Güncelleme Tarihi:
BODRUM dendiğinde deniz, kum, güneş, gastronomi ve tarihin yanı sıra bazı simge isimler de akıllara geliyor. Halikarnas Balıkçısı, Zeki Müren, Fedon... Liste böyle uzayıp gidiyor. Ama Bodrum’la özdeşleşen çok önemli bir isim daha var. ‘Son Süngerci’ unvanlı Aksona Mehmet... O, Bodrum’un değerine değer katanlardan... Bodrum’u Bodrum yapan, Bodrum süngerciliğinin yaşayan efsanesi böyle bir ismin yer almadığı bir Hürriyet EGE Bodrum Gazetesi de düşünülemezdi. Biz de ‘Aksona’ lakaplı Mehmet Baş’la ‘Bir İnsan Portresi’ için ‘Aksona Mancorna’ isimli teknesinde buluştuk. Oldukça akıcı geçen sohbette Aksona Mehmet’ten hem hikayesini dinledik, hem de Bodrum’u konuştuk. “Eski Bodrum’u özlüyorum” diyen Aksona Mehmet, aşırı yapılaşma ve denizlerdeki kirlenmeden hem çok dertli, hem de çok üzülüyor.
* Aksona Mehmet, Bodrumlu büyük denizcilerin isimlerini deniz haritalarında işaretlenmesi konusunda büyük bir mücadele vermiş ve Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın yardımıyla da bu amacına ulaşmış. Haremten önündeki iki sığlığa Gavur Ali, Deli İbrahim; Aspat açıklarına Kara Abidin; Seyir ve Oşinografi Dairesi’nin bir sürprizi olarak da Turgutreis-Çatalada’nın kuzeyindeki sığlığa ise Aksona adı verilmiş.
İLK TANIŞIKLIK 13’ÜNDE
Mehmet Baş’ın hikayesi 1950’de Bodrum Çiftlik’te başlamış. 5 kuşak önce buraya yerleşen çiftçi bir ailede büyümüş. Ekonomik olarak zor yılların yaşandığı süreçte hayata erken atmış. Öyle ki imkansızlıklardan dolayı ortaokulu yarıda bırakıp çalışmaya başlamış. “Günlerden bir gün Karaburun’un ucunda Koca İbrahim Amca’yı gördüm. 13 yaşındayım. Yüzünde bir maske, bir yandan yüzüp, bir yandan da ıskarmoz avlıyordu. ‘Ben de o maskeyi takabilir miyim?’ diye sordum. ‘Al, tak’ dedi. Maskeyi takıp kafamı suya bir soktum, ‘Aman Allahım, başka bir dünya varmış burada’ dedim. İşte denizlerle olan ‘aşkım’ orada başladı” diyor.
* “Benim yaşam tarzım bir nevi tatil” diyen Aksona Mehmet, ekliyor: “Tatil benim için başka dünyaları ve kültürleri daha yakından tanıyıp kendime yeni bir şeyler katmak anlamına geliyor. Tayland, Kamboçya, Küba, Akdeniz ülkelerine gittim. Şimdi hedefimde Güney Amerika var. Her gittiğim yerde de sıkı dostluklar kurarım. İletişimi önemsiyorum.”
* Bodrum Deniz Ticaret Odası ve Türk Deniz Araştırma Vakfı, 2017’de Aksona Mehmet’in UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri Envanteri’ne isminin kaydedilmesi için resmi başvuruda bulunmuş. Bunun sonuçlanmasını bekliyor.
SÜNGERCİNİN YAŞAM GARANTİSİ
MEHMET Baş’ın unvanı ‘Aksona Mehmet’... Peki, nedir bu ‘Aksona’? Mehmet Baş, unvanını şöyle anlatıyor: “Su altında basınç nedeniyle sıvı hale geçip kana karışan azotun yüzeye çıkmadan önce belirli duraklarda bekleyerek tekrar gaz haline gelip vücuttan atılmasına süngercilik dilinde aksona deniyor. Aksona süngercinin yaşam garantisi. Dalgıç aksona yapmadan yüzeye çıkarsa kanında ve dokularında birikmiş olan azot genişlemeye, kabarcık formu oluşmaya başlar. Bu da vurguna yol açar.”
* Deniz insanı olmanın bir artısı da mutfağa olan ilgi. Mehmet Baş’ın da mutfakla arası çok iyi. Çiğ balıktan yaptığı ‘El Mancorna’da iddialı. Tabii boynuz kulağı geçiyor. Birlikte çalıştığı oğlu Fatih de bu konuda çok başarılı.
