Eğer bunlardan biriyle görüşürseniz hemen karşısındakileri kötülüyor. Halbuki iki yıl öncesine kadar birlikte hareket ediyorlardı. Para tatlı olunca bile aralarında bölünmüşler. Artık herkes konuşmaya başlayınca yaşanan rezillikler yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor.
İlginç bir olay anlatacağız.
Büyükşehir'in, dar gelirlilere arsa ve konut üretmek gibi bir görevi olan Mesken Gecekondu Müdürlüğü var. Elinde binlerce dönüm arsa bulunuyor.
Ne yazık ki bu arsalar
KİPTAŞ'a peşkeş çekilmiş...
KİPTAŞ bu arsalara yaptığı daireleri,
Mesken Gecekondu Müdürlüğü'ne fahiş fiyatlarla satmış. Buna rağmen 20 trilyon borcunu ödeyemememiş.
'Muhteşem' cam bina görülmeye değermiş... Tüm sıhhı tesisat malzemesi
İtalya'dan getirilmiş. Kimin getirdiği ayrı bir hikaye imiş.
ARSA SAHİBİNE SATILDI
Asıl önemlisi... Binaya
Mesken Gecekonu Müdürlüğü teknik elemanları tarafından 7 trilyon değer biçilmiş... Bundan
Büyükşehir ve
KİPTAŞ yönetimi tadmin olmayınca bu kez
Büyükşehir Yapı İşleri Müdürlüğü'ne kıymet takdiri yaptırılmış. Bu kez değer 14 trilyona yükseltilmiş ve böylece bütçenin açığı kapatılmak istenmiş...
KİPTAŞ'ın zararı 20 trilyondan 6 trilyona düşürülmüş böylece... Bina şimdi de Ulaşım Daire'sine kira alınmadan tahsis edilmiş.
Görüyorsunuz değil mi, Büyükşehir Belediyesi'nin trilyonları nasıl heba ediliyor?
Akbulut'a yakışmadı
ANKARA'dan
Emin Cüneytoğlu, başbakanlık da yapan bir parti genel başkanının istifa ederek bir başka partiye girmesine hiç tanık olunmadığını anlatarak,
Yıldırım Akbulut'un siyasi etik kurallarına hiç uygun davranmadığını yazıyor.
Gerçi genel başkanlık yapan bir kişinin istifasının
ANAP'ta hiç umut kalmadığını gösterdiğini anlatan okurumuz,
Akbulut'a bütün makamların kendisine altın tepsi içinde sunulduğunu,
Özal'ın kendisini Meclis Başkan Vekili, daha sonra Meclis Başkanı ve İçişleri Bakanı yaptığını; eşinin
Anayasa Mahkemesi üyesi olmasının sağlandığını; bu arada 1965 seçimlerinde seçilemeyince bu kez kendisine
Toyota bayiliğinin verildiğini;
Mesut Yılmaz'ın kendisini 1999 seçimlerinden
Ankara'dan aday yaparak TBMM'ye soktuğunu belirterek şunları anlatıyor:
‘‘Kendisi yeniden Meclis Başkanı yapıldı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de,
Mesut Yılmaz'ın karşı çıkmasına karşın
Sezer'e karşı tek başına aday oldu.
ANAP, bu kadar makamı hangi milletvekiline verdi?
Vermedi; ANAP Meclis Grup Başkanvekili
Beyhan Aslan'ın dediği gibi
'Mareşallik' dışında bütün unvanlara sahip oldu. Ve şimdi 'kendisi hakkında fıkralar üreten DYP'ye gidiyor.’’
Okurumuz
Özgüroğlu'nun bir eleştirisi de
Mesut Yılmaz'a: ‘‘
Özal, 1992'de Kürtçe eğitimi gündeme getirdiğinde
Mesut Yılmaz, ANAP'ın bu nedenle oy kaybettiğini söylemişti.
Yılmaz, aradan 10 yıl geçtikten sonra mı demokrat olmayı hatırladı? ANAP işte bunlardan kaybediyor.’’
Şimdi mi fark edildi?
KÜTAHYA Belediyesi ile ilgili sorunlar
'Evlilik Rehberi' ile
Türkiye'nin gündemine geldi. Ancak belediyedeki bu
gerici ve
Cumhuriyet karşıtı durum yarbay emeklisinin, belediye başkanı seçildiği günden itibaren başlamıştır. Belediyeye ait tarihi ve turistik yerler ile işletmeleri öncelikle kendi yandaşlarının yaşam tarzına göre düzenledi ve normal insanların buralara gelmesini önledi. Şimdi bu yerler boş duruyor. Hele dünyaca ünlü çamlar içindeki belediyenin
Harlek Termal Kaplıcaları'na yabancı turistlerin gelmemesi için elinden geleni yaptı. Başına imam kökenli bir müdür getirdi, bira dahi sattırmadı. Neymiş
Kütahya Hıristiyan olurmuş... Tam bir bağnazlık. Koca kaplıca şimdi kendi cemaatinin karargáhı oldu. Dilerim vilayet ve belediye önünde
Atatürk'ün
'Takdir Mektubu'nun yer aldığı heykelin yazıları bugün dökük değildir. 1995'ten beri herkesin gözü önünde bu adamın laiklik karşıtı uygulamaları devam ediyor.
Kütahya'da vali ve savcılara bu durumu sokmak gerekmez mi? Konu medyada aksedene kadar soruşturma başlatanlar nerede?
Av. Mustafa YUNUSOĞLU Lotoda bit yeniği yok
BİR varsayımdan hareketle yazılmış olan
‘‘Türkler mi akıllı, Amerikalılar mı?’’ (7.2.2002) başlıklı yazıyı okudum. Bendeniz, bu tip talih oyunlarını 20 yıldır oynarım ve hiçbir ikramiye de kazanmadım. Ayrıca
Florida Lotaryası'nı da takip ediyorum. Gerçekten de çok yüklü miktarda paralar birikmektedir. Şöyle ki:
1) Florida Lotosu bizdeki gibi 6-49 değildir; 6-53'tür. Buradaki sonradan gelen 4 numaranın olasılık olarak bilinmesi bizimkine göre çok büyük bir fark yaratmaktadır.
2) Florida Lotosu bizdeki gibi haftada bir değil, iki kez oynanır. Bunlardan dolayı miktarın artması ve devretmesi sanırım oransal olarak uygundur.
39 yaşındayım ve işim gereği birçok yabancı işadamıyla çalışmalarımdan çıkardığım sonuç ise biz
Türkler'in hakikaten çok fazla zeki olduğu... Ama bir o kadar da yazıyı gönderen Sayın
S.D gibi önyargılı ve kuşkucu oluşumuzdur. Bence bit yeniği yok.
Ersin ÇALIŞKAN-İSTANBUL Polatlı'nın kaderi
POLATLI'nın kent merkezinde maalesef bir sağlık ocağı bile yok. Eski hastane atıl durumda bırakıldığından yeni hastane ve sağlık ocakları kentin çok uzaklarında. Doktora görünmek, iğne olmak, pansuman yaptırmak amacıyla da olsa buralara gidebilmek için iki dolmuş kullanmanız gerekiyor. E-90 karayolunda bir trafik kazası veya kalp krizi geçirirseniz önce kent merkezinde hastane arayacaksınız, daha sonra belediye karşısına hemzemin geçitte treni bekleyeceksiniz. Ve kar kışta rampadan hastaneye çıkacaksınız. Hastaneye ulaştığınızda başınız sağ olsun. N'olur kent merkezinde bir sağlık hizmeti sağlayın.
Mahir YAVAŞ-
Tüm hasta yakınları adına POLATLI İlginç iki sonuç
SAĞLIK İşçileri Sendikası'nın 13 ilde ve 13 ayrı işkolunda yaptırdığı ve 2708 işçinin katıldığı kamuoyu araştırmasına göre; işçilerin %29.5'inin ancak günlük bir gazete alabildiklerini, yaklaşık %40'ının da son 3 yıl içerisinde evlerine dayanıklı tüketim eşyası alamadıklarını biliyor musunuz?
Koyun hiç olmazsa me'ler...
