metabolizma hızınızın hesaplanarak hazırlandığı bir zayıflama programı, kilolarınızla baş etmenize yardımcı olacaktır. Haftalık olarak 500 gr. ile 1 kg. verebildiğiniz bir programla sağlıklı kilonuza ulaşabilirsiniz.

BİR SORU

Ben tiroid hastasıyım ve ilaç tedavisi görüyorum. Zayıflamam imkansız mı?

Diyetisyen Güneş AYIR

Tiroid hastası kilo verebilir mi?

İmkansız değil ama tiroid problemi olmayan birine göre daha zor... Tiroid probleminden sonra mı, önce mi kilo aldığınızı bilmek gerekir. Önceden de kilo probleminiz var ise bunun nedenleri üzerinde durup, tiroid sorununu göz önünde tutarak bir beslenme programı hazırlanmalıdır. Egzersiz olmadan sadece diyete yüklenmemeniz gerekiyor. İmkansızlığı bir kenara bırakıp, sadece olması gerekenden biraz daha yavaş kilo vereceğinizi bilin. Normalde haftada 0.5-1 kg. kayıp beklenirken belki de sizinki alt sınırda, yani haftada 0.5 kg. kayıp olarak ilerleyecektir. İlaç tedavisi için de düzenli kontrol ve tahlillerinizi aksatmamaya dikkat edin.
Yazının Devamını Oku

Yalnızlık sağlığı bozar

28 Kasım 2006
Şehirler insanı yalnızlaştırıyor. Şehirlerde, kasabalarda hayat her gün biraz daha hızlanıyor. Sokaklar, caddeler, kafeler her gün biraz daha kalabalıklaşıyor. İş hayatı yoğunlaşıp karmaşık hale geliyor. Bunlar insanları daha dar ve yalnız alanların içine sıkıştırıyor. Bu hızlanmış ve kalabalık hayattan en çok sosyal ilişkiler nasibini alıyor. Dostlar ve arkadaşlarla gerçek ve samimi bağlar kurmak için ne zaman, ne enerji kalıyor. İlişkiler yetersiz, güvensiz ve yüzeysel hale geliyor ve sonuçta insanlar hızla yalnızlaşıyor.

Yalnızlaşmak, kalabalıklar içinde yapayalnız biri olmak önümüzdeki günlerin önemli bir sorunudur. Çocukları evlenip evden ayrılan anneler babalar, yurtlarda ailelerinden uzakta okuyan çocuklar, yeni boşanmış eşler ve huzurevlerinde kalanlar, yalnızlık sorununu en çok hissedenlerin başında geliyor. Çocuklar bile yalnız. Onlar sokaklara çıkıp oynamak, koşmak, bağırıp çağırmak, şarkı söylemek kısacası, "sosyalleşerek büyümek" yerine bilgisayar başında chat yapıyor, odalarında televizyon seyrediyor. Komşu ziyaretleri, aile-akraba görüşmeleri, bayram gezmeleri neredeyse anılarda kaldı. Bırakın yüz yüze görüşmeyi telefondaki sesin sıcaklığı bile kaybediliyor, "mesajlaşmak" ile yetiliniyor.

Bir araştırmaya göre 1980’li yıllarda her Amerikalının ortalama en az 2-3 arkadaşı varken bu rakamın son yıllarda bire düştüğü belirtiliyor. Durum bizde de pek farklı değil. Aynı evde birlikte yaşayan eşler kendilerine "bağımsızlık alanları" veya geri dönülmez yalnızlıklar seçiyor. Özetle, ciddi bir "toplumsal ve kişisel yalnızlaşma" süreci yaşıyoruz. Bu durumun nedenleri sadece hızlanan hayat, ekonomik gelgitler, telefon ve internetin yaygınlaşması, çalışma saatlerinin yoğunlaşıp uzaması değildir. Yalnızlaşmanın temel nedeni biraz yürekte ve biraz beyindedir.

