Telefonda Atilla Yayla

SEVGİLİ okuyucularım, Türkiye Atilla Yayla isimli bir profesörün İzmir’de AKP toplantısında Atatürk için söylediği anlamsız-aşağılayıcı sözlerle çalkalanıyor.

Bu konuya dünkü yazımda ben de değinmiş ve "Atilla Yayla kafası Ankara’da, Gazi Üniversitesi’nde öğrenci yetiştiriyor. AKP toplantılarına bu gibiler boşuna çağrılmıyor" demiştim.

Dün öğlene doğru Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kadri Yamaç bir açıklama yaptı ve bu şahıstan ders verme yetkisinin alındığını bildirdi. Çok doğru bir karardır.

Dün saat 13.00 dolaylarında asistanımız Leyla dahili telefondan arıyor. "Emin Abi Atilla Yayla telefonda. Fakat benimle çok sert ve kırıcı konuştu, biraz da tartıştık. Sizinle görüşmek istiyormuş." Bağlamasını söyledim.

Karşımda avazı çıktığı kadar bağıran bir ses... Aramızda geçen konuşmayı özetleyerek yazıyorum:

- Ben size fikir açısından meydan okuyorum. Sizinle nerede isterseniz Kemalizm’i tartışmak istiyorum. İster televizyonda, ister başka yerde. Karşıma isterseniz 8-10 kişi çıkın. Benim yaptığım şövalyeliktir. Geçin karşıma. Geçin ve kolaysa beni perişan edin.

- Beyefendi bu kadar bağırmanıza gerek yok, biraz sakin olun. Siz Atatürk için o sözleri söylediniz mi, söylemediniz mi?

- Söyledim.

- Daha ne? Ben de yazımda sizi eleştirdim.

- Ben sözünün arkasında duran adamım. Aynen söylediğimi bugünkü
(dünkü) Zaman gazetesine de açıkladım. Ben fikir adamıyım. Yazılarımı 15 günde bir Zaman’da yazarım. Ben mücadelemi sürdüreceğim. Bu memlekette ifade özgürlüğü olmayacak mı?

- Bu söylediğiniz Atatürk’e hakaret etmeyi de kapsıyor mu?

- Atatürk tartışılabilir... İfade özgürlüğü bunu gerektirir.

- Gazi Üniversitesi Rektörlüğü, ders verme yetkinizin alındığını açıkladı.

- Bana tebligat henüz gelmedi. Fakat ben mücadelemi sürdüreceğim. Bundan sonra derslerimi gerekirse meydanlarda, spor salonlarında, düğün salonlarında vereceğim. Siz benim çağrıma cevap verin, televizyona çıkalım. Ya da Hürriyet’teki köşenizde bir gün siz yazın, bir gün ben yazayım ve size cevap vereyim!

- Elbette, neden olmasın! Hatta her gün siz yazın... Beyefendi, şu ses tonunuz, şu söyledikleriniz bir üniversite hocasına yakışıyor mu?

***

AKP
tarafından düzenlenen panelde Atatürk’ten "Bu adam" diye söz etmeye cüret eden Atilla Yayla belli ki çok kızmış ve ezilmişti! Kendisine iki günden beri çok sayıda küfür mesajı geldiğinden yakınıyordu. Sordum:

- Hep küfür mü geliyor?

- Hayır, öğrencilerimden de övgüler geliyor.

Kendisine bir soru daha sordum:

- Siz Liberal Düşünce Topluluğu isimli bir kuruluşun başındasınız. AB sizin topluluğunuza paralar veriyor. Bugüne kadar AB’den toplam kaç para aldınız?

- Bu sorunun sorulması bile çirkindir. Biz yasal bir kuruluşuz. Cevabını devlete sorun, öğrenin. Her şeyimiz yasaldır.

- Ben size soruyorum. Gizleyecek bir şey yok ki! AB size para veriyor, siz Türkiye’de AB adına konuşup onların sözcülüğünü yapıyorsunuz.

Epey üsteledikten sonra Atilla Yayla rakamı açıkladı:

- İki adet ifade özgürlüğü projesi için AB’den (400 artı 50) 450 bin Euro aldık. Ne var bunda!

***


Çarkın nasıl işlediğini görüyorsunuz. Türkiye’de "kayıtsız şartsız AB teslimiyetçisi" bir iktidar var. İzmir’de AKP’nin toplantısı yapılıyor. Buraya AB’ci Atilla Yayla konuşmacı olarak özellikle çağrılıyor. Kürsüde ipin ucu kaçınca, toplantıya katılan AKP milletvekilleri bile "Bu sözleri kınıyoruz" demek zorunda kalıyor!

Yayla’nın başında olduğu kuruluş AB’den paralar alıyor. Yayla ve benzerleri ülkemizde bir yandan öğrenci yetiştiriyor, öte yanda ise "ifade özgürlüğü" adı altında (Atatürk’ü aşağılamak dahil) AB’nin her alanda ve konuda sözcülüğünü yapıyor!

Türkiye’de AB fonları, kendi yandaşları olan bu gibilerin kuruluşlarına oluk gibi akıtılıyor. Mekanizma doğrusu iyi kurulmuş!

Emme basma tulumba böyle çalışıyor.
Yazarın Tüm Yazıları