Güncelleme Tarihi:
ALMANYA’da yaşayan Türk toplumunun ‘koruyucu aile’ konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını belirten Başkonsolos Gül Özge Kaya, şunları söyledi: “Bu konuda bilgi eksikliği olduğu açık. Her şeyin temelinde eğitim, aile eğitimi geliyor. Çocukların güçlü bireyler olarak yetişmeleri için kendi dillerini, kültürlerini bilmeleri ve yaşamaları gerekir. Başkonsolosluk olarak birçok alanda olduğu gibi eğitim ve aile konularında da sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışıyoruz. Her konuda olduğu gibi aile konularında da bize rahatlıkla başvuruda bulunabilirsiniz. Pek yakında Hannover’de de Aile Ataşeliğinin açılmasını bekliyoruz.”
‘AİLELER MAĞDUR OLUYOR’
“Aileyi merkeze alan, ailenin birlik ve beraberliğini koruyarak yaşamaları konusunda çalışmalar yaptıklarını anlatan Ataşe Rukiye Sancar ise şöyle konuştu: “Almanya’da ailenin korunmasına yönelik yasal düzenlemeler bulunmasına ve çocukların bakım ve eğitiminin anne ve babanın en tabii hakkı ve en önde gelen yükümlülüğü olduğu vurgulanmasına rağmen gençlik daireleri, ‘çocuğun yüksek yararı ve selameti’ (kindeswohl) iddiasıyla bazı ailelerin çocuklarına el koyarak mağdur edebiliyor. Aile içinde cinsel istismar, şiddet, psikolojik baskı, bakımsızlık gibi durumlarda çocuğa tanınan hakların devreye girmesi ve devletin çocuğun gelişimi için seferber olması sosyal devletin önemli bir kazanımı, ancak gençlik dairelerindeki sorunlar, sosyal hizmet uzmanlarının yasaların onlara verdiği geniş yetkileri bazı durumlarda suiistimal edebiliyorlar. Öte yandan göçmen kökenli çocukların hangi ülke kökenine sahip olduğuna dair bir istatistiki veri de bulunmuyor. Devletin geçici süreliğine el koyduğu Türkiye kökenli çocukların oranı net bilinmemekle birlikte, Türk ve Müslüman koruyucu aile oranlarının oldukça düşük olduğu gerçeği istenmeyen olayların yaşanmasına sebebiyet veriyor. Çocukların ailelerinden koparıldığı, kasıtlı olarak Müslüman olmayan veya eşcinsel koruyucu ailelere verildiği gibi iddialar da kamuoyunda oldukça yaygın kanı.”
‘BİZLERDEN BİLGİ ALIN’
“Herhangi bir nedenden dolayı ebeveynlerini kaybeden ve velisi olmayan küçük yaştaki çocuklar koruyucu aileye, daha büyük çocuklar ise yurtlara veya destekleme yapılan evlere yerleştiriliyor. 18 yaş altındaki bu çocuk ve gençlerden gençlik daireleri sorumlu. Devlet, çocuklara gençlik dairelerinde veya yuvalarda bakmak çok daha maddi küflet getirdiğinden koruyucu aileye vermek taraftarı. Burada Türk ve Müslüman olan çocukların kendi kültürlerinde büyümeleri için Türk ve Müslüman koruyucu ailelerin çok daha fazla olması gerekmektedir. Konsolosluklara veya bu konuda çalışan derneklere başvurulduğunda nasıl koruyucu aile olabileceğinize dair bilgileri alırsınız. Bizlere telefonla da ulaşabilirsiniz.” Seminere katılan diğer konuşmacılar da kısa sunumlar yaparak koruyucu aile olmanın önemini anlattı.