Güncelleme Tarihi:
Bundan çok değil, 5 yıl önce birileri bize “Vegan kasaplar olacak, restoranlarda sağlıklı yemekler öne çıkacak, bitkisel süt kullanmayan kahvecilere burun kıvıracağız, restoranlar temiz gıda kullanımına daha fazla önem verecek, deniz kabuklularını kaz ciğerine ‘boğan’ Michelin’li şefler bile sebze yemeklerini baştacı edecek” dese kimse inanmazdı. En azından bütün bunlara bu kadar adapte olacağımıza ve biz kebapseverlerin bile bu yemeklere bayılacağına...
Yaşam şeklimiz ve hayata bakışımız beslenme tarzımızı da etkiliyor. Geçenlerde gittiğim Overdose, bu anlamda en doğru yerde açılmış. Burası, Etiler’de bir ara sokakta bahçeli ve sevimli bir bina... Mekânın üst katı Dose adıyla, lüks segment bir gym & SPA ve kulüp olarak hizmet veriyor. Dopamin, seratonin ve endorfin kelimelerinin başharflerinden oluşan Dose’da egzersiz yapıp alt kata inince beyninizin ödül merkezine ufak bir doz lezzet şoku yaşatabiliyorsunuz.
Overdose, konseptiyle Türkiye’de bir ilk... Yemeklerinde kullandıkları malzemelerin tamamının topraktan tabağa tüm üretim sürecini biliyor ve takip ediyorlar. Malzemelerin bir kısmı kendi çiftliklerinden, diğerleri organik üretim yapan yerlerden geliyor. Ve en önemlisi burada her şey glütensiz. Sadece vegan ürün pişirip satan mekânlar var ama sadece glütensiz yemek sunan yer henüz yoktu.
Gelelim yemeklere... Tabanı karnabahar, keten tohumu ve badem unuyla hazırlanmış vegan peynirli pizza mekânın imza lezzetlerinden... Adı ‘Impossible (imkânsız) pizza’...
Yedikten sonra anlıyorsunuz neden bu adın verildiğini. Çünkü sadece bu malzemelerle bu kadar lezzetli bir pizza yapmak neredeyse imkânsız! Siyah pirinç ve ıspanak yaprakları üzerinde servis edilen teriyaki soslu ızgara somonsa buraya yeniden gitmeme sebep olacak kadar nefis.
Spagetti şeklinde kesilmiş çiğ kabaklarla sunulan hindi köfteli zoodle (noodle ve kabağın İngilizcesi ‘zucchini’ kelimelerinin birleşimi) türünün iyi ve doyurucu bir örneği... Badem, adaçayı ve parmesan karışımıyla kaplanıp fırında kızartılan tavuk şnitzel bol yağda kızartılmışı kadar çıtır değil ama sağlıklı alternatifi olarak son derece lezzetli.
Overdose’un tatlılarına da ayrı bir başlık açmak gerek. Hindistan cevizi ve badem unu tabanıyla hazırladıkları tartın dolgusunu mevsimsel olarak değiştiriyorlar. Ben balkabaklısına denk geldim, az şekerliydi ve çok hafifti. En gözde tatlılardan biri Overdose snix. Yerfıstığı ezmesi, organik bitter çikolata ve Hindistan cevizi karamelli bu tatlıya karşı koymak zor. Yiyecekseniz o gün atacağınız adım sayısından emin olun derim.
Burada en çok hoşuma giden şeylerden bir diğeri de demi yerinde Türk çayını ince bellide içebilmek. Malum, modern mekânların çoğunda ya bizim usul demlenmiş çay yok, varsa da ince belli bardak yok.
Bora Günebak’ın şefliğini yaptığı Overdose’da Hanan Al Kabra’nın hazırladığı iki özel tarif de var. Hanan, dünyanın en büyük sağlık ve beslenme teknolojileri okulu ‘Institute for Integrative Nutrition’dan mezun bir beslenme uzmanı ve sağlık koçu. Eşinin işi sebebiyle taşındığı İstanbul’da doğru beslenme ve sağlıklı yaşam konularında eğitimler veriyor.
Hanan’ın yemeklerinin biri ‘Cildinizi besleyin’, diğeri ‘Hormonlarınız için yiyin’. Sıradışı yemek adları değil mi? ‘Hormonlarınız için yiyin’ adlı, endokrin sistemini destekleyen yemekte, çoğu hastalığın temeli olan iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı süper gıdalar bir araya getirilmiş. Besin değerlerinin eksilmemesi için buharda pişirilmiş karnabahar, tatlı patates, filizlenmiş nohut, kırmızı soğan, sarımsak, limon suyu, kişniş, maydanoz, Hindistan cevizi kreması, zerdeçal, öğütülmüş keten tohumu, çuhaçiçeği yağı ve zeytinyağından oluşan yemek, bana Hindistan’ın körili sebze yemeklerini anımsattı... Lezzetten ödün vermeyen temiz gıda felsefesiyle size kendinizi oldukça iyi hissettiren Overdose’u mutlaka denemenizi öneririm.