Aslında karanlıktan korkuyoruz

1dk okuma

Hiç kimse, gerçekten eskilerin Kış Gündönümü'nü nasıl tanımladığını bilmiyor.

Haberin Devamı

 Güneş'in dönüm noktası neresidir? 1948 yılında Earl W. Count tarafından yayınlanan "Christmas'ın 4.000 Yılı" adlı ilginç kitapçık, bu yaklaşımı desteklemektedir. Uzak geçmişten gelen karmaşık ve bölük pörçük bilgi, Kış Dönümü'nün ve dolayısı ile de yeni yılın hangi zamanda başladığını bize anlatamıyor. İlk kez, 12 günlük Yenilenme Festivali'nin Mezopotamya'da ortaya çıktığı görülür; kutlamaların amacı kaosun canavarlarını bir yıl daha sakinleştirmek için Tanrı Marduk'tan yardım istemekti. Sonra yukarıda anlatılan gelenekler ortaya çıktı; anlatılanlar daha çok kültürel antropolojidir ve ister istemez kuramlarla karışırlar. Birçok dünyasal kültürde, Gündönümü Kutlamaları vardır ama çoğunun kökeni hakkındaki bilgi yetersiz olduğu gibi çoğu zaman hiç yoktur.

İlginç olan ise kutlamaların, genelde evrensel olmasıdır; Acaba, çok derinlerde antik bir korkuyu mu aramalıyız? Günışığının azalması ve bir daha aydınlık olmayacağı korkusuyla mı acaba sabahlara kadar uyanık kalınmış veya ışığın yeniden doğuşu kutlanmıştır? Neolitik toplumun sanılandan öte bir kültüre sahip olduğunu artık öğrendik, bilinenden çok öncelerde, 10.000 öncesinde yazı yazmayı biliyorlardı; bu yeni bakış açısı, 5.000 yıl evvel yazı bulundu öğretisini yıkıp geçmektedir. Neolitik toplum ilk çiftçilerdir, mevsimlerin ve hasat dönemlerinin onların yaşamında önemi çok büyüktü yani göğü izlemeyi biliyorlardı. Araştırmacılar bu toplumun, Gündönümü gibi göksel bir olayı bildiklerini kanıtlayacak kesin bir kanıtı henüz bulamadılar ama bulmaları uzun sürmeyecektir. Büyük olasılıkla, bereket ayinleri, ateş festivalleri yapıyorlar, halen bilmediğimiz tanrı ve tanrıçalarına dualar ediyorlardı.                    

Haberin Devamı

Böyle bir çalışmanın sonucunda, günümüzdeki geleneklerin ne kadar uzak bir geçmişten geldiğini kolaylıkla düşünebiliriz. Yılbaşı mumları, yeşil yapraklar, kutlamalar ve hediyeler binlerce yıl öncesinden gelen, bizlerin hiç hayal etmediğimiz yankılardırlar. Bir uygarlık gelir ve öncekinin yerini alır, öncekiler yok olurken geriye sadece damlalar kalır. Eğer istenir ve damlalar toplanırsa sonuçta ortaya bir bilgi havuzu çıkacaktır.         

      

Haberle ilgili daha fazlası: