Aşkımızı cezalandırmaya kalkanlara cevabımızdır:N’ABER 23 YILDIR BERABERİZ!

Güncelleme Tarihi:

Aşkımızı cezalandırmaya kalkanlara cevabımızdır:N’ABER 23 YILDIR BERABERİZ
Oluşturulma Tarihi: Nisan 12, 2009 00:00

Bundan 23 yıl önce Türkiye onların aşklarını gazete manşetlerinden öğrendi. Dönemin önemli kamu bankası Anadolu Bankası’nda çalışan iki yönetici, üstelik adam evli olmasına rağmen aşk yaşıyordu. Adam, Başbakan Turgut Özal tarafından işe alınan, o zamanlar "Özal’ın prensleri" denilen parlak gençlerden biri, Cüneyt Ülsever’di. Neriman Ülsever ise THY’den transfer olmuştu. Skandal patlayınca ikisi de aynı gün istifa etti. Kara listeye alındılar, iş bulamadılar.

Yolda görenler kaldırım değiştiriyordu. Ama yılmadılar. Cüneyt Ülsever boşandıktan kısa süre sonra evlendiler. O evlilik şimdi yirminci yılında. Bir zamanların skandal aşıkları yaşadıklarını ilk kez anlatıyor. Neriman Hanım artık kimseye kızgın değil. Ama Cüneyt Ülsever, arada sırada da olsa geçmişte onlara sırt dönenlere "girdi mi lan" diye içinden geçirdiğini itiraf ediyor.

Devrimci bacılarla takılırdım, Neriman’ın farkında değildim

CÜNEYT ÜLSEVER


Okulun en parlak öğrencilerinden biri, en güzel kızlarından biri, gerçek sarışın, mavi gözlü, basketbol takımında oynayan, erken evlenmiş, ikinci sınıftan itibaren okula bebeğiyle gelen bir insan. Arkadaşlarımız nasıl hatırlamazsın diyor. Ama ben Neriman’ı okuldan hiç hatırlamıyorum. Çünkü ben sıkı komünistim. Devrimci bacılarımızla takılıyoruz. Onlar diskoteğe giderdi, biz vatanı kurtarırdık. 1974’te ilk evliliğimi yaptım ve yurtdışına gittim. 2 sene İtalya’da, 7 sene Amerika’da kaldım. Harvard’dan doktoramı aldım, döndüm, bankacılık alanında çalışmaya başladım.

ABD’YE ATEİST GİTTİM MÜSLÜMAN DÖNDÜM

Amerika’ya komünist ve ateist gittim, liberal demokrat ve Müslüman döndüm. Türkiye’ye döndüğümde özgürlüklere önem veren, piyasa ekonomisini savunan, manevi yönünü de geliştirmeye çalışan bir adamım. 1986’da bir arkadaşım aracılığıyla çok genç yaşta kendimi Turgut Özal’ın önünde buldum. Ve Anadolu Bankası’nda işe başladım. Neriman’la iş görüşmesi yaptım ve çok etkilendim. O bir teklif daha almıştı. Ben sana aşık oluyorum kal, diyemediğim için, o duygusallıkla "Gidersen ağzına sıçarım" dedim. Kötü giden bir evliliğim vardı. Neriman’la önce işyerindeki bazı meseleleri konuşuyorduk. Yavaş yavaş akşamları balık yemeye gitmeye başladık. Uzun sohbetler ediyoruz sonra herkes yoluna gidiyor. Bu arkadaşlık değil, diye düşündüm. Kendisine söyledim ve karşılık buldum.

GÜYA KAÇAMAK YAPIYORUZ MEĞER HERKES BİLİYORMUŞ

İki saat ayrı kalamıyorduk artık. Kaçamaklarımız başladı. Aşıkların gözü gerçekten kör oluyor. Biz çok başarılı kaçamak yapıyoruz zannediyoruz, meğer herkes farkında. Bir tanesi unutulmaz Paris kaçamağı... Döndüğümüzde herkes birlikte olduğumuzu biliyordu. Genel müdür çağırdı. Bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı imzalı üçlü kararnameyle göreve geldiğim için, onun beni görevden alma yetkisi yok. Hemen istifamı verdim, çıktım, eve gittim. Karıma, "Sen beni hep sözde boşardın, sana seni bir kere boşayacağım, derdim. Boşuyorum işte!" dedim ve evi terk ettim. İlk celsede de boşandık. Ertesi gün Neriman da bankadan istifa etti.