CENNETİ CEHENNEME ÇEVİRMEYELİM
BODRUM, Aksona Mehmet için saflığın, dürüstlüğün, çalışkanlığın, sevginin, tarihin bir yansıması. Ama o, bu konuda biraz dertli. Çünkü bu değerlerin yok olduğunu düşünüyor. Nedenini ise şöyle anlatıyor: “Eskiden Bodrum Çarşısı’nda kuyumcu esnafı bir yere gitse dahi dükkanının kapısını kapatmıyordu. Sandalyeyi ters koyup giderdi. Şimdi bunu yapmak mümkün mü? Bu beni çok üzüyor. Bir yeri cennet, cehennem yapan orada yaşayanlardır. Biz cennet Bodrum’u cehenneme çevirmek için uğraş veriyoruz. Yapılaşmadaki boyut, altyapıdaki sorunlar, denizdeki kirlenme... Bodrum’da yerin altında yatan bir hazine var. 7 kez bu coğrafya toprağın altına gömülmüş. Umarım bu kirlenmeyi 8’inci doğa olayı temizlemez de biz insanoğlu bu gidişe bir ‘Dur’ deriz.”
EKMEK TEKNESİNE SAHİP ÇIKALIM
ÇAĞIN en büyük liderlerinden birinin bu topraklardan çıktığını söyleyen Aksona Mehmet, “Bu topraklara Atatürk gibi bir lider nasip olmuş. Ve Atatürk de muhasır medeniyetler seviyesine ilerlemeyi bizlere göstermiş. Medeniyet ve uygarlığa giden bu yol denizlerden geçiyor. Denizin gücü sonsuzdur. O, insana doğanın gücüne saygıyı ve sonsuz enerjisinden yararlanmayı öğretir. Kim denizin dilinden anlar, kim onunla uyumlu yaşar, deniz de ona hayatın her türlü nimetini bağışlar. Denizin dibi öylesine büyülüdür ki ne zaman dalsam, ‘Şu efsanelerdeki deniz kızları gerçek olsaydı da karaya hiç ayak basmasaydım’ derim. Ekmek yediğimiz yer deniz. O nedenle denizlerimize sahip çıkmalıyız” ifadelerini kullanıyor.
SÜNGER AVINA YASAK GELDİ
“BENİM okulum denizler” diyen Aksona Mehmet, bugün geçimini turizmden sağlıyor. Süngerciliği tanıtmaya da devam ediyor. Tabii bugün sünger avcılığı yasak. Mehmet Baş, “Dünyada hiçbir olumlu ya da olumsuz güç süngere müdahale edemez. Bu, doğanın bir armağanı. Bir yerde canını ortaya koyuyorsun. Çıkarması hiç de kolay değil. o nedenle sünger avlamakla bitmez. Ama yasaklandı. Sadece Çanakkale sınırlarında serbest. Ben de ara ara o bölgeye giderek dalıp sünger çıkarıyorum. Bu kültürün yok olmaması çok önemli” görüşünü dile getiriyor.
DALGICIN ŞİİRİ
‘SON Süngerci’ adlı kitabı olan Aksona’nın yine aynı isimle belgeseli de çekilmiş. “Yarınlara belge bırakmak önemli” diyor. Onu en iyi anlatan şeylerden belki de biri ‘Dalgıcın Şiiri’... “Mavi suların derinliğinde arıyorum sevgilim seni... Tüm dalgıçlar da acaba benim gibi mi? Sevgilim sen balıkların arasından çıkacaksın gibi. Ne de ıssız ve serin olur bu mavi suların dibi. Sarı yosunların arasında süngerler siyah, inci gibi, kayalarda sürünmekten kesildi apoşumun ipi... Hayalin geliyor gözümün önüne deniz kızları gibi, ne de ıssız ve serin olur bu mavi suların dibi. Orfozlar gelip durdu ejderha gibi... O lahozların oynayışı ceylanlar gibi işte ömrüm böyle geçiyor mavi suların dibinde, canımın içi. Ne de güzel olur sevgilim mavi sularda düşlemek seni... Yoruldu dizlerim tükendi nefesim, mavi derinliklerde aramaktan seni... Bir gün sen o engin maviliklerden çıkacaksın gibi... Acı sularınla ovmakla yaşatmaktasın beni, ne de ıssız ve serin olur bu mavi suların dibi.”
KİMDİR?
Adı ve soyadı: Mehmet Baş
Doğum yeri ve yılı: Bodrum, 1950
Eğitimi: İlkokul
İşi: Denizci
Burcu: Oğlak
Medeni durumu: Ev hanımı Şerife Baş’la evli. Fatih ve Deniz’in babası.