Güncelleme Tarihi:
Duran cisim durmak, hareket edense hareketine devam etmek ister. Bu bir fizik kuralı; evrende madde her zaman ilk hareketini korumak ister. Ağırlığı ve hacmi olan her şey de bir maddedir. Dünyada bir yer kaplıyorsak biz de bir maddeyiz. Sosyolojik veya psikolojik bir olgudan bahsetmiyorum; her gün yaşadığımız olaylardan örnekler vereceğim...
Birey olarak yürüdüğümüz yolda ilerlemek ya da kendi kararımızla durduğumuz yerde kalmak istiyoruz. Kimsenin bizim yerimize karar verme yetkisi de yok. Ama gelin görün ki dış etkenler buna engel oluyor. Durduğunuz yerde gelip biri size çarpıyor ve umursamadan geçip gidiyor. Fizik kuralları gereğince o insanın da bizim kadar durmaya veya gitmeye hakkı var ama bana çarpıyor. Bir “Pardon” da diyemiyor.
Toplu taşımada bunun çok örneğini yaşıyorum. Geçen yağmur yağıyor, trafik coşmuş. Otobüste dur kalk, dur kalk ilerliyoruz. Yolcular olarak durmak ya da gitmek istiyoruz ama yapamıyoruz. Şoför bir gaza yükleniyor, üç adım arkaya; sonra bir frene basıyor, üç adım öne dans ediyoruz. Bu sırada birbirimize çarpıyoruz. Mevcut fizik kuralı bilgisi şoförlerde yok galiba. Kimse kaptana bir şey demiyor ama bazen biz kendi aramızda kavga ediyoruz. Yine böyle bir anda “Kaptan şu frene ve gaza biraz yavaş basar mısın” diye bağırdım. Bir anda sessizlik oldu.
“Neden birbirinize kızıyorsunuz, sizinle alakası yok bu durumun” dedim diğer yolculara. Kaptan sinirlendi, “Ne yapayım, trafik var” dedi. “Gaza ve frene böyle asılmana gerek yok. Canımız çıktı burada” dedim. Kimse destek olmadı bana. “Hepiniz söyleniyordunuz, şimdi neden konuşmuyorsunuz” diye sordum. Beş saniyelik bir mırıltı oldu. “Kaptan istediğin gibi devam et, biz kör ve sağır olmaya devam edelim” dedim. Kulaklıklarımı takıp mor ve ötesi’nin ‘Bir derdim var, artık tutamam içimde’ sözleri eşliğinde yolculuğuma devam ettim.
Son durakta indim, kendimi biraz sakinleştirmek için olduğum yerde durdum. Ama yine verdiğim kararı uygulayamadım. Biri hiçbir şey demeden koluma girdi. Selam sabah yok, yürütmeye başladı beni. Körüm ya, yardım ediyor. ‘Bakalım nereye gidiyoruz’ dedim içimden. Metrobüs turnikesinin önüne gelince dayanamadım, “Neden beni buraya getirdin” diye sordum. “Her sabah buraya geliyorsun” dedi. “Fakat bu sabah gelmeyecektim. Madem beni her sabah takip ediyorsun, neden bir ‘Günaydın’ı esirgiyorsun” dedim. Sana da iyilik yaramıyor diyeceksiniz ama insan bazen bir selam almak istiyor.
Eylem gerekiyor
Bir tepki verince “Engelliler asabi” deniyor ama biz sadece sizin kadar asabiyiz. Bilişsel olan yetmiyor, eyleme geçmek gerekiyor. Sadece bir düşünce ya da hafifçe mırıldanmak sorunlarımızı çözmüyor. Birbirimizle konuşalım, iletişim kuralım. Rahatsız olduysak söyleyelim. Birlikte rahat yaşamanın yolunu bulalım. Yoksa duran duramıyor, giden de gidemiyor. En azından ben böyleyim...