Güncelleme Tarihi:
Şehzadebaşı Camii, İstanbul’un Fatih ilçesinde, Saraçhane semtinde yer alan tarihi bir camidir. Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir ve Mimar Sinan’ın “çıraklık eserim” dediği yapıdır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından, 1543 yılında 22 yaşında vefat eden oğlu Şehzade Mehmet anısına yaptırılmıştır. Cami, 1543-1548 yılları arasında inşa edilmiştir ve bir külliye bünyesinde yer alır. Bu külliye; cami, türbeler, medrese, imaret, tabhane ve sıbyan mektebi gibi yapıları içerir.
Şehzadebaşı Camii, Türkiye’nin İstanbul şehrinde, Fatih ilçesine bağlı Saraçhane semtinde bulunmaktadır. İstanbul’un Tarihi Yarımadası olarak bilinen bölgesinde yer alır ve Beyazıt Camii ile Fatih Camii arasında, merkezi bir konumdadır. Tam adresi şu şekildedir:
Konum: Kalenderhane Mahallesi, Şehzadebaşı Cd., 34134 Fatih/İstanbul, Türkiye.
Cami, Vezneciler metro durağına ve Saraçhane otobüs duraklarına yakın bir mesafede olup, şehir içi ulaşım ile kolayca erişilebilir. Ayrıca, çevresinde İstanbul Üniversitesi’nin ana kampüsü gibi önemli noktalar da bulunmaktadır.
Caminin mimari özellikleri, Osmanlı mimarisinin klasik dönemine geçişin ilk örneklerinden biridir. Kare planlı olup, 18,42 metre çapındaki merkezi kubbesi dört büyük yarım kubbe ile desteklenir. Kubbe, dört fil ayağı üzerine oturur ve bu tasarım, Mimar Sinan’ın daha sonra Süleymaniye ve Selimiye camilerinde geliştireceği merkezi kubbe sisteminin temelini oluşturur. Caminin iki minaresi ikişer şerefeli olup, zarif işlemeleriyle dikkat çeker. Avlusu, 12 sütun üzerine oturan 16 kubbeli şadırvan avlusuyla simetrik ve dengeli bir görünüm sunar.
Şehzadebaşı Camii’nin haziresinde, Şehzade Mehmet’in türbesinin yanı sıra Şehzade Cihangir, Hümaşah Sultan ve Rüstem Paşa gibi önemli isimlerin türbeleri bulunur. Özellikle Şehzade Mehmet Türbesi, renkli çinileri ve süslemeleriyle Osmanlı türbe mimarisinin nadide örneklerinden biridir.
Cami, İstanbul’un Tarihi Yarımadası’nda, Beyazıt ve Fatih külliyeleri arasında stratejik bir konumda yer alır. Günümüzde hem ibadet hem de turistik ziyaretler için açık olan bu yapı, Mimar Sinan’ın dehasını yansıtan ilk büyük eser olarak tarihteki yerini korumaktadır.