Paylaş
Arzum Onan böyle bir açıklama yapmaya kalksa ve “Bunu erkeklerimiz, abilerimiz, babalarımız, erkek kardeşlerimiz için yapıyorum” dese ne düşünülürdü acaba?
O nedenle Aslantuğ’un kendi yaşadığı ilişki ve ayrılık üzerinden yapacağı bir konuşmayı tüm kadınlara adaması hem bir kibir sağanağı hem de “can yakan erkek milletine” dahil olmadığını anlatmak için böyle siyasetçi formunda bir girizgâh yapması hayli talihsiz ve gereksiz.
Ayrıca: “Ben terk etmedim, ben aldatmadım, çok acı çektim” diyen upuzun açıklama yerine Arzum Onan’ın sessizliği çok daha bilge, çok daha asil kalıyor.
Ben ve dün olduğumu söylediğin kişi
Mehmet Aslantuğ’a “yorulduğunu ve kendini bulmak istediğini, bu nedenle ayrı eve çıkmak istediğini” söylemiş Arzum Onan.
Arzum Onan’ın durumu ya da içinden geçtiği dönem; geçtiğimiz hafta yayınlanan ve samimi sözleriyle herkesi etkisine altına alan Miley Cyrus’ın “Used To Be Young” şarkısına çok benziyor.
Düşünün, Adele bile Las Vegas konserinde bu şarkıyı ne kadar sık dinlediğini ve çok sevdiğini itiraf etti.
Şarkı, sözleri itibarıyla tam bir “Hayatımda yeni bir dönem başladı, artık eskisi gibi olmamı bekleme” şarkısı.
Özetle şarkıda şöyle diyor:
“Ben ve dün olduğumu söylediğin kişi
Yollarımızı ayırdık...
Biliyorum çılgındım
Biliyorum eğlenceliydim
Sen diyorsun ki eskiden vahşiydim
Ben diyorum ki o zamanlar gençtim
Zamanın beni değiştirdiğini söylüyorsun
Sorun yok, iyi bir deneyimdi
Biliyorum çılgındım
Çünkü o zamanlar gençtim.”
Sektör farklı hikâyelerle ilgilenmiyor
Esra Dermancıoğlu içinde bulunduğu dizi sektörüne muhteşem bir şekilde çemkirmiş.
Tüm dizilerdeki esas hikâyenin (ki o esas hikâye de aşk oluyor genelde) gençler arasında geçtiğini, 40’lı yaşlarını sürenlerin hikâyeleriyle sektörün ilgilenmediğini söylemiş, “Türkiye’de 50’ler entübe” diye son noktayı koyarak...
Sonuna kadar haklı Esra Dermancıoğlu.
Ama dizi sektörü maalesef farklı hikâyelerle pek ilgilenmiyor.
Her şey kalıplar üzerinden ilerliyor:
Her sezon yenisi bulunan genç, güzel, yakışıklı bireyler (onlara oyuncu demeye dilim varmıyor) ve onlar etrafında dönen entrikalar, taktikler, uzun bakışmalar, öyle miydi böyle miydi yoksa değil miydi diyalogları...
Acaba sevgili Esra Dermancıoğlu çemkirmek yerine kendisi 40’ların hayatlarını anlatan bir hikâye yazsa ve oynasa? Olaya en azından bir yerinden el atmış olur...
Paylaş