Güncelleme Tarihi:
2000 ve sonraki yıllarda doğan bireyleri ifade eden Z Kuşağı, diğer kuşaklara göre değer yargıları bazı farklılıklar içermesi nedeniyle farklı bir kuşak olarak değerlendiriliyor. İşte, Z Kuşağı özellikleri ile ilgili uzmanlardan alınan görüşleri;
Evrim Kuran (Kuşak araştırmacısı, ‘Telgraftan Tablete Türkiye’nin 5 Kuşağına Bakış’ kitabının yazarı)
Özgürlüğe değer veriyorlar, insan hakları konusunda hassaslar
◊ Nasıl tarif edersiniz Z kuşağını?
- 2000-2018 arası doğduğunu varsaydığımız bu kuşak, dijital dünyanın ‘göçmeni’ değil, ‘gerçek sahibi’. Ama sadece teknolojiyi değil; doğayı, insanları, kitapları, gezegenleri, kısacası yaşamın tüm unsurlarını önemsiyorlar. Özgürlüğe değer veriyorlar. İnsan hakları konusunda hassaslar. Bu kuşağın davranış kalıplarına bakarak daha yaratıcı, daha sahici, daha uyumlu bir dönemin başladığını düşünüyorum. Bence hem Z’lerin hem de Y’lerin daha önceki kuşaktan en belirgin farkları; daha fazla anlam odaklı olmaları. Bu iki kuşaktan beklentim; hep daha fazlasına talip olma motivasyonuyla büyüyen tükenmişliğin yerine daha yaşanır bir dünya bırakmak için çalışmaları. O kapıyı Y’ler araladı, Z’ler bu hayali gerçekleştirecek. Onlara miras bıraktığımız statükocu, köşeli dünyanın sorunlarını derin duygusal zekâlarıyla azaltacaklar. Z kuşağının ergin bireylere dönüşeceği yakın gelecekte; sadeleşme, sürdürülebilirlik, girişimcilik ve sivil toplum inisiyatiflerinin değer kazanacağına, doğa dostu ürünlerin, barışçıl bir dilin ve yaratıcı zekânın her zamankinden daha kıymetli olacağına inanıyorum.
◊ Bu kuşağı kaygılı ya da mutlu olarak nitelendirebilir misiniz?
- 25 yıldır kuşak araştırmaları yapan, ‘iGen’ kitabının yazarı Dr. Jean Twenge, 2011-2012 yıllarında karşılaştığı bulguların ilk kez onu korkuttuğunu anlatıyor. Bu yıllarda iPhone satışları yüzde 50 arttı. Twenge’e göre klinik depresyon seviyelerinde de bu yıllarda artış başladı. Bu yıllarda çocuklar ilk kez umutsuz, üzgün, işe yaramaz hissettiklerini paylaşmaya başlıyor. Bugünün çocukları, sağlıklı bir çocukluğun temeli olan bazı unsurlardan yoksun.
Apolitik olmazlar
◊ Ne gibi?
- Duygusal olarak erişilebilir ebeveynler, net biçimde tanımlanmış sınırlar, sorumluluklar, dengeli beslenme, yeterli uyku, hareket, ev dışı etkinlikler, yaratıcı oyunlar, sosyal etkileşim, yapılandırılmamış saatler ve sıkılma fırsatı gibi...
◊ Apolitikler mi? Dikkat süreleri, öğrenme ve unutma hızları nasıl?
- Apolitik olacaklarını sanmıyorum. Önceki kuşak da apolitik değil, sadece pasif eylemciydi. Z’lerin daha aktif olacağını düşünüyorum. Dijital dikkat dağıtıcıları kontrol edebilirsek öğrenme ve akılda tutma hızları gelişebilir.
◊ Türkiye’deki Z kuşağını, Avrupa ve Amerika’daki yaşıtlarından ayıran özellikler var mı?
- Hem de çok var. Türkiye’nin Z kuşağı dijital dikkat bozuculara daha fazla maruz kalıyor. ‘Helikopter ebeveynlik’ bizde gelişmiş ülkelere göre daha fazla hissediliyor çünkü ebeveynler bizde daha kaygılı. Ama daha da önemlisi; Türkiye’nin farklı bölgelerinden Z kuşakları da birbirinin tıpatıp aynı değil. Şu anda İstanbul’un belirli semtlerinde yürüttüğümüz bir Z kuşağı araştırması var. Görüyoruz ki semtten semte bile değişebiliyor. En çok kendilerini ifade etme biçiminde farklılaşıyorlar ama kendilerini ifade etme talebinde de birleşiyorlar.
◊ 2000 doğumlu bir birey, yakın zamanda okulunu bitirip hayata atılacak. Türkiye, bu kuşağının hayata atılmasına ne kadar hazır?
- Henüz tam anlamıyla hazır değil. İş yaşamı hâlâ Z kuşağını istihdam edebilmek için fazla konvansiyonel, fazla statükocu, fazla sıkıcı. Ama ben şu soru üzerinde durulmasını öneririm: Okullar bu kuşağa hazır mıydı ki iş yaşamı olsun?
Dr. Yankı Yazgan (Çocuk, genç ve yetişkin psikiyatrı)
Kuşak mı toplumsal sınıf mı?Hayatı hangisi belirliyor?
Z kuşağı, teknolojik gelişmelerin alıp başını gittiği bir dönemde büyüyor. Bu onlara tarihsel bir biriciklik getiriyor olabilir. Anında sonuç alma arzusu, beklemeye tahammül edememe gibi davranışlara daha mı sık rastlıyoruz? Bunu anlamak için gelişim biliminin kullandığı bir testten faydalanabiliriz. Bekleyebilme ve doyumu erteleyebilme, davranış gelişiminin ana göstergelerinden. Bu gelişimi çocuklarda ölçmeyi amaçlayan test ‘marshmallow’ şekerlemesiyle yapılıyor. İlk kez 1960’larda Mischel tarafından uygulandığında, önlerine konan bir marshmallow’u yemeden yeterince bekleyebilen ve iki ‘marshmallow’ yeme hakkını kazanan çocuklar ‘kendini iyi kontrol eden’ olarak tanımlanıyor. “Bu çocuklar 30 yıl sonra hayatta neredeler” diye bakıldığında, kendini iyi kontrol edenlerde şu görülüyor: Hayat başarıları, gelir ve eğitim düzeyleri ayrıca yaşam tatminleri daha yüksek! Bu çocuklara ait oldukları sosyal sınıf üzerinden bakalım. Amerika’da yapılmış yeni bir çalışmada, anneleri üniversite mezunu ve ev ortamı gelişimi destekleyici olan çocuklar arasında ikinci ‘marshmallow’u alıp almamak hayatın geri kalanındaki başarıyı daha önceki çalışmalarda söylendiği şekilde belirlemiyor. Annelerinin eğitim düzeyi düşük ve yoksul çocuklar arasında da ikinci ‘marshmallow’u alabilmek için kendini tutabilenler, ileride bu becerinin pek faydasını göremiyor. ‘Tuzu kuru’ çocukların bekleme lüksünü kullandıklarını, yoksullarınsa “Ne olur ne olmaz, elimizdekini bari kaçırmayalım” diye ağızlarına atıverdiklerini anlıyoruz. Bu testteki kendini tutabilme becerisini kuşaklar arasında kıyaslama aracı olarak kullanıyoruz ama belki de hayatımızı hangi kuşaktan olduğumuzdan ziyade hangi toplumsal sınıftan olduğumuz belirlemeye devam ediyor.
Prof. Dr. M. Asım Karaömerlioğlu(10 yıldır Boğaziçi Üniversitesi’nde kuşaklar hakkında ders veriyor)
◊ Z kuşağının öncekilerden farkı ne?
