Paylaş
5 Eylül 2012’de kalp krizi geçirerek 26 yaşında hayatını kaybeden Ediz Bahtiyaroğlu anısına çekilen “Kalplerden Cennete” adlı belgesel, 14 Mayıs’ta gala yapacak. Eskişehirspor taraftarının Ediz Bahtiyaroğlu için bir koreografi hazırladığını duyan Mustafa Çağlar İlim, taraftarın Ediz’e vedasını belgesel haline getirmek için yola çıkar. Gerekli donanımı yakınlarından toplar, koreografi için gereken maddi desteği Koreoeses taraftar grubunun açtığı hesaba para yatıran Eskişehirspor taraftarları sağlar. Belgeselin çekilme hikâyesi aynı zamanda bir unutturmama çabasının, bir vefa borcu ödeme derdinin ürünü. Bir veda ve vefa hikâyesi.
Spor tarihi, Ediz Bahtiyaroğlu gibi sağlıklı ve genç bedenleriyle ölüme çok uzak gibi görünen pek çok sporcunun zamansız vedasını yazar…
Kırmızı-beyaz ve siyah
20 Ocak 1989’da Samsunspor takımı, Malatyaspor maçına gitmek için yola çıkarken, aynı şehrin takımı Çarşambaspor kafilesi de Diyarbakır deplasmanı için yola çıkar. İki takım otobüsü yolda ara ara karşılaşırlar, sonra aralarına mesafe girer. Çarşambaspor kafilesi, Samsunspor otobüsünü Havza çıkışında kamyonla çarpışmış ve şarampole yuvarlanmış olarak bulur. Kazaya ilk müdahale eden onlar olur, yaralıları taşırlar, hastaneye yetiştirirler, kan verirler.
Teknik direktör Nuri Asan, futbolcular Muzaffer Badalıoğlu, Mete Adanır, şoför Asım Özkan hayatını kaybetmiştir, futbolcu Zoran Tomic, altı ay komada kaldıktan sonra hayatını kaybeder, hayatta kalanların birçoğu ağır yaralanır, bir kısmı geri dönüşsüz sağlık sorunları yaşar. Şehrin acısı tarifsizdir, kepenkler iner, gazete manşetleri “Ağla Samsun, kimse ayıplamaz!” der. O sezon, ligin Onur Şampiyonu ilan edilen Samsunspor, kırmızı-beyaz olan renklerine, yaşanan bu acının ardından “siyahı” ekler.
Yağmur adam
Ayrton Senna, gelmiş geçmiş en büyük Formula1 pilotu olarak kabul edilir, hatta denebilir ki, bir kuşağın Formula 1’e gönül vermesinin en önemli nedenidir. Üç Dünya Şampiyonluğunun yanında Senna, katıldığı iki yarıştan birinde podyuma çıkar, bitirebildiği 108 yarışın 80’inde ilk üçe girmeyi başarır. Yağışlı havalardaki başarısı sebebiyle “Yağmur Adam” lakabıyla anılır. Pistlerin hızlı ve hırslı adamının çok sevilmesinin ardında; alçak gönüllülük, yardımseverlik ve haksızlığa dayanamayan karakteri yatar. 1994 yılında, San Marino Grand Prix’sinde sporseverlerin hafızalarına kazınan korkunç bir kaza yaşanır. “Onun gibisi bir daha gelmez” cümlesi ardından en çok kurulan cümle olur. Senna’nın hayattayken Brezilya’daki çocuklarının eğitimi ve spor yapması için harcadığı bitmez tükenmez çabayı kız kardeşi “Ayrton Senna Vakfı” ile devam ettirir.
Bir aşk hikâyesi
Buz pateni sporunun altın çağı denebilecek döneme, çiftler dalında Ekaterina Gordeeva- Sergei Grinkov çifti damga vurur. Sergei Grinkov, beş yaşında buz patenine başlar, on dört yaşındayken antrenörü çiftler dalında yarışmasını uygun görür. 1981 yılında on yaşındaki Ekaterina Gordeeva ile birlikte çalışmaya başlarlar. Bu birliktelik; iki Olimpiyat, dört Dünya, üç Avrupa Şampiyonluğu getirir.
Buzda beraber büyüyen iki çocuk birbirlerine âşık olmuştur, 1991 yılında evlenirler. Grinkov, 1995 yılında, buz üstündeyken birden yere yığılır, kalp krizi geçirir, kurtarılamaz. Ekaterina Gordeeva, 28 yaşında kaybettiği kocasının ardından “Sergei’m: Bir Aşk Hikâyesi” adlı bir kitap yazar.
Sporcular, kimi zaman doğaya kimi zaman fizik kurallarına kafa tutan sağlıklı ve genç bedenleriyle ölüme çok uzakmış gibi görünürler.
Arkalarında ince bir sızı bırakıp giderler.
Çünkü sporcunun ölümü hep genç ölümdür.
Yazarın son yazıları |
#7 Mayıs 2013 Ah Sinyor!
#4 Mayıs 2013Büyüklük sizde kalsın
#30 Nisan 2013 Gizli spor emekçileri Bayramınız kutlu olsun!
#27 Nisan 2013 İkili delilik
#23 Nisan 2013 Renkler ayrı dertler aynı
#20 Nisan 2013 2013 Git evinde oyna!
#16 Nisan 2013 Hakkı,Metin,Lefter! O güzel günler burada biter!
# 13 Nisan 2013 Benzemez kimse sana
Paylaş