Paylaş
Dünya Sağlık Örgütüne göre 2030 yılına kadar iklim değişikliğinin doğrudan maliyeti yılda 2-4 milyar doları bulacaktır. Dünyanın çeşitli yerlerinde sıcaklık ortalamalarının üzerinde seyreden günler olduğu izlenmektedir. Sera gazlarının yoğunlaşması ve özellikle karbondioksit gezegenimizi belirgin olarak ısıtmakta, şiddetli sıcak dalgaları, sıcaklıktaki ani değişiklikler, artan hava kirliliği, orman yangınları, fırtınalar ve seller halk sağlığını tehlikeye sokmaktadır.
Meteorolojik olaylar ile iklim değişikliğinin astım ve alerjiler üzerinde önemli etkileri olacağı beklenmektedir. Son 25 yılda artan endüstri etkinliği ve trafiğin neden olduğu hava kirliliği de solunum sistemi üzerinde olumsuz etkiler yapmaktadır. Dünyada astım ve alerjik nezle sıklığı artmaktadır. Astım hastalığının şiddeti çevresel faktörlere sıkı sıkıya bağlıdır.
Dünya Alerji Organizasyonu geçtiğimiz yıl iklim değişikliğinin sağlık etkilerine dikkat çeken bir rapor yayınladı. Bu rapora göre zemin ozon düzeyindeki artış ile ilişkili olarak kalp ve solunum sistemi hastalıkları daha sık görülmektedir. Havadaki kirleticilere ait tanecikler solunum yolu hastalığı sıklığını arttırmıştır. Alerji yapan küf mantarları, polenler, ev tozu akarlarının sıklığı ve dağılımı değişmiştir. Enfeksiyonları taşıyan konakçılar dünya üzerinde farklı yerlerde yaşamaya başlamıştır.
Dünya Alerji Organizasyonu iklim değişikliğinden sadece halen astımı olanların etkilenmeyeceğini, şimdi sağlıklı olanlar arasında da astım ve alerjik hastalıkların artacağını öngörmektedir. Küresel sıcaklık artışı polen mevsiminin başlangıcını, süresini ve şiddetini artıracaktır. Hava kirliliği de ayrıca astım ataklarının sıklaşmasına neden olacaktır.
Hava kirleticileri solunum borularında temizliği sağlayan tüycüklerin çalışmasına engel olarak, koruyucu tabakanın geçirgenliğini arttırarak, iltihap hücrelerini dokuya çekerek, hücre ölümüne neden olarak hasara yol açmaktadır.
Fırtınalar sırasında ise havada daha fazla polen ve küf mantarları taşınmaktadır. Polen veya küf alerjisi olanlar her zamankinden daha yoğun alerjen ile karşılaşmakta ve atak riski artmaktadır. Polen, alerjik bünyelerde astım ve nezle yapan bir alerjendir. Avrupa’da gençlerin % 8-35 inde ot polenlerine alerji saptanmaktadır. Meteorolojik olaylar polen sayısını, hızını ve dağılımını değiştirmektedir. Yağış, rüzgar hızı, en düşük ve en yüksek sıcaklık değerleri, nem oranı, toplam güneşli süre polen yoğunluğunu etkilemektedir.
Fosil yakıtları kullanımını ve trafikte araçların emisyonlarını azaltmak gereklidir. Bireysel araç kullanımından çok yürümek veya toplu taşıt aracı kullanmak uygundur. Şehirlerde alerjen özelliği olmayan ağaçları dikmek alerjileri azaltacaktır.
Paylaş