Paylaş
MERKEZ Bankası mart ayında başladığı faiz indirimlerine dün de devam etti; gecelik borç verme faizini 0.50 puan düşürerek yüzde 9.50’den yüzde 9’a indirdi. Diğer kısa vadeli faiz oranlarını ise değiştirmedi. Banka, Ağustos 2015’te para politikasında ‘sadeleşme’ olarak ilan ettiği, geniş faiz koridorunun daraltılması adımlarına mart ayında başlamış, faiz koridorunun tavanından aşağı yönlü indirimler yapmıştı. Dün de, bu faiz indirimi sadeleşme yolunda ‘ölçülü bir adım’ olarak nitelendirildi. Toplantı sonrasında yapılan açıklamada geleceğe dair herhangi bir ışık tutulmasa da bu adımların devam edeceği açık. Merkez Bankası tavan faizi yüzde 9’a çekerken, taban faiz olan gecelik borç alma faizini ise yüzde 7.25’te tutuyor. Banka yüzde 7.50’den haftalık repo ile de para verdiğinden, piyasaya verdiği toplam 98.5 milyar TL likiditenin ortalama faizi; 20 Haziran itibariyle yüzde 8.40’ta. Geçen ay, tavan faiz yine yarım puan aşağı çekildiğinde de bu ortalama fonlama faizi yine yüzde 8.40’larda idi.
SIKI DURDUĞUNU SÖYLÜYOR
Peki ne oldu? Banka tavanı aşağı çekerken neden ortalama faizi değiştirmedi? Bankanın ‘sıkılıktan’ anladığı ve de kamuoyuna işaret ettiği yer de burası; ortalama fonlama faizinin ya daha yavaş düşürmek, ya da değiştirmemek. Banka, dünkü toplantı özeti açıklamasında ilk kez hizmet enflasyonu ve iş gücü maliyetlerindeki artışa işaret ederek ‘sıkı durduğunu’ söylüyor; “Son aylarda işlenmemiş gıda fiyatlarının olumlu seyri ve çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeye bağlı olarak enflasyonda belirgin bir düşüş gözlenmiştir. Bununla birlikte, hizmet enflasyonundaki ve birim işgücü maliyetlerindeki gelişmeler likidite politikasındaki sıkı duruşun korunmasını gerektirmektedir.” Birim iş gücü maliyeti olarak işaret edilen çok açık: Yılbaşında yapılan yüzde 30’luk asgari ücret artışı. Geçen aylarda yıllık yüzde 9’ların üzerinde seyreden çekirdek enflasyon nedeniyle ‘sıkı durduğunu’ söyleyen banka, şimdi hizmet enflasyonu ve birim iş gücü maliyetindeki artışını gösteriyor. Ama her nasılsa her iki gerekçede de tavan faizi kesmeye devam ediyor.
FAİZ İNDİRİMİ NE GETİRİR?
1 - Birincisi, faiz indirim furyasında bankalar ellerinde bulunan tahvillerden kazanç elde ettiler. Tahvil faizleri mart ayı ortasından bu yana 1.5 puan düştü.
2- İkincisi, Merkez Bankası’nın faiz indirimi aynı ölçüde ticari kredilere, tüketici kredilerine yansımıyor. Hayır nedeni, bankaların ayak diretmesi değil; bilanço kısıtları. Mart ayından düne kadar 1.25 puanlık bir indirim varken, bankanın ortalama fonlama faizi sadece yarım puan aşağı çekilmişti. Son 4 haftalık ortalamalarla bakıldığında, Haziran’ın ilk haftası baz alınırsa kredi faizlerine de benzer sınırlı bir etki var; TL ticari kredi faizleri mart ayından bu yana 0.75 puan düşerken, tüketici kredisi faizleri de 0.85 puan düşebildi. Dünkü indirimin getireceği etki de yine sınırlı olacak. Merkez Bankası’nın tavan faizlerine daha duyarlı olan bankacılık kesiminin, kredi faizlerinde görece sınırlı düşüş yapabilmesinin nedeni ‘faiz lobisi’ olmaları değil. İki nedeni var; kredi artışına yetişecek ölçüde içeriden kaynak olarak yeterince mevduat artışı sağlayamıyorlar. İkincisi de, sermaye yeterlik rasyoları sınıra yaklaştı. Bu yüzden “Merkez faizi indirdi, hadi bakalım bankalar; mazeretiniz kalmadı” demek bilgisizlikle açıklanabilir. Kısıt bankalarının kendi bilançoları.
3- Üçüncüsü, “Merkez faizi düşürürse konut canlanır” hayalinde olanlar için üzücü; Merkez Bankası mart ortasından düne kadar tavan faizi 1.25 düşürürken, bankaların konut kredisi faizleri ortalamada sadece 0.50 puan düşebilmiş. Nedeni yine bankaların kaynak sorunu.
4- Dördüncüsü, Merkez Bankası’nın faiz indirim ‘bonanzası’ bir taraftan da ileride özellikle kur olmak üzere dış kırılganlıklara pencere açıyor. Kısa vadede bu düşüşlerden kazanç sağlayanların ‘işi bittiğinde’ daha iyi göreceğiz.
Paylaş