Yalnızlık kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, depresyon, uyku sorunları, psikosomatik bozukluklar, kilo alma ve obeziteye neden olabildiği için önemsenmesi gereken bir problemdir. Yalnız insanlarda kalp krizlerinin, kanserin, depresyonun, Alzheimer’ın ortaya çıkma ihtimali yükseliyor. İçinde yaşadığımız toplumla, akrabalarımız, iş arkadaşlarımız, komşularımız ve ailemizle güvenli, yoğun, samimi ve keyifli ilişkiler kurmak sağlığımızı koruma ve geliştirmenin önemli parçalarından biridir. Aile, toplum, sosyal kökler ve iş arkadaşlarınızla, komşular ve dostlarınızla daha güçlü ilişkiler kurmayı, mevcut ilişkileri koruyup zenginlik katmayı unutmayın.

Balık sevmeyenler için

Eğer Omega-3 yağ asitlerini besin desteği olarak almak istiyorsanız, EPA/DHA kapsüllerini, balıkyağı, Maxepa, Omega-3 kapsüllerini kullanabilirsiniz. Keten tohumu, Omega-3 yağ asitlerinin bitkisel kaynağıdır. Günde bir çorba kaşığı keten tohumunu salataların üzerine ekleyerek yeterli miktarda Omega-3 yağ asidini almamız mümkündür. Başlangıçta bağırsak hareketlerini hızlandırdığı için hafif gaz ve ishal görülebilir. Düşük dozlardan başlayarak, miktarı yavaş yavaş artırın. Omega-3 yağ asidinin kolay ve ucuz diğer kaynakları ceviz ve semizotudur. Semizotu çiğ olarak rahatlıkla yenebilir ve salatalarda kullanılabilir. Ceviz günde 3-4 adet tüketilebilir. Keten tohumunu kahve gibi öğüterek salatalara, yoğurda, çorbalara da ekleyebilirsiniz.

AKLINIZDA OLSUN

Diyetisyen

Tuğçe Altan


Kilo-sağlık ilişkisi

Hastalık riskiniz, sağlıklı kilo aralığından uzaklaşmanızı ve aşırı kilolu aralığına geçmenizle beraber artmaktadır. Eğer fazla kilolarınız sizi obez aralığına getirirse, hastalık ve ölüm riskiniz de bir o kadar anlamlı olarak yükselecektir. Yapılan bir araştırma orta yaşlardaki obezite yaşam beklentisini yedi yıl kadar düşürmektedir. Artmış kilo, kalp hastalığı açısından risk faktörü olan kan yağlarını ve kan basıncını yükseltmektedir. Kilo alımı vücudun glukozu idare etme yeteneğini bozar ve prediyabetik bir durum olan "insülin direnci"nin oluşmasına yardımcı olur. Kilo kazanımı ile ilişkili olan diğer tıbbi durumlar ise bazı kanserler, dizlerde osteoartrit durumu ve diğer eklem ağrıları, sindirim sistemi bozuklukları, uyku sorunları ve uyku apnesi ve doğurganlığın azalmasıdır. Bugün 30’dan fazla tıbbi durum obezite ile ilişkilendirilmektedir.

Ağırlık çalışması neden yararlı?

Ağırlık ve direnç egzersizleri kaslarınızın gücünü, kemiklerinizin kuvvetini, direncini artırmaktadır. Güçlü kaslar ve kemikler düşme, kemik kırılganlığı ve kırılma riskini azaltmaktadır. Ayrıca eklemleri koruyup eklem ağrılarını önlemektedir. Bütün bu yararlardan başka ağırlık çalışmalarının kas kütlesini artırdığını da biliyoruz. Kas kütlesinin artması, metabolizma hızının yükselmesi ve gün boyu harcanan kalori miktarının çoğalarak kilo kontrolünün kolaylaşması demektir. Özellikle kası az, yağı çok bir vücuda sahipseniz, direnç egzersizlerinin daha kolay kilo vermenizi sağlayacağını unutmayın. n Egzersiz Uzmanı Özcan Kızıltaş

BESLENME OKULU

Diyetisyen  Oya Yüksek

Yaşlandıkça metabolizmanız neden yavaşlar?