- Z kuşağı insanlık tarihinde ebeveynleri tarafından en çok ilgilenilmiş, kontrol edilmiş kuşak. En fazla evde oturma alışkanlığına sahip kuşak onlar. Kendileri ve aileleri dışındaki insanlara karşı güven duyguları çok zayıf, bu nedenle toplumsal aidiyet duyguları da güçlü değil. İnternet ve sosyal medya çağının çocukları; uzun uzadıya bir şeyler okuma gibi pratikleri maalesef yok. Instagram gibi her şeyin anlık olması ilgilerini çekiyor. O nedenle de bir şeye odaklanma gibi, sabretme gibi alışkanlıkları hemen hemen yok. Bu anlamda dopamin sistemlerinin çalışması problemli olduğu gibi depresyon ve benzeri mental hastalıkları en küçük yaşta deneyimleyen kuşak Z kuşağı.
◊ Aileleriyle nasıl ilişki kuruyorlar?
- Z kuşağını belirleyen en önemli etken ebeveynleriyle kurdukları ilişkiler. Bu kuşak takriben 1997 sonrası doğduğu için daha ziyade literatürde X kuşağı (1965-1981) olarak adlandırılan kuşağın çocukları. X kuşağı rekabetçi, pragmatist, temkinli, idealizmden uzak, ekonomik zorluklar yaşamış bir kuşak olarak çocuklarını kendi bilgi ve deneyimleri ışığında biçimlendirmeye çalışıyor. X kuşağı geçmiş kuşakların çocuk yetiştirme deneyiminden, bir anlamda tarihsel ‘bilgelik’ten çok internetten araştırarak ve ‘bilimsel’ verilere dayanarak Z kuşağını yetiştirmeye çalıştığı için internetteki bilgi kirliliğinden de musdarip oluyorlar. X kuşağının idealizmden uzak oluşuı Z kuşağı çocuklarının manevi dünyalarını eksik bıraktığı için bu çocukları internet gibi mecralardaki sözde idealist çağrılara duyarlı hale getiriyor.Z kuşağı, X kuşağı ebeveynleri tarafından maksimum korunmayla yetişiyor. O nedenle Z kuşağı çocukları en basit işleri bile kendileri halletmeyi maalesef öğrenmedikleri için bu durumun gerçek hayatta nasıl bir etkisi olacağını zamanla göreceğiz.
◊ Dünyaya nasıl bakıyorlar?
- Yaratıcılığa ve şahsiyete önem veriyorlar. Bildiğimiz türden iş hayatları istemiyorlar. Her şeyin hakları olduğunu düşünüyorlar. Hemen her türlü sorunu ebeveynlerine havale ettikleri için hiçbir şeyin değerini alın terleriyle deneyimlemiyorlar. Her şeylerini ‘Siri’ye soruyorlar. İdealleri zayıf, bireysellikleri gelişkin. Markacı oldukları için sahte markaları dolayısıyla sahte insanları da çabuk tespit ediyorlar. Hiyerarşiyi sevmiyorlar.
Diyetisyen Ebru Kahraman, kuşakların beslenme programları ve yaşam tarzları hakkında bilgi verdi. Z Kuşağı'nın yeme içme alışkanlıklarını ele alan Kahraman, şu bilgileri aktardı;Bu kuşak henüz çalışma hayatında olmadığı için net bir şekilde kuşağın iş yaşamıyla ilişkili güçlü ve zayıf yönleri tespit edilememiş olsa da tahminler Z kuşağı üyelerinin markalara ve çalıştıkları organizasyonlara karşı sadakatsiz olabileceklerini, azimli ve hırslı olmayabileceklerini, çabuk sıkıldıkları için kolay vazgeçebileceklerini göstermektedir.
Z kuşağı düzensiz beslenmekte özellikle kahvaltı öğününü atlamakta. Z kuşağı bireyleri hazır, pratik genellikle fast food tarzı beslenmeyi severler. Bu kötü beslenme alışkanlıklarından dolayı ev yemeklerini, süt ürünlerini çok tercih etmezler. İçecek olarak daha çok gazlı, asitli ve şekerli içecekler tercih ederler.
Z kuşağı bazı yiyecekleri kremalı, soya soslu, barbekü soslu ve beşamel soslu vb gibi tüketirler. Aperatif olarak çiğ köfte tercih sebepleridir. Z kuşağı tatlı olarak genellikle waffle, donut, künefe vb. tatlıları tüketmektedirler.