Güncelleme Tarihi:
Merkez sağ Halk Partisi (ÖVP), Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ve liberal Yeni Avusturya Partisi’nden (NEOS) oluşan üçlü koalisyon hükümetinin geçen hafta mülteci statüsü elde etmiş kişilerin aile birleşimi yoluyla birinci dereceden yakınlarını ülkeye getirmelerini sonlandıracak düzenlemenin bakanlar kurulunda kabul edilmesi tepkilere yol açtı. Avusturya’da mültecilere yönelik çalışmalarıyla tanınan SOS Balkanroute isimli sivil toplum kuruluşunun yetkilisi Petar Rosandic, Bakanlar Kurulu’nda kabul edilen ve yasalaştırılması için meclisin hukuk komisyonuna sevk edilen düzenlemeye ilişkin AA muhabirine konuştu.
Rosandic, yeni hükümetin aile birleşimi yoluyla ülkeye yasal yollarla gelecek mülteci statüsü kazanmış kişilerin yakınlarını bir düzenleme ile engellemek istemesinin, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hem de Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne ters düştüğünü, çok sayıda hukukçunun bu yönde yapılacak bir yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğu için uygulanamayacağı görüşünde olduğunu söyledi.
‘BU KARAR DAHA FAZLA SORUN DOĞURACAK’
Bu düzenlemenin yasalaşması durumunda Avusturya’nın bu alanda uluslararası hukuka aykırı adım atan ilk ülke konumunda olacağını kaydeden Rosandic, “Konunun uzmanları, hukukçular bu düzenlemenin mahkemede kaybedeceğini, düşeceğini söylüyorlar. Ancak sorun şu ki, bu süreç ne kadar sürecek. Çünkü insanlar halihazırda çıkmaz içindeler, ürkütücü şeyler yaşamışlar, Suriye’de savaş, Balkan rotası, geri itilmeler, şiddet. Buraya gelmek için ciddi zorluklar yaşamışlar. Bunun üzerine bir de ailelerini getiremeyecek olmaları. Bu şu demek, bu (karar) daha fazla sorunlar doğuracak” ifadelerini kullandı.
GEÇEN AY SADECE 60 KİŞİ GELDİ
Rosandic, hükümetin eğitim, sağlık ve benzeri alanlarda ülkenin kapasitesini aştığını ileri sürerek böyle bir adım atma gereği duyduğunu dillendirdiğini ancak bu gerekçelerin gerçeklerle bağdaşmadığını, aile birleşimi yoluyla ülkeye gelenlerin sayısının son bir yılda ciddi anlamda gerilediğini söyledi. “Aile birleşimi yoluyla geçen ay 60 kişi gelmiş, 60 kişi 9 milyon nüfusa sahip bir ülke için çok komik bir rakam. Siyasi malzemeye dönüştürmek için bazı hususlar ön planda tutuluyor” diyen Rosandic, Avusturya’nın mülteci karşıtı tutumuyla son yıllarda önce çıktığını, bu nedenle Avrupa Birliği’nin (AB) göç konusundan sorumlu üyesinin bir Avusturyalı olmasının tesadüf olmadığına dikkati çekti. Rosandic, sayıların ciddi anlamda düşmesine rağmen hükümetin bu yönde bir karar almasının arkasında merkez sağ ÖVP’nin mülteci sorununa yönelik yaklaşımının yattığını belirtti.
