Güncelleme Tarihi:
Seyhun Topuz, hep kendine ait formların peşinden gitti. Sarı, kırmızı, siyah, mavi, beyaz gibi renklerde ve mükemmel orantı duygusuna sahip heykeller yaptı. Her çalışma için tek bir biçim seçti ve o biçimin heykel dilindeki olanaklarını araştırıp durdu. Yıllar içinde aynı formu tekrar tekrar ele alarak, nasıl çeşitlenip farklılaşabildiğine yeniden baktı. Onunkisi, hem sınırlayan hem de form dilinin olanaklarını derinlemesine geliştiren bir çalışma biçimi.
‘Düğümler/ Knots’ sergisinin hazırlık süreci de sanat yaşamının ilk günlerinden başlıyor aslında. Yine 1970’li yıllara dayanıyor:
“İlk kişisel sergimi açtığım 1970’li yıllar benim kaynağımdır. Sadece ‘Düğümler’in değil, her sergimin hikâyesi yine aynı yıllardan başlayıp bugüne uzanır. Ben, kendi işlerinden beslenen bir sanatçıyım. İşlerim birbirlerinin içinden doğar. Yurtdışında müzeleri geziyor, yerli yabancı sanatçıların eserlerini izliyor, çeşitli yayınları takip ediyorum. Ama onları yalnızca görüyorum. Sevdiğim sanatçılar yok mu, elbette var. Ama direkt olarak etkilendiğim bir sanatçı olmadı. Hiç başkalarından beslenme ihtiyacı da hissetmedim. Bir gün hissedecek olursam bakarım ama kendi kendime yettiğimi düşünüyorum.”
BABAMDAN GİZLİ AKADEMİ SINAVLARINA HAZIRLANDIM
Sanatçıya heykelle ilişkisinin nasıl başladığını sorduğumuzda, ailesine karşı verdiği savaşı anlatmaya koyuluyor:
“Babam, liseden mezun olduktan sonra hukukçu olmamı istedi. Senin yaşında meslek seçilmez, derdi. Ben de hukuk fakültesine gittim. İkinci yılda babamdan habersiz fakülteden lise diplomamı aldım çünkü akademi sınavlarına girebilmek için diplomanın aslı gerekiyordu. Sonra başladım hazırlanmaya. Kazanamasaydım mahvolmuştum. Bugün ne hukukçu, ne de heykelci olacaktım. Ama başlangıçtan bugüne kadar, kendimi kabul ettirmek için hiçbir çaba sarfetmedim. Üstelik, yaptığım işler Türkiye’de üretilen heykellerin biraz dışındaydı. O zamanlar kabul gördüğümü düşünmüyorum. Ama inatla ve her zaman, ne istiyorsam yapmaya devam ettim.”
HEP GEOMETRİK ŞEKİLLER
Seyhun Topuz’un hep geometrik şekillerle ve çok az elemanla çalıştığını söylemiştik. Dile kolay, tam 40 yıldır aynı elemanları bükerek yeni yapıtlar üretiyor. Her çalışma için tek bir biçim seçip, o biçimin heykel dilindeki olanaklarını araştırıyor. Söylediğine göre, bir heykel serisine hazırlanması yaklaşık iki yıllık düşünme süreci istiyormuş. Maketleri de hazırladıktan sonra üretime geçiyormuş, Topuz. En az bir iki senenin de böyle sürdüğünü düşünürsek, uzun sanat yaşamında yalnızca 11 kişisel sergi açmış olması bizi şaşırtmıyor.
Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Sanat Müzesi’nde açılan son sergisinden bu yana yaklaşık dört sene geçti. Sanatçı bu sürecin iki senesini “Beceremediğim başka bir proje için harcadım” diyor. Ortaya çıkanlar içine sinmeyince, geriye dönüp işlerine bakıp, düğümlerle işinin bitmediğine karar vermiş. Sanatçı, daha önce “Etrafından dolaşıp geçmekle yetinip içine giremediği” düğümlere hakkını veriyor bu kez. Bozulmuş kareler ve kırık formlarla düğümleri bir araya getirip bambaşka bir yorumla sunuyor.