Paylaş
***
Bild gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Kai Diekmann’la işte onu yaptık.
ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’ın halen çalıştığı Trump Tower’ın alt katındaki restoranda buluşmaya karar verdik.
***
Şimdi size Beşinci Cadde’deki bloktan içeri nasıl girdiğimizi ve binanın içindeki durumun ne olduğunu anlatacağım.
DAHA SOKAĞIN BAŞINDA KADIN POLİS NE SORDU
CADDENİN Trump Tower’ın bulunduğu blokun iki sokak arasındaki kaldırımı polis tarafından kapatılmış.
İki ucunda polis kontrolü var...
Ben Central Park tarafından blokun bulunduğu kaldırıma girerken kadın polis önümdeki bir kadını durdurup soruyor:
“Nereye gidiyorsunuz...”
Kadın, “Geçip gideceğim” deyince onu karşı kaldırıma yönlendiriyor. Aynı soruyu bana da soruyor ve “Gril Bar’da rezervasyonum var” deyince geçmeme izin veriyor.
İÇERİDE KAÇ ‘SECRET SERVİCE’ ELEMANI VAR
BİNANIN kapısında ellerinde makineli tüfek bulunan 6 polis nöbet bekliyor.
Daha kapının dışında, kulağında haberleşme cihazı bulunan ‘Secret Service’ elemanlarını fark ediyorsunuz.
İçeriye girer girmez bir X-Ray cihazından geçiyorsunuz.
Elinizde çanta varsa mutlaka aranıyorsunuz. Paltonuzu veya ceketinizi çıkarmanızı istemiyorlar.
Ayrıca cep telefonlarını da X-Ray cihazından geçirmiyorsunuz. Sol tarafta, üzerinde TT (Trump Tower) harfleri bulunan bir kürsü var. Onun tam karşısına bir kordon çekilmiş ve onun arkasında bir gazeteci ve kameraman ordusu bekliyor.
Daha kapıdan girerken kulağında haberleşme cihazı bulunan en az 6 sivil güvenlik elemanını fark ediyorum.
KAPIDA ZAMANIN RUHU SELFiE’Sİ
KAI’la gazeteci kalabalığının önünde bir hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Tabii çıkışta bu çağın vazgeçilmez gerekliliğini yerine getiriyoruz.
“Günün selfie’si...”
Ama yaratıcılığımı orada da kullanıyorum ve selfie yapan bir genç kadının yanına yaklaşıp, onun selfie’sine ortak oluyorum.
TRUMP BUTİKTE HANGİ İLGİNÇ ÜRÜNLER SATILIYOR
O sırada tam karşıdaki “Trump” markalı eşyalar satılan butik dikkati çekiyor.
ABD’nin seçilmiş başkanının pazarladığı ürünler nedir diye merak edip yakından inceliyorum.
İlk dikkatimi çeken, seçim kampanyasında slogan olarak kullandığı “Make America great again” (Amerika’yı yeniden büyük yap) yazısının bulunduğu beyzbol şapkaları ve tişörtler oluyor.
TRUMP’IN LAKABINI NASIL ÇEVİRİRSİNİZ BELALI MI, AZILI MI
BUTİKTE Trump’ın iki kitabı satılıyor.
Birinin adı “Think Like A Champion” (Bir Şampiyon Gibi Düşün).
Onun yanındaki kitabın adı ise kafamı karıştırıyor:
“Time To Get Tough...”
Gel şimdi bunu nasıl çevireceğine karar ver.
“Tough” kelimesinin sözlük karşılıkları şöyle:
“Cesur”, “sert”, “aksi”, “kararlı”, “belalı”, “azılı”...
Ben şöyle çevirdim: “Sertleşme Zamanı...”
“Zamanın ruhuna” en uygun olanı bu gibi geldi bana...
Ama seçim kampanyası sırasında Trump’la ilgili tartışmaları hatırladığımda bu çeviri biraz tuhaf kaçacak.
O nedenle istediğiniz gibi çevirebilirsiniz.
VÜCUT LOSYONU VE YAĞI NARSİST BİR KİŞİLİK Mİ
BUTİKTE, kitapların hemen sağındaki rafta ise “Trump” marka cilt bakımı ürünleri var...
“Vücut losyonu”, “banyo tuzu”, “vücut yağı”...
Bu ürünlere bakınca binanın üst katlarında narsist bir bünyenin yaşayıp yaşamadığını sorguluyorsunuz...
