Güncelleme Tarihi:
Birçok anne baba çocuğunun okula hazır olup olmadığı kaygısını yaşıyorlar. “Acaba çocuğum okula hazır mı, yoksa okula erken mi gönderiyorum?”, “Evde kalsa arkadaşları ile oyun oynasa ya da evde istediği saatte yatıp istediği saatte kalksa daha mı iyi?”, “Eğitim hayatına erken başlarsa ileride okuldan sıkılır mı?” gibi sorular velilerin zihnini meşgul eder.
İlkokula başlamak hem çocuk hem de aile için yaşamlarında büyük bir yenilik ve değişimi ifade eder. Çocuğun ilkokula başlamak için hazır olmasının çok önemli olduğunu belirten Psikolog Kadriye Tavşan, ilköğretime başlama kriterleri hakkında bilgiler verdi. Çocuğun eğitim ve öğretimle bu ilk tanışması yaşamı boyunca okul ve eğitim olgularını nasıl algılayacağını, dolayısıyla da tüm eğitim yaşamındaki başarısını belirleyecek önemde bir deneyimdir.
Yeterli okul olgunluğuna erişmeden 1. sınıfa başlamak çocuğun ve dolayısıyla ailenin pek çok sorun yaşamasına sebep olacaktır. Bunun için çocuğun ilköğretime hazır olup olmadığının belirlenmesi büyük önem taşır. Hal böyle olunca aileler haklı olarak çocuklarının böylesine önemli bir aşama için yeterince hazır olup olmadığı konusunda kaygılar taşımakta, zihinlerini meşgul eden soruların yanıtları için uzman görüşüne ihtiyaç duymaktadır.
Okula başlama sürecinde çocuklar, çevresi tarafından desteklenmeli Bu konuda sık sık başvurulan Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği, çocuğun tüm gelişim alanlarını kapsayan bir çalışmalar bütünüdür. Çocukların hazır oluş düzeylerinin belirlenmesinde sadece yetişkinlerden alınan bilgilerin değil, bu bilgilerin yanı sıra çocuklarla birlikte birebir yapılan uygulamaların önemi büyüktür. İlköğretime hazır oluş sadece olgunlaşmayla ulaşılabilecek bir süreç değildir, çocuğun çevresi tarafından planlı ve bilinçli bir şekilde desteklenmesi gerekir. Planlı olarak basitten karmaşığa doğru yürütülmesi gereken bu süreçte önemli olan bir tek gelişim alanının desteklenmesi değil, bütün gelişim alanlarının eşit ölçüde desteklenerek çocukların ilköğretime eşit şartlarda başlamalarına fırsat yaratmaktır. Her çocuğun bireysel farklılıklarına göre desteklemek temel ilkedir.
Her çocuğun ilköğretime başladığında hazır oluş düzeyi farklıdır ancak bu farklılıkların doğru olarak tespit edilerek izlenecek entegrasyon programlarının oluşturulması yoluyla bu problem çözülebilir. Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği, 60–78 aylık çocukları kapsaması sebebiyle anasınıfına devam eden çocukların hazır oluş düzeylerinin tespit edilmesine olanak sağlar. Böylece bireysel farklılıkları dikkate alınarak her çocuğa uygun hazırlık programlarının oluşturulabilir. Ana sınıfına devam etmeyen çocukların ise hazır oluş düzeylerinin tespit edilerek ilköğretim 1. sınıfta onlara özgü entegrasyon programlarının hazırlanarak diğer çocuklarla eşit düzeye gelebilmeleri için gerekli desteği sağlamak hedeflenir
Annesinden ilk defa ayrılan çocuk okul fikrine tamamen karşı çıkabilir. Okulun içine girmeyi reddedebilir. Sürekli ağlayabilir. Çocuğunuzun okula psikolojik olarak hazırlanması için okula başlamadan önceki dönemde arkadaş deneyimlerinin niteliği, duygu ve düşüncelerini anlatmada desteklenmiş olması bu dönemdeki zorlukları atlatmada önemli deneyimler oluşturmaktadır.
Okula başlarken sorun yaşayan çocuklarda ilgi ve enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir.
Bu yaştaki çocuğun zaman ve uzaklık kavramı tam oturmadığı için evden ne kadar uzak olduğu ile ilgili endişe duyar.
"Annem beni ne zaman alacak, burada ne kadar kalacağım, ihtiyacım olduğunda kime söyleyeceğim?" gibi sorulara yanıt bulmaya çalışır.
Okula başlayan çocukların zaten eğitim programında hemen yoğun olarak derslere başlaması yerine, okula alışması esas tutulmakta olup ailelerin de bu konuda çok fazla abartmayıp hemen çocukları ders diye sıkıştırmamaları gerekir.
Dersleri kötü bir şey olarak algılamadıkları zaman çocuklar derslerde daha başarılı olacaktır. Güle oynaya okula gidecek, büyük bir hevesle derslere sarılacaklardır. Bunu bozmamak, onların okulu sevmesine önayak olmak ancak öğretmenlerin ve ailelerin tutumu ile gerçekleşecek olup buna özen göstermelidir. Çocuklarımızın okula nasıl başlarlarsa öyle bitireceklerini, bütün bir hayatın temelini teşkil edecek olan okuma sevgisinin ilk sınıflardan itibaren kazanılacağını unutmamak gerekir.