YAZIP hatırlatsak şık düşmeyebilir diye tereddüt ettiğimiz bir söz var. Hani şaşkın ördeğin göle nasıl daldığını anlatan söz...
Adalet Bakanı dostumuz Mehmet Ali Şahin’in "Yargı Reformu Strateji Taslağı" başlıklı bir metni Avrupa Birliği (AB) görevlisi Olli Rehn’e sunması onu anımsatıyor.
Haber birkaç gündür gazeteleri işgal ediyordu. Ama Olli Rehn ile öteki AB’li Joost Lagendijk’in Türkiye ile ilgili yanlışlarını düzeltmeye çalışmak birkaç günümüzü aldığı için bu konuya değinememiştik.
Önce soralım:
Türkiye’nin ciddi bir "yargı reformu"na ihtiyacı olduğunu Adalet ve Kalkınma Partisi sizce ilk ne zaman dile getirmişti?
Yanıt, bu partinin 2001 tarihli programının 12’nci sayfasında var. Aynen şöyle demişler:
"Yargıç tarafsızlığı ve yargı bağımsızlığı tam olarak sağlanacak, yargıç güvenceleri korunacaktır."
Bununla kalmamışlar. Bir "yargı reformu"nun gerektirdiği öteki önlemleri de saymışlar.
Aradan tam 7 yıl geçmiş. Dediklerinin yüzde birini bile yapmamışlar.
Şimdiki hükümetin 31 Ağustos 2007 tarihinde TBMM’de okunan programında da "Önümüzdeki dönemde de adalet reformu ile ilgili çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" diyerek inananların ağzına bir parmak bal çalmakla yetinmişler.
O günden beri geçen 8 ay boyunca bu konudan hemen hiç söz etmemişler. Daha önceki dönemde de;
"Şu tarihte bunu demiştiniz. Neden o taahhüdünüzü yerine getirmiyorsunuz?" diyenleri duymazdan gelmişler.
Hatta, yargı bağımsızlığını değil, yargıyı iktidara bağımlı kılma amacı güttüklerini ortaya koyan politikalar izlemişler.
Şimdi yalapşap hazırlanmış bir metinle Olli Rehn’in gözüne girmeye çalışıyorlar. Akıllarınca bu sayede AB’nin kendilerine daha da sıkı bir şekilde sahip çıkmasını ve Anayasa Mahkemesi’nietkilemesini sağlayacaklar. Sonuç olarak kapatma davasından kurtulacaklar.
Sayın Şahin’in dün bu konuda kendisine soru yönelten gazetecilere, taslağın "ön taslak" olduğunu yinelediği, "olgunlaşmasından sonra kurum ve kuruluşların görüşlerini alacaklarını" söylediği bildiriliyor.
Mehmet Ali Şahin,"Bu taslak, önemli değil. Bu taslaktan çıkacak yasal düzenlemeler önemli. Bu yasal düzenlemeleri yaparken, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm kurumların temsilcilerinin bulunduğu komisyonlar çalışacak. Kimseden bir şey kaçırıyor değiliz" demiş.
Madem "önemli değil" idi, öyle bir metni Olli Rehn’e sunmanın gereği ne idi?
Yok önemli idi de eleştirileri asgariye indirmek için bu yanıtı verdiniz... O zaman "önemli" metni kendi hukuk dünyamızla paylaşmadan götürüp bir yabancıya vermenin açıklaması ne?
Hani AKP iktidarı "şeffaf yönetim"den yanaydı? Ceza Yasası’nın 301’inci maddesi hakkında Ziraat Odalarının görüşünü sormak aklınıza geldi de bunu hukukçulara sormayı düşünemediniz mi?