NERİMAN ÜLSEVER

Cüneyt hatırlamıyor ama biz Boğaziçi Üniversitesi’nden dönem arkadaşıyız. 1970-1975 yılları... Ben onu çok iyi hatırlıyorum. İtici bulduğum karakterlerden biriydi. Solcuların lideriydi, fakülteleri işgal eder, toplantı düzenleyip gösteri yaparlardı. Parkası, sakalları, postalları ve uzun saçlarıyla dolaşırdı. Parlak bir öğrenci, iyi bir liderdi ama benim hiç tipim değildi. Onlar da bizlerden hoşlanmazlardı. Çünkü biz kolejden gelen şımarık zengin kızlarıydık. Mini eteklerimizle ortalıkta dolaşırken görürlerdi, altımızda arabalarımız vardı. Benim sol görüşle olan ilişkim "Boğaz Köprüsüne Hayır" mitingleriyle başlar. Karşıya geçmek için dört saat arabalı vapur beklemenin ne demek olduğunu çok iyi bilirdim. Okul bitti, herkes kendi yoluna. Cüneyt yurt dışına gitti. Ben daha okuldayken evlenmiştim. Mezun olur olmaz çalışma hayatının içine girdim.

AMERİKA’YA SOLCU GİTTİ, LİBERAL DEMOKRAT DÖNDÜ

14 yıl sonra tekrar karşılaştık. Sene 1986. Turgut Özal büyük bir bürokrasi devrimi hayal ediyor. Ben THY’nin özelleştirilmesiyle ilgili bir dosyada, Özelleştirme Daire Başkanlığı ile çalışıyordum. Cüneyt, Anadolu Bankası’nın teşkilatlanmasında görev alınca ortak bir arkadaşımız ona benden bahsetmiş. Bu kadını mutlaka kadroya almalısın demiş. Yıllar insanı nasıl değiştiriyor. O Cüneyt gitmişti sanki, başka bir Cüneyt gelmişti. Komünistlikten vazgeçip liberal demokrat olmuştu mesela. Yıllar sonra iş görüşmesi için tekrar bir aradaydık. Ama o Neriman da gitmiş, yerine başka bir Neriman gelmişti...

Cüneyt iş teklifini yaptı. Aynı esnada büyük bir holdingden de teklif gelmişti bana. İkinci görüşmemizde Cüneyt’e diğer tekliften ve verdikleri kat be kat fazla maaştan bahsettim. Reaksiyonu çok net oldu: Gidersen ağzına sıçarım! Bu kadar net. Okul arkadaşı olmamızın verdiği samimiyetle böyle davrandığını düşündüm. Ama bana gerçekten ihtiyacı olduğuna da inandım, kabul ettim. Bu arada bende duygusal olarak etkilenme sıfır. Yalnız, ne kadar değişmiş, adam olmuş diye düşünüyorum.

Önce iş arkadaşıydık. Bir sene sonra baktık ki ayol biz birbirimize aşık olmuşuz. O dönemde yalnız kadın, dirençli kadın, kariyeri için 24 saat koşturan kadındım. Yanında kendim gibi olabileceğim birisini yakaladım. Baktı gözlerimin içine ve o anda yığıldım kaldım, gibi durumlar olmadı. Yumuşak yumuşak, yavaş yavaş aşık oldum. Ama aşık olduk ve ondan sonra skandallar patladı.

Sekiz ay iş bulamadık kara listeye girdik

CÜNEYT ÜLSEVER: Gazetelere haber olduk. Skandal olarak. Kara listeye girdik. Bankanın üst düzey
/images/100/0x0/55eae557f018fbb8f89da0e3
yöneticisiyken kıçımda dolaşan iş adamları, beni görünce kaldırım değiştirmeye başladı. Oğlumun ilkokul öğretmeni bile söz hakkı buluyordu. Sekiz ay hiç iş bulamadık. Akşam iş buluyorum, ertesi gün telefon: Seni işe alamayız! Psikolojik olarak battığımız bir dönem. En büyük zevkimiz Arnavutköy’deki Ali Baba köftecisine gitmek. Sonra iki gofret alır, deniz kenarında yerdik. Dost eli uzatanlar da oldu. Mesela Boğaziçi’nin hocalarından rahmetli Alper Orhon bizi en ünlü restorana yemeğe götürdü. Bilhassa birlikte olduğumuzu herkes görsün diye.

İSTENMEYEN ADAM VE KADIN İLAN EDİLMİŞTİK

NERİMAN ÜLSEVER: İstenmeyen adam ve kadın ilan edilmiştik. Gazetelere çarşaf edip lanetliyorlar. Direnebilmek için içimize döndük. Aşık olduk ve bundan gurur duyuyoruz, diye düşündük. Birbirimize yetiyorduk. Kavgadaş olduğumuz, bir mücadeleyi birlikte verdiğimiz için birbirimize karşı da çıplak kalabildik. Hem fiziken, hem ruhen birbirimizin yoldaşıydık. Mücadele muhtemelen beraberliğimizi pekiştirdi. Ama biz bir olmasaydık ilişkiyi bu mücadele yüzünden sürdürmek çok kolay olmazdı. Bu duygu bir reaksiyon gibi gelişiyor. Devekuşu gibi kafayı kuma sokmuşsun poponun açıkta olduğunun farkında bile değilsin!

