A.A
Oluşturulma Tarihi: Şubat 10, 2011 15:08
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ostim ve Diyarbakır'da yaşanan faciaların, Türkiye'nin her yerinde bu şekilde patlamaya hazır bombalar olduğunu gösterdiğini söyledi.
Demirtaş, Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Başkanı Ahmet Türk, DTK Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk ve belediye başkanları ile birlikte Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde bir süre önce patlamanın meydana geldiği markette incelemelerde bulundu.
İncelemenin ardından gazetecilere açıklama yapan Demirtaş, Ostim'deki faciadan sonra Diyarbakır'da da patlamanın meydana gelmesinin, dikkatleri bir kez daha şehir içerisindeki akaryakıt istasyonlarına ve sanayi kesiminde çalışan işçilerin çalışma koşullarına çektiğini belirtti.
Ankara'daki patlamanın çok büyük bir trajedi olduğunu belirten Demirtaş, şunları söyledi:
“Çalışma ve güvencesiz iş koşullarının ne tür bir faciaya yol açtığının acı bir örneğidir. Bir kez daha Ankara'da yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, ailelerine de baş sağlığı diliyoruz. Burada da gaz sıkışması nedeniyle bir patlama meydana gelmiş. Buradaki en büyük şans, bu patlamanın alev almamasıdır.
Basınç ve sıkışma nedeniyle bir patlama ortaya çıkmış; alev alsaydı facianın boyutları çok daha acı olarak ortaya çıkacaktı. Hem Ostim'de, hem Diyarbakır'da yaşanan facialar, şunu bir kez daha hatırlattı ki Türkiye'nin her yerinde bu şekilde patlamaya hazır bombalar var. Başta Çalışma Bakanlığı olmak üzere, yerel yönetimlere büyük görevler düşüyor. Çok sıkı denetimlerin yapılması lazım.”
Demirtaş, hem çalışanların, hem de kentlerde yaşayanların koşullarının, insan yaşamına, çevreye ve doğaya saygılı bir ortama kavuşturulması gerektiğini kaydetti.
Gazetecilerin TBMM'de kayıplarla ilgili kurulan komisyona ilişkin sorularını da yanıtlayan Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:
“Gönül isterdi ki hükümet bu konuda samimi olsun. Bakın herkes biliyor ki meclisin çalışacak sadece bir ayı kaldı. İş günü olarak da 30 günden daha az bir günü kaldı. Mart ayında tatile girecek, haziranda
seçim var. 20 günlük çalışma takvimi kalmış bir parlamentoda (Ben komisyon kurdum ve bundan sonra kayıpları araştıracağım) demek, samimi bir davranış değil. 4 yıldır bizler de parlamentodayız. Bu konuda verdiğimiz çok sayıda telifimiz oldu. Şimdi Meclis İnsan Hakları Komisyonu bir alt komisyon kuruyor ve AK Parti döneminde kaybolduğu belirtilen bir kişi ile ilgili araştırma yapmayı önüne koyuyor. Oraya, o komisyona tanınan yetki de çok sınırlı, zaman da çok sınırlı. Komisyonun yapabileceği hiçbir şey yok. 20 gün içerisinde araştırma yapması, raporunu tamamlaması gibi bir şansı yok. Komisyon belki göreve başlamadan görevi bitecek. O komisyona üye olan BDP'li tek üye Akın Birdal'ın alınmamış olması, bu komisyonun iş yapmak yerine sadece dostlar alışverişte görsün misali kurulduğunun bir göstergesidir. Bu tür acılar üzerinden seçim yatırımı yapmak bizi incitiyor doğrusu. Kayıp yakınlarını bu acıyı yaşayanları incitiyor.”
Demirtaş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum'un açıklamaları ile ilgili bir soru üzerine de “darbenin savunulmasını demokrasiye uygun görmediklerini” vurgulayarak, “Hele hele kendine sosyal demokrat etiketi takmış bir partinin bu tür söylemlerde bulunması, sosyal demokratlığa olan inancı sarsar. CHP'nin sosyal demokrat bir kimliğe sahip olmadığı zaten ortadaydı. Bu söylemler şunu bir kez daha ortaya çıkardı ki CHP'nin dayandığı tek şey militarist bir yönetim anlayışı. Bir genel başkan yardımcısı onunla ilgili görüşlerini ortaya koydu. Ben diyorum ki eğer kendileri kağıttan sosyal demokrat olmasalardı, AK Parti bugün bu ülkede bu kadar statükoyu yaratmış, egemenliği ele geçirmiş olmazdı. CHP'nin kağıttan sosyal demokrat olması, AK Parti'nin önünde en büyük şans” diye konuştu.
Ahmet Türk ise Diyarbakır'daki patlamada can ve mal kaybı olamamasının sevindirici olduğunu, devletin, belediyelerin ve diğer kurumların bu konularda bir hassasiyet geliştirmesi gerektiğini bildirdi.