Kaslar vücudun ne kadar hızlı çalışacağını ve gün boyunca vücudun kaç kalori yakacağını belirler. Kaslar "kullan ve kaybet" prensibine tabidir. Eğer kaslarınız aktif değilse, kullanılmadıkça küçülürler. Yaşlandıkça daha az aktif olduğunuzdan dolayı kaslarınız küçülür ve sonuçta metabolizmanız yavaşlar ve yaktığınız kalori miktarı azalır. Araştırmalar esas etkinin yaşa bağlı değişen hormon değil, kasların yetersiz kullanımından kaynaklandığını göstermiştir.

Yaşamları boyunca daha hareketli olan ve düzenli egzersiz yapan kişiler daha fazla kasa sahiptir. Yetişkinlik dönemi süresince alınan kilolar vücut yağıdır, çünkü bir çok yetişkin kas yapımı için gerektiği kadar hareketli değildir. American College of Sports Medicine’e göre düzenli fiziksel aktivitenin bir parçası olarak kas-yapıcı güç antrenmanlarının kas kaybını yavaşlatabileceği ve metabolizma hızının artmasına yardımcı olabileceği belirtilmiştir.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için:manager@yasasinhayat.org

Tel: (0212) 236 73 00

BİR SORU

Uyguladığım diyette daha çok salata, sebze ve meyve yiyorum. Haftada bir kez tavuk ya da balık bazen de köfte yiyorum. Bir ayda yaklaşık üç kilo verdim fakat bir aydır kilo veremiyorum.

Diyetisyen Nilüfer Bayram

Proteinsiz olmaz

Sağlıklı bir beslenme planında günlük protein alımınız kilonuzun başına 0.8-1gr kadardır. Örneğin 65 kilo olan biri günde 50-60 gram protein almalıdır. Diyette yeterli düzeyde protein almazsanız kalp dokusunda hasar oluşabilir, deri, diş gibi pek çok doku zarar görebilir. Ayrıca diyette protein alımınız sınırlanınca diyetin karbonhidrat ve yağ içeriği artacaktır. Böyle bir diyet uygulaması kısa bir süre sonra kilo vermenizi engelleyecek, kaybettiğiniz kiloların önemli bir kısmının sudan ve kas dokusundan olmasına neden olacaktır. Uyguladığınız diyette günlük olarak 2 bardak az yağlı süt veya yoğurt, 90 -100g kadar tavuk, balık, hindi eti veya kırmızı et, 1 ince dilim az yağlı peynir mutlaka bulunmalıdır. Haftada 1 kez haşlanmış yumurta yemeye özen gösterin. Ara öğünlerde 2-3 adet ceviz veya 5-6 adet fındık, badem protein alımınıza yardımcı olacaktır. Haftada 2-3 kez salatalarınıza 3-4 yemek kaşığı haşlanmış mercimek veya nohut ekleyebilirsiniz.

Diyetisyen Güneş AYIR

Sabah kahvaltısında yağ oranı yüzde 1 olan mısır/buğday gevreği yiyorum ve öncesinde greyfurt suyu içiyorum. Bu gevrekler doğru seçim midir? Zayıflamama katkısı olur mu? Greyfurt suyunun faydası olur mu? Aç karnına mı içmeliyim?

Tek besin sıkar

Sabah kahvaltısında tahıl grubundan almanız gerekeni ekmek yerine yağı azaltılmış kahvaltılık gevreklerden alarak farklı kahvaltılar oluşturabilirsiniz. Fakat, unutmayın ki; hiçbir besin maddesi zayıflamayı sağlamaz. Kilo kaybı sizin günde besinlerle aldığınız kalori ve harcadığınız toplam kalori miktarıyla ilişkilidir. Greyfurt suyunun zayıflama üzerine kanıtlanmış bir etkisi bulunmamaktadır. Mide probleminiz yoksa ve greyfurtla etkileşime girecek ilaçlar kullanmıyorsanız sabahları greyfurt suyu içmeye devam edebilirsiniz. Fakat ben -tek çeşit- yani gevrek ve greyfurt suyundan oluşan bir kahvaltı yerine, haftada birkaç kez farklı besinler de tüketmenizi öneririm. "Tek besine dayalı beslenme" hem sağlıklı beslenme kurallarına uymaz hem de sizin bir süre sonra sıkılmanıza neden olabilir.
Yazının Devamını Oku