SEMRA HANIM’I YOLDA GÖRSEM SELAM VERMEM

NERİMAN ÜLSEVER: Semra Özal’ın olaylara negatif anlamda müdahalesi çoktu. O tarihten sonra onu hayatımın en ufak metrekaresine bile sokmadım. Mantıklarımız tamamen tersti. Selamı sabahı kestik. Şimdi bile yolda görsem selam vermem.

CÜNEYT ÜLSEVER: Olayı skandal olarak görenlerden biri de Turgut Özal’dı. Ama gün geldi televizyon kurmaya karar verdi. Ailesini temsilen göreve çağrıldım. Benim için iade-i itibardır... Turgut Bey’in elini sıkardım. Bir şekilde arayı düzelttik.

BİZE SIRT DÖNENLERE CEVAP BU 20 YIL

CÜNEYT ÜLSEVER: Benim boşanma davam bitene kadar evlilik hakkında hiç konuşmadık. Ben boşandım bağımsızlığımı kazandım ve o gece Neriman Hanım’a evlilik teklif ettim. 16 Mart 1989’da iki şahitle evlendik. İlk zamanlar bize ve aşkımıza sırt dönenlere bir cevap bu 20 yıl. Ben bazı durumlarda onları düşünerek "Naber girdi mi lan" diye iç geçiriyorum.

NERİMAN ÜLSEVER: Onlara şok yaşatmak istemedik. Martta evlendik, herkese haziranda söyledik...

AYRILIR MIYIZ BİLMEM YAŞAYIP GÖRECEĞİZ

CÜNEYT ÜLSEVER: Aşkın ilk üç yılı maraz dönem. Taraflar kendilerini hasta görmezler. Şişli’den çıkıp Taksim’e gelirdim. Jeton bulur, arar, özledim derdim. Ama aşk bitiyor. Tükendiğinde ya dost olursun ya düşman. Ortası yok. Biz dost olabildik.

NERİMAN ÜLSEVER: Etkileşimin çok yoğun olduğu bir dönem var. Yakın olma duygusunun çok baskın olduğu zamanlar... Vücut da, beyin de inanıyor. Artık tamam diyorsun. Alışkanlık, güven duygusu pekişiyor. Bundan sonra ayrılır mıyız, bilemem. Yaşayıp göreceğiz!

BAŞKASINA AŞIK OLUR MU DİYE DÜŞÜNMÜYORUZ

NERİMAN ÜLSEVER: En önemlisi konuşabilmek. Tek diyaloğunuz akşam ne yiyeceğiz ise bitmişsiniz demektir. Konuşmak derken işi konuşmak değil. Profesyonel hayatta 38. yılım, bir gün eve iş getirmedim. Siyasetle ilgilenmediğim için Cüneyt’in işini de konuşmayız.

CÜNEYT ÜLSEVER: Ya başkasına aşık olursa diye hiç düşünmüyoruz. Bu başkalarını beğenmiyorum onlardan hoşlanmıyorum, anlamına gelmiyor. Tabii ki Neriman’dan güzel kadınlar var. Ama çıta çok yüksekte olduğu için kimsenin erişemediğini düşünüyorum.

NORMALDE NENO, SİNİRLENİNCE HANIMEFENDİ

CÜNEYT ÜLSEVER: Ben Neriman’a Neno derim. Sinirlenince de hanımefendi... O da bana Cü der. Ya da doktor, hocam diye hitap eder. Biz aşkım kelimesine yetişemedik. O biraz bu döneme ait bir şey. Pek de ısınamadık aslında.

NERİMAN ÜLSEVER: Cüneyt detayları görmez. Ben tam tersi. Hastalıktan, ölümden, çok korkar. Ben hiç korkmam. Ben çok gerçekçiyim, Cüneyt bir o kadar şizofreniye yakın. Kendi düzeni vardır. Alışkanlıklarından vazgeçmez. Ben çabuk değiştirebilirim.

NERİMAN’IN KUCAĞINDA ÖLMEK İSTİYORUM

NERİMAN ÜLSEVER Cüneyt’in eski eşiyle arkadaşım. Azgelişmiş bir kıskançlık duygum var. Büyük depremde biz müstakil bir evdeyiz diye gidip onu aldık. 15 gün bizde kaldı. Cüneyt ikinci gün evi terk etti.

CÜNEYT ÜLSEVER Kendime daire alacak param yok. Neriman önüme tomarla para koydu. Ve benim onu işe alırken söylediğim lafı o bana söyledi: Almazsan ağzına sıçarım! Çok yaşamak ama bir gün Neriman’ın kucağında ölmek istiyorum.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!