BİZ ORADAYKEN ORTALIĞI KARIŞTIRAN İSTİHBARAT
TAM kapıdan girerken, Kai’ın tanıdığı bir gazeteci yanımıza gelip “Biraz önce bu asansöre kim bindi biliyor musun?” diye soruyor.
Cevabımızı beklemeden devam ediyor:
“Marine Le Pen biraz önce yanında 3 kişi ile yukarı çıktı.”
***
ABD’nin seçilmiş başkanı Trump’ın, Fransız “Milli Cephe” Partisi’nin genel başkanı Marine Le Pen ile görüşmesi tabii ki çok ilginç bir haberdi.
***
Ancak biraz sonra Trump’ın sözcüsünden haber geliyor.
“Seçilmiş başkanın herhangi bir görüşmesi yok...”
Biraz sonra, Marine Le Pen’in basın sözcüsünden de haber geliyor:
“Madam Le Pen tamamen özel bir gezi için New York’ta...”
***
Ancak Reuters muhabiri yanındaki 3 kişinin kimliğini ortaya çıkarınca, gazeteciler arasında bir dalgalanma başlıyor.
Çünkü yanındakilerden biri Milli Cephe Partisi’nin başkan yardımcısı Louis Aliot, öteki de Partinin uluslararası ilişkiler konusundaki danışmanı Ludovic De Danne’dı...
***
Ama asıl önemlisi yanlarındaki üçüncü kişiydi. George Lombardi isimli bu kişi Trump Tower’da oturuyordu ve Donald Trump’ın çok yakın bir arkadaşıydı.
***
Hemen orada öğrendiğimiz bu bilgiler, kiminin “Yeni Dünya Düzeni”, kiminin “Yeni Normal” dediği yeni çağdaş realiteyi çok güzel anlatıyordu.
***
Geriye şu soru kalıyordu.
Bu “Yeni Normal”in Avrupa’daki en önemli temsilcisi Marine Le Pen o binada ne arıyordu?
Trump’ın basın danışmanının yukarıdan yolladığı cevabı şuydu:
“Burası herkese açık bir mekân...”
***
Kai’la birlikte, bu herkese açık mekânın alt katındaki Gril Bar’a geçiyoruz.
SERVİS YAPAN ELEMANIN TERCİHİ
AŞAĞIDAKİ Gril Bar tıklım tıklım dolu...
Öğle saati bir “Brooklyn Lager” bira söylüyorum.
Gülerek “Benim de tercihim bu” diyor...
Ancak Kai, bir burger isteyince ona da “Benim de tercihim bu” diyor...
Orada anlıyorum ki restoranlarda sempatik pazarlamanın yeni trendlerinden biri de bu...
“Servis yapan elemanın tercihi...”
RUS İSTİHBARATI OTEL ODASINDA GİZLİCE KAMERAYA ALDI MI
BİZ binadan ayrılırken, bütün Amerika hâlâ bir gün önce bu binada tartışılan bir sorunun cevabını arıyordu:
“Rus gizli servisi Moskova’da Trump’ın bir ilişkisini gizlice kameraya aldı mı...”
Bu iddiayı iki gün önce Amerika’nın yükselen genç internet sitesi Buzzfeed ve CNN televizyonu ortaya attı.
New York Times ve Washington Post gibi ciddi gazetelerin cinsel ayrıntılarını yayınlamayı reddettiği bu iddia şuydu:
Güya Donald Trump geçmişte “Dünya güzellik yarışması” için gittiği Moskova’da otel odasında gizlice kameraya alınmıştı.
Trump basın toplantısında şu sözlerle karşı atağa kalktı.
“Sadece Moskova değil nereye gidersem gideyim arkadaşlarımı uyarıyorum. Dikkatli olun otel odalarında gizli kameralar olabilir ve bir süre sonra kendinizi televizyon ekranlarında seyredebilirsiniz.”
“Bu endişeleri taşıyan bir insan kendisi otel odasında böyle bir şey yapar mı” demek istiyordu.
Bir kadınla pervers bir ilişkide bulunduğu iddiasına da şu ilginç cümleyle karşılık verdi:
“Ayrıca benim germafobim var...”
Yani, el sıkışınca bile mikrop kapma korkusu...
Kısaca ben binanın içinde araştırmacı gazetecilik yaparken, Amerikan halkı otel odası meselesini konuşuyordu.
Amerika’daki başkanlık sistemi bizimkinden epey farklı...
Paylaş