DOĞALGAZ, elektrik, su ve telefon faturaları başımızı döndürüyor. Çok kişi borçlarını ödeyemiyor; çünkü maaşlarımız yetmiyor. Ödemezseniz de gecikme bedeli ile KDV cezası başlıyor.
Bu ödemeyi düşünürken bir zam daha...
Devlet dolaylı vergilerle yakaladığını şey ediyor. Bizi yönetenler dünyanın en şanslı milletine sahipler. Hepimiz koyun gibiyiz diyemeyeceğim koyun
me'ler...
Nejat TEKİNER Gürtuna 2.5 yıldır ne yaptı
İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı
Ali Müfit Gürtuna'nın depremle ilgili açıklamalarını şaşkınlıkla izliyoruz.
Açıklamalarında iki önemli noktayı vurguluyor.
Yurtdışında kaynak arıyoruz. Binalarda hasar durumlarına göre tespit yapacağız; takviye maliyetlerini çıkartacağız... Boğaziçi Köprüsü ve viyadükleri tehlikeli...
İstanbul'u etkileyecek olası bir
Marmara depremi için göz boyamaktan başka bir şey yapmayanlara 2.5 yıldır ne yapıldı sorusu gündeme gelir. Bunun için dış krediye mi ihtiyaç vardır?
‘‘Cumhuriyet-Halaskargazi caddelerini, Şanzelize Bulvarı gibi yapacağım
’’ diyerek 10 trilyon harcayan,
Çin'den getirttiği granitleri döşeyen
Gürtuna önce binalardaki hasar tespit çalışmaları için para bulmalıydı.
Niyet olsa hasarlar projelendirilir; maliyetler hesaplanır ve sonra dış kredi aranır. Projesiz, maliyeti bilinmeyen işlere kimse kredi vermez.
Bilim adamlarının uyarılarına karşı duyarlılık gösterip öncü olmak bu makamın en önemli işi olmalıdır.
MESAJ
TELEKOM'dan açıklama: Ankara Emek Mahallesi 8. Cadde'de kablo TV hizmeti verilmektedir. Ancak Aytaç Taner adına kablo TV başvurusu bulunmamıştır. Konuyu açıklığa kavuşturmak ve sorunu çözmek için okurunuz 0312-555 24 11 ve 313 24 10 No'lu telefonları arayabilir.
TATİLYA'nın arkasında
TÜYAP'a kadar üç belediye var;
Yakuplu, Esenyurt ve
Kıraç... Biz
TÜYAP'a yakın 720 dairelik Tepekent Sitesi'nde oturuyoruz.
Kıraç Belediyesi'nin hiçbir etkenliği yok. Yollarımız çamur içinde. Altyapıya önem vermeyen belediye köpeklerin canını almaya devam ediyor. Geçen bir sürü köpek zehirlendi. Çok zoruma gittiği için buradan duyurmak istiyorum.
Semir ABAKUŞ-KIRAÇ
EMLAK vergisine esas olacak arsa m2 rayiç değerlerine mahallem adına komisyon kararının iptali için açmış olduğum dava 1.
Vergi Mahkemesi'nde sürüyor. Tespit edilen bilirkişiler ve hakim önümüzdeki salı günü 11.00'de inceleme ve tespit yapacaktır. Halkımıza duyururum.
Bülent YURTSEVER Bakırköy Yeşilköy Mahallesi Muhtarı
BANDO Tur yılbaşı
Kapadokya turunu son anda iptal etti, bizi ortada bıraktı. Depozitomuzu hálá geri ödemedi. Özür dilemek şöyle dursun bizi azarladı. Ne yapmam gerekiyor.
Hakan AKÇAOĞLU BEŞİKTAŞ
AVCILAR'da 10 bin bina var. 17 Ağustos depreminin üstünden 1244 gün geçti. Bir ekip bir günde 8-9 binaya bakarak binaların sağlam-çürük olduğu belirlenebilir, belediye de tarihe geçerdi. Şimdilerde
Avcılar'da inşaat filan yok, bir değil birçok ekip oluşturulabilecek
Fen İşleri elemanları oturup duruyor. Çok yazık, fırsat kaçıyor.
Ali AKKUŞ-AVCILAR