Güncelleme Tarihi:
Kökenleri yüzlerce yıl öncesine dayansa da 'Orta Oyunu'nuyla ilgili ilk resmi belgeye 1834'de rastlanıyor.
Orta Oyunu, ilk kez Osmanlı padişahı II. Mahmut'un, kızı Saliha Sultan’ın 1834’te yapılan düğünü için kaleme alınan Lebîb’in Sûrnâme’sinde “Cümle etrâf-nişîn-i meydan / Oldu orta oyunundan handan” cümlesiyle telaffuz edildi.
Daha sonra Osmanlı Sarayı'ndaki şehzadeler için düzenlenen sünnet düğünlerinin vazgeçilmezleri arasına giren Orta Oyunu 1850'lerde ise etkinliklerin olmazsa olmazı haline geldi.
"Doğal, sözünü esirgemeyen, bilgisiz ama cesur bir tipi" simgeleyen Kavuklu da işte bu Orta Oyunu'nun en önemli karakteri olarak tiyatro tarihimize geçti.
'KAVUKLU' KARAKTERİNİ KURUMSALLAŞTIRAN İSİM : KEL HASAN EFENDİ
Türk tiyatrosunda tamamen doğaçlama oynanan tulûatı hem de orta oyunu geleneğini bir arada sergileyen 'Meşhur Komik' lakaplı, Kel Hasan Efendi de 'Kavuklu' karakterini kurumsallaştırmayı başardı.
1874 ile 1925 yılları arasında yaşayan Kel Hasan Efendi, geleneksel Türk tiyatrosunun son temsilcisi sayılan İsmail Hakkı Dümbüllü'yü yetiştirip daha sonra bir ikon haline gelen 'kavuğunu' ona devretti.
DÜMBÜLLÜ'DEN MÜNİR ÖZKUL'A
Aramızdan ayrıldığı 1973 yılına kadar, meddahlık geleneğini sürdüren 'geleneksel Türk Tiyatrosunun son temsilcisi' İsmail Hakkı Dümbüllü de ustasından miras aldığı bu kavuğunu 1968 yılında öğrencisi Münir Özkul'a teslim etti.
38 YAŞINDA EMANETİ TESLİM ALDI
Ustasından emanet aldığı kavuğu 21 yıl şerefle taşıyan Türk tiyatrosunun unutulmaz ismi Münir Özkul da 1989'da usta yadigarını Ferhan Şensoy'a devretti.
RASİM ÖZTEKİN ÖLÜMÜNDEN 6 AY ÖNCE ŞEVKET ÇORUH'A DEVRETTİ
Hem arkadaşı hem de ustası Ferhan Şensoy'dan aldığı, güldürü geleneğinin nişanesi kavuğu 4 yıl taşıyan Rasim Öztekin, yaşadığı sağlık sorunlarının ardından "Oynayamayacaksam kavuğun bende olmasının bir anlamı yoktu. Çünkü kavuklunun oynaması lazım onun için hemen devretmek istedim" sözleriyle ölümünden 6 ay önce genç tiyatro sanatçısı Şevket Çoruh'a devretti.
70 YILA SIĞMAYACAK BİR HİKAYE!
70 yıllık ömrüne; hepsi birbirinden değerli 56 oyun, 10 film, 25 kitap sığdıran ve yüzlerce öğrenci yetiştiren Ferhan Şensoy, gerek oyunlarındaki gerekse filmlerindeki replikleriyle de kültürümüze ve düşünce dünyamıza birçok simge bırakmayı başardı...
"AMA DÖNECEK BİR GÜN BU ŞANS..."
İşte Ferhan Şensoy deyince hatırlanan 'sözlerden' bazıları:
*Çok kadınlar bilmek gerek, bir kadının kıymetini bilmek için…
*Hiç kitap okumayan ne kadar çok odunsal arkadaş var.
*Her ihtimale Kadıköy...
*Gençliğimde gıcık olduğum amcalardanlaşmakta mıyım?
*Gözünün içine baka baka yalandan yemin ederler... Hiçbirinin de çarpıldığını görmedim...
*Bilmem dikkatinizi dingildetiyor mu, zenginler ve yoksullar çok farklı konuşurlar.
*Dostluklar meyhanelerde perçinleniyor. İçmeden sevemiyoruz birbirimizi. Çok insancıl bir durum değil yani, ayık halimiz.
*Ne kadar seçme sapan şeyler yaşıyoruz...
*Atatürk tarafından bize bir demet çiçek olarak sunulan demokrasinin değerini ve ne olduğunu bilmiyoruz.
*Her gün mektuplaşıyorduk... Hiç yazmaya vakit yoksa, boş koyardık kağıdı zarfa. bu 'seni seviyorum' demekti...