Sürdürmek zaten devam etmek anlamına geliyor ama o herhalde bu devamlılığı iyice vurgulamak istediği için böyle yazmış.
Kendisine katılıyorum.
Bu çabayı hep birlikte sürdürmemiz gerek.
Bu nedenle de ona destek olmaya karar verdim.
Elimde çarşamba günü görülmüş bir davanın zabıtları var.
Bunları
Ergun Babahan'a göndereceğim. Belki
‘‘Temiz Medya’’ çabasını sürdürmeye devam ederken faydalanır.
Mahkeme tutanakları bir batık banka patronunun davasıyla ilgili.
Banka Etibank. Hortumlanmak suretiyle batırılan banka.
Sorumlulardan biri
Dinç Bilgin. Mahkeme tutanaklarına göre
Dinç Bilgin'in devlete tam tamına 1.3 katrilyon borcu var.
Bu para ödenecek ki,
Dinç Bilgin'in devlete borcu bitsin.
Mahkeme, devlet adına alacaklı durumundaki BDDK'ya soruyor,
‘‘Bu Dinç Bilgin borcunu ödüyor mu?’’ diye.
Çünkü
Dinç Efendi demiş ki,
‘‘Beni serbest bırakın ki borcumu ödeyebileyim’’.
BDDK, mahkemenin sorusunu yanıtlıyor:
‘‘Kurumumuza tam tamına 1 katrilyon 300 trilyon lira borcu olan Dinç Bilgin bugüne kadar sadece ve sadece 10 trilyon lira ödemiştir.’’
10 trilyon, 1.3 katrilyonun yıllık faizinin bile 80'de biri.
Adam bırakın borcunu, faizini ödememiş.
‘‘Beni serbest bırakın ki borcumu ödeyebileyim’’ diyen ve bu sayede Kartal'dan çıkan
Dinç Bilgin borcunun yüzde birinden bile azını ödüyor.
Gerisi!
Yaz tahtaya al haftaya.
Haklısın Sevgili
Ergun Babahan. Bize temiz medya lazım.
Devleti soyup soğan çevirip, 1.3 katrilyonun üzerine yatan değil.
Keşke senin başında olduğun gazetenin sahibi
Dinç Bilgin olmasaydı da, bu konuda gerekenleri birlikte yapabilseydik.
Ama senin ayağında böyle bir pranga var.
1.3 katrilyonluk bir pranga.
Öyle ki, haberini bile yapamıyorsun.
Gül olur, başörtüsü sorun olmaz
TAYYİP Erdoğan, Cumhurbaşkanı
Sezer'e kaç isim verdi bilmiyorum. İki diyen var, üç diyen var, dört diyen bile var.
Erdoğan'ın birden fazla isim vermiş olması son derece zarif bir hareket.
Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı'nın seçimden önce, 29 Ekim günü sarf ettiği sözlere
‘‘değer verdiğini’’ gösteriyor..
‘‘Buyrun partimizin önereceği isimleri. Atama yetkisi sizde’’ diyerek seçenek bırakıyor.
Cumhurbaşkanı'na iki isim verildiyse, bunlardan biri kuşkusuz
Gül. Çünkü
Erdoğan'ın hafta başından beri yaptığı
‘‘yoklamalarda’’ Gül'ün adı hep önde.
Diğer isim ise büyük ihtimalle
Vecdi Gönül. Eğer üç isim bildirildiyse o zaman listeye
Abdülkadir Aksu'yu da eklemek gerekir.
Ama ben listenin iki isimli olduğunu düşünüyorum.
Aylar öncesinden beri yazdığım gibi başbakanlık koltuğuna en yakın isim Gül.
Vecdi Gönül de başbakan olmaz ise bence Meclis başkanı yapılacak.
Açık baş, kapalı baş hikáyesine gelince.
Bu bizim
‘‘iç kompeksimiz’’.
Gül'ün eşinin başının kapalı veya açık olması Türkiye içinde sorun olur, dışarda değil.
Başı kapalı bir başbakan eşinin Batı tarafından yadırganacağı yolundaki
‘‘inanış’’ hiç de yerinde değil.
Başımız açık da olsa, kapalı da olsa Batı bizim bir Müslüman ülke olduğumuzu biliyor.
Müslüman olmamız Batı'yla ilişkilerimizde
‘‘engelse’’ zaten engel.
Başımız açık olduğumuz zaman bir şey değişmiyor.
Eğer engel ise bu engeli aşmak için başımızı açmamız yeterli değil.
Dinimizi toptan değiştirmemiz gerekebilir.
O nedenle
‘‘başı örtülü’’ bir başbakan eşinin dışarda sorun yaratacağından korkmayın.
O bizim
‘‘iç’’ meselemiz.
İmparator
FATİH Terim dün Galatasaray'daki
‘‘rakipsiz hakimiyetini’’ ilan etti. Kulüp bir süreden beri
‘‘gereksiz’’ bir çalkantı içindeydi. Ancak başkan dahil hiçbir sorumlu çıkıp da meseleyi tartışmadı, gerekenleri söylemedi, kimsenin ağzının payı verilmedi.
Ve dün ortaya
Fatih Terim çıktı.
Her kelimesi doğru, her kelimesi yerinde bir konuşma yaptı.
Yönetime sahip çıktı, takımına sahip çıktı, camiasına sahip çıktı. Sadece taraftarı es geçti ama onlara da gereken mesajı verdi.
Terim dün Galatasaray'ın gerçek
‘‘İmparatoru’’ olduğunu ilan etti. Tabii yönetimin iflasını da. Bundan böyle Galatasaray'ın aldığı her başarının sahibi
Terim'dir. Tabii her başarısızlığın da.
Terim bu
‘‘ikilemi’’ yürekle kabullenmiştir.
Gelecek yürekli insanlarındır.
Sorumluluktan kaçanların değil.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Yönetmenin bir kazanış değil, bir hak ediş olduğunu anladığımız zaman.