ÖVP AİLELERİ BÖLMEK İSTİYOR
ÖVP’nin son yıllarda bu soruna kesin çözüm bulan partiymiş gibi bir algı oluşturmaya çalıştığına dikkati çeken Rosandic, “(ÖVP’ye göre göç) sorunun çözümü, çocukları ailelerinden ayırmak, aileyi bölmek, sözde çözüm bu, göç probleminin çözümü. Bu yanlış bir hamle, bu da diğer girişimler gibi başarısızlıkla sonuçlanacak” dedi. Rosandic, hükümetin açıkladığı bu adım sonrasında mülteci statüsü elde etmiş ve uzun yıllardır birinci dereceden yakınlarını Avusturya’ya getirmek için yasal yollarla mücadele eden kişilerin yaşadığı hayal kırıklığına değinerek, şunları söyledi:
“Bu düzenleme hayata geçerse, insanlar siyasilerin eliyle tehlikeli yollara yönlendirilmiş olacak ve çok daha fazla insan hayatını kaybedecek. Çünkü tek yasal yol kapatılıyor. Başka bir yasal yol yok ve insanların kendi ailelerini birleştirmek için başvuracakları tek yasal yolda kaldırılmak isteniyor. İnsan kaçakçılarına para kaptıracak çok daha fazla insan ortaya çıkacak. Bu düzenleme esasında insan kaçakçılarını destekleyen bir düzenleme.”
‘BU DÜZENLEME TAMAMEN SEMBOLİK’
Viyana Ekonomi Üniversitesi Göç Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Judith Kohlenberger de hükümetin yürürlüğe sokmak istediği düzenlemenin hukuki açıdan pek mümkün olmadığını anlattı. Kohlenberger, “Yasal olarak bu düzenleme uygulanabilir olduğunu varsaysak bile, bunun görünür bir etkisi olmayacak. Çünkü son yıllarda iltica başvuruları ve aile birleşimi ile gelenlerin sayısı ciddi bir şekilde geriledi” diye konuştu.
Hukuki açıdan uygulanabilmesi sorunlu, uygulansa bile ciddi bir getirisi olmayacak bu düzenlemenin tamamen sembolik olduğuna işaret eden Kohlenberger, “Bu düzenleme ile yeni hükümet, göç hususunda katı bir tutum sergilediklerini, söz konusu düzenlemeyle bu hususta ne kadar sert bir yaklaşım içinde olduklarını ve olayı kontrol altında tuttuklarını, bunun bir dönüm noktası olduğunu, sıklıkla dillendirdikleri paradigma değişimine gittiklerini göstermeye çalışıyor. Ama bu düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkacak etki neredeyse sıfır. Esasında bu konuyla (mülteci) baş edebilecek durumdayız demeye çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
‘HÜKÜMET ÇELİŞTİĞİNİ BİLİYOR’
Kohlenberger, hükümetin, söz konusu düzenlemenin AB kanunlarıyla çeliştiğini bildiğini, aile birleşiminin engellenmesine yönelik düzenlemenin AB nedeniyle gerçekleşmemesi durumunda, suçu Brüksel’e (AB yönetimine) atacaklarını, bunun da ülkedeki Birlik karşıtı söylemi güçlendireceğini ifade etti.
Aile birleşimi yolunun kesilmesi durumunda en çok kadın ve çocukların etkileneceğine dikkati çeken Kohlenberger, “Tecrübelerden biliyoruz ki, kadın, aile birleşimi yoluyla gelemeyeceğine ilişkin bir haber aldığında ya da sürecin çok uzun süreceğini öğrendiğinde, düzensiz yollara başvurur. İnsan kaçakçılarına para verir, şişme bota biner ve en istenmeyecek şekilde bu durum ölümle sonuçlanabilir. (aile birleşimine) işte bu yol alternatif, bunun dışında başka bir alternatif bulunmuyor” ifadelerini kullandı.
Kohlenberger, mülteci sorununun Avrupa’da baş göstermeye başladığı süreçte, siyasilerin gelenlerin kadın ve çocuklardan ziyade erkekler olduğunu bu nedenle, asıl sığınmaya ihtiyaç duyanların gelmediğini ileri sürdüğünü ancak bugün aile birleşimi yoluyla çoğunlukla kadın ve çocukların gelebilmesine rağmen bunun da engellenmek istendiğini, bu yönüyle de hem geçmişte hem de şu an dürüst bir yaklaşım sergilenmediğinin altını çizdi.