Yeni yıldız Tunus mu?

TUNUS tamamen demokratik usullere uygun ve uzlaşmayla yeni bir anayasa yaptı.

Haberin Devamı

Reuters yorumunda, İslamcıların, solcuların ve liberallerin uzlaştığı bir anayasa yapıldığını bildirdi.
İran’da “itidal” sloganıyla iktidara gelen reformist Cumhurbaşkanı Ruhani, Batı’yla ilişkilerini düzeltmeye çalışıyor, Tunus’ta “İslam dünyasında ilk defa uzlaşmayla demokratik bir anayasa” yapılıyor... Çok güzel...
Fakat Türkiye’de biz bir anayasa yapamadık. Dahası, son zamanlarda hiç de iyi görüntü vermiyoruz. Halbuki Cumhurbaşkanı Gül’ün de söylediği gibi, Türkiye “3-4 sene önce parlayan ışık”tı... Ya şimdi?! Bu tablo içimi yakıyor.

TUNUS NASIL YAPTI?

Tunus devrimi 15 Ocak