Kalp hastalığını geri çevirmek sizin elinizde

27 Kasım 2006
Koroner kalp hastalığına yakalanan hastalarımdan bazıları, sorunlarını kalp krizi geçirmeden by-pass cerrahisi ya da stent ile çözdüler. Hastalığına çok erken teşhis konulanlarsa, sorunu koroner arterleri genişletici, kanı sulandırıcı, kalbin kasılma sürati ve sayısını azaltıcı ilaçlarla kontrol etmeye çalışıyorlar. Hepsinin bir ortak merakı var: Hastalıklarını geriletmenin mümkün olup olmadığı...

HEMEN belirtelim: Koroner kalp hastalığı önlenebilir veya kontrol altına alınabilir bir sağlık problemidir. Hastalığın oluşmasını kolaylaştıran sebepler, erken dönemde fark edilip kontrol altına alınırsa, hastalığa bağlı kalp krizi, kalp ritim bozuklukları, kalp yetmezliği, tekrarlayan göğüs ağrıları gibi sorunların tekrarı önlenebilir. Koroner kalp hastalığının geriletilebilmesinin mümkün olduğunu gösteren bazı güvenilir kanıtlar da var.

SORUN NASIL OLUŞUYOR

Koroner kalp hastalığına yol açan temel nedenler, kalp damarlarının sertleşip kalınlaşması, içindeki yumuşak veya kalın plakalarla daralıp tıkanmasıdır. Yerinden kopan yumuşak plakaların daha ilerideki bir bölümü tümüyle kapaması, kopan bölümden damar duvarı içine hızla kan sızması kalp krizine yol açar. Koroner plakaların oluşumunda en önemli faktörler; kötü kolesterol LDL’nin ve trigliseridin yüksekliği, bir çöpçü gibi çalışıp plaka oluşmasını önleyen iyi kolesterol (siz "Hayırlı Kolesterol" de diyebilirsiniz) HDL’nin düşüklüğü, yüksek kan basıncı, kanın pıhtılaşma eğiliminin artması, kan şekerinin yüksek olması ve bütün bu süreçlerin stres gibi bazı faktörlerle hız kazanmasıdır.

Eğer bu süreçleri önleyebilirseniz, koroner kalp hastalığının gidişini ters yöne çevirebilirsiniz. Bu bakış açısı ile kalp-damar hastalığını geriletmek vaadi bir aldatmaca değil, bir umuttur.

SORUN NASIL ÇÖZÜLÜR

İster sadece diyet veya kolesterol düşüren ilaçları kullanıp kan yağlarınızı azaltın... İster hipertansiyon, kan şekeri yüksekliği veya diyabet sorunlarınızı kontrol altına alın... Stresinizi azaltıp aktivitenizi çoğaltın... Ya da bütün bunları birlikte yapın... Kalp damar hastalığı ile mücadeleyi siz kazanabilirsiniz. Çok iyi planlanmış bir diyet süreciyle total kolesterolde yüzde 25, kötü kolesterol LDL’de yüzde 30’un üzerinde azalma sağlandığında, bu durumun hastaların neredeyse yarısında koroner lezyonları az da olsa gerilettiğini gösteren çalışmalar var. Kan yağlarını düşürmek için ilaç kullanılarak total kolesterolü yüzde 20, LDL kolesterolü yüzde 30 azaltılmış olan hastaların yarısına yakınında koroner arter hastalığında gerileme saptandı.

Özellikle en tehlikeli plakalar olan yumuşak plakalarda sağlanan küçülmelerin yararı büyüktür. Yumuşak plakalar, kalp krizi olaylarının yaklaşık yüzde 80’ninden sorumludur. Bunlar en fazla yağ içeren plakalardır. Koroner kalp hastalığına yakalanmış olsanız bile umutsuzluğa kapılmayın. Bu hastalığın kontrol edilmesinin ve hatta tersine çevrilmesinin mümkün olduğunu unutmayın.

YANLIŞ BİLGİ

ZEYTİNYAĞI KİLO ALDIRMAZ!

Zeytinyağının sağlığa yararlı bir yağ olduğunu biliyoruz. Ama hemen hatırlatalım: Zeytinyağının kilo yapmadığı sadece bir diyet efsanesidir. Zeytinyağı da diğer bütün yağlar gibi 1 gramında 9 kalori ihtiva eder. Eğer fazla miktarda tüketirseniz, bu kalorilerin de diğer tüm kaloriler gibi sizi şişmanlatacağından hiç kuşkunuz olmasın.

DOĞRU BİLGİ

AMA PLAKA ERİTİCİLER VAR

Zeytinyağında kilo verdirici bir güç yoktur, ama çok etkili antioksidanlar ve yangı gidericiler (antienflamatuvar), plaka eriticiler vardır. Polifenol yapısındaki bu antioksidanlar, DNA hasarına yol açabilecek oksitleyici-paslandırıcı maddeleri yok etmekte, DNA hasarını önlemektedir. Plaka eriticiler ise Alzheimer Hastalığını hızlandıran "amiloid" plakalarını küçültebilmektedir. Başka bir çalışmada, zeytinyağının safra kesesinin düzenli boşalmasını sağlayarak safra taşı oluşma riskini azalttığı, mide ülserinin iyileşmesini hızlandırdığı da gösterilmiştir. İçerdiği iltihap giderici doğal "İbuprofen" maddesinin kanser, kalp ve Alzheimer hastalıklarına karşı nasıl koruma sağladığı belirtilir.
Yazının Devamını Oku

Neredeyse bir beslenme uzmanı

26 Kasım 2006
Suzan Sabancı Dinçer’in yaşam tarzı seçimleri -birkaçı dışında- sağlıklı bir hayatın istedikleriyle dolu. Uykusu, beslenmesi, aktivitesi mükemmele yakın. Stres yönetiminin fena olduğu söylenemez. Kısacası, Suzan Hanım işi gibi hayatını da ustaca yönetiyor.

Suzan Sabancı Dinçer’in hareketli bir iş yaşamı var ama bununla yetinmiyor. Düzenli bir egzersiz aktivite planı var. Bu plan aerobik egzersizlerle germe ve esneme egzersizlerini iyi dengelemiş görünüyor. Egzersiz sıklığı ve süresi yeterli. Suzan Hanım’ın bedensel aktivite notu bir hayli yüksek: 9

Besin seçimlerini lezzet duygusundan pek taviz vermeden hem sağlığa hem damağa hitap edecek şekilde planlamış. Üç besin grubundan da "akıllı ürünler" seçiyor. Karbonhidrat grubunda favorisi olan tahıllı ekmekler, makarna, sebze ve meyveler mükemmel seçimler. Bunlara kurubaklagil de ilave ederse iyi olur. Protein seçimleri arasında süt, yoğurt, peynir hep var. Bu üçlü bize göre de 35 yaş sonrasını yaşayan kadınlar için vazgeçilmez olmalı. Süt ve süt ürünleri kadar güvenilir başka bir kalsiyum kaynağı bulmak zor. Yarım yağlı ve yağsız olanları tercih edilmeli. Balık ve tavuk öncelikli tercihleri. Kırmızı eti de ihmal etmiyor. Kısacası, protein seçimlerinde biyolojik değeri yüksek bedenin üretemediği amino asitleri içeren ürünler seçiyor. Yağ seçimi için "önce mutlaka zeytinyağı" yaklaşımı çok doğru. Suzan Hanım’ın beslenme notu aslında oldukça yüksek. Beslenme notunu hızlı yemek yediği ve bazı öğünleri geçiştirdiği için biraz kırıyorum: 8

SİGARA BİR SERBEST RADİKAL FABRİKASIDIR

Suzan Hanım’ın çok kötü bir seçimi var: Sigara! O da yaşıtı pek çok kadın gibi sigara kullanıyor. Hem de sigaranın ne kadar ciddi bir sağlık düşmanı olduğunu bilerek. Son derece özen gösterdiği bedenine tükettiği 3-5 sigarayla ihanet ediyor. Keşke bu hatayı da yapmasaydı. Sigara bilinen onlarca zararı yanında iflah olmaz bir serbest radikal üreticisidir. Sigaranın ürettiği serbest radikaller oksitleyici hücre zehirleridir. İster doğrudan tüketin, ister sigarayla kirletilmiş havayı soluyun, puro, sigar, pipo içindeki tütün mamüllerinin hepsinde aynı zehirler vardır. Suzan Sabancı Dinçer’in çok iyi planlanmış bir besin desteği programı içinde ısrarla aldığı selenyum tabletlerinin antioksidan gücünü sigara neredeyse sıfıra indiriyor. Suzan Hanım’a bu kötü alışkanlığından dolayı yaşam tarzı seçimleri bakımından oldukça düşük bir not veriyorum: 7

Suzan Sabancı Dinçer’in uyku kalitesi oldukça yüksek. Erken yatıp erken kalkıyor. Uyku sorunu neredeyse hiç yok gibi. Bu bölümde aldığı not oldukça yüksek: 8

Genetik mirası için dikkatli olmasını tavsiye ederim. Kalp-damar hastalığı ve diyabet yoğunluğu biraz yüksek bir aileye mensup. Birinci derece akrabaları arasında romatizmal hastalığı olanlar var ama o hastalıklar genetik geçişli sağlık sorunları değil. Sigara dışındaki tüm seçimlerinin genetik mirasına uygun olduğunu ve bu mirası oldukça iyi yönettiğini düşünüyorum. Soy geçmişine bağlı hastalık riski notu: 8

Stres yönetimi notu da pek kötü değil. Bankacılık gibi "stresin harman olduğu!" bir mesleği var ve bu meslekte en üst düzey yöneticilerden biri konumunda. Ekonominin çok kolay gelgitler yaptığı bir ülkede banka yönetmek ve bunu "orta karar bir stresle" başarabilmek pek kolay olmasa gerekir. Suzan Hanım’ın stres yönetimi notu da iyi: 8

Suzan Sabancı Dinçer’e mutlu, sağlıklı, huzurlu, verimli bir hayat diliyorum.

BİR ÖNERİ

YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALIN

Kalsiyum özellikle kadınlar için önemlidir çünkü kadınlar kemik erimesine sebep olan osteoporosis gelişimine duyarlıdır. Kalsiyum erken çocukluktan itibaren bir kadının diyetinin önemli bir kısımdır. Bir kadının kemikleri en yüksek güç ve yoğunluğa yaklaşık 20 yaşlarında ulaşır. Bu yüzden kızların ve genç kadınların 11 ila 24 yaşlarında yeterli miktarda kalsiyum (günde 1200-1500 mg) alması önemlidir. 24 yaşın üzerindeki kadınlar için tavsiye edilen miktar günlük 1000 mg’dır (eğer gebeyseniz ve emziriyorsanız 1200 mg). Günde bir buçuk su bardağı (240 cc) yağsız süt (300 mg Ca), bir su bardağı az yağlı yoğurt (500 mg Ca), 50 gr tam yağlı beyaz peynir (200 mg Ca) ve bir kase brokoli (40 mg Ca) alarak 1200 mg’dan fazla kalsiyum alabilirsiniz. Menopozdan sonra kemik kaybı arttığında günlük 1500 mg kalsiyuma ihtiyacınız olur (östrojen alıyorsanız 1000 mg’a ihtiyacınız olur). Eğer diyetinizden yeterli miktarda kalsiyum alamıyorsanız, tavsiye edilen miktara ulaşmak için kalsiyum desteği alın.

BİR BİLGİ

İKİ YENİ DETOKS ÖNERİSİ: İŞ VE İLİŞKİ DETOKSU

İşiniz ve iş yoğunluğunuz ne olursa olsun ne yaptığınıza şöyle bir bakmalısınız. Önceliklerinizi ve ilişkilerinizi belirli aralıklarla sorgulamalı, gerekiyorsa hem "iş detoksu" hem de "ilişki detoksu" yapmalısınız. İş detoksu gereksiz işleri bir kenara bırakmak, ertelemek ya da unutmak, en azından öncelikleri yeni baştan gözden geçirip anlamak demektir. İlişki detoksu iş detoksundan daha da önemlidir. Hepimizin hayatında başlamış, belirli süre devam etmiş ama bitirilmesi gereken ilişkiler vardır. Bu ilişkiler bazen sadece bir bağ, bir yük değil ciddi birer sosyal zarardır. Temizleyemediğiniz olumsuz ya da gereksiz ilişkilerin size lüzumsuz ve kötü düşünceler kadar zararlı toksinlere dönüşebileceğini bilmenizde yarar var. Kısacası, detoks hayatın her alanı için gerekebiliyor. Detokslanmış bir hayat, köşelerinden, sivriliklerinden, ağırlıklarından, kirlerinden kurtuluyor. Temizleniyor ve hafifliyor. İki yıl önce düştüğümüz bir kayıt var: İnsana yorganın bile ağırı fazla geliyor!

BİR SORU

ZEYTİNYAĞI MI, ZEYTİN SUYU MU?

Zeytinyağı kanaatimce sağlığa en uygun yağdır. Kalp-damar sistemini hiç rahatsız etmez. Gereğinden fazla tüketilmezse kan yağlarını yükseltmez. Antioksidan gücüyle vücuda destek verir. Safra kesesinin ve on iki parmak bağırsağının çalışmasına destek verir. Zeytinyağının aslında ismini bile tartışmaya açmak gerekir diye düşünenler var. Zeytinyağının elde edildiği kaynak diğer yağlarda olduğu gibi yağlı tohumlar değil, zeytin ağacının meyvesi. Zeytin meyveleri sıkıldığında zeytinyağı elde edilir. Böyle bakınca ona meyve suyu muamelesi yapmak bile mümkün! Belki de zeytinyağı yerine" zeytin suyu" demek daha doğru olacak!

NASIL

Suzan Sabancı Dinçer (41) Akbank Murahhas Azası

Bugüne kadar hiç önemli bir rahatsızlık geçirmedim. Ailemde de ciddi diyebileceğim tek sorun romatizmaydı. Hastalık bir yana yorgunluk, dikkat eksikliği gibi sorunlar da yaşamıyorum. Başta kahvaltı olmak üzere öğün saatlerim gayet düzenli. Yemek çeşitlerine gelince, hamur işi ve tatlılardan mümkün olduğunca uzak duruyorum. Peynir, tahıllı ekmekler ve domates en sevdiğim yiyecekler listesinin başında geliyor. Temel gıdaları, yani sütü, yoğurdu, peyniri, makarnayı, sebzeleri ve meyveleri yiyorum. Mutlaka zeytinyağı diyorum ve de kırmızı et yerine balık ve tavuğu tercih ediyorum. Besinlerdeki tuz dışında yemeklere hiç tuz ekmiyorum.

Günde iki fincan detoks çayı ve iki sade kahve içiyorum. Sigara ve alkol kullanıyorum. Ama az denebilecek düzeyde tutuyorum bu alışkanlıklarımı: Günde altı adet sigara ve iki kadeh içki. Destek olarak kemik ilaçları ve selenium vitamin alıyorum.

Günlük yaşamım hareketli geçiyor. Ama bununla yetinmiyorum elbette. Haftada beş gün bantta yürüyorum. İkişer kez bisiklete biniyorum ve aerobik yapıyorum. Bir kez de pilates yapıyorum. Günlük yaşam stresi yüzünden başağrısı çekiyorum, sabah yorgunluğu ve konsantrasyon eksikliği de cabası. Allahtan uyku kalitem iyi. Sık sık 22.30’dan önce yatıyorum. Pozitif düşünen huzurlu birisi olarak da stresle mücadelemin iyi olduğunu düşünüyorum.

Suzan Sabancı Dinçer’in Not Ortalaması: 8
Yazının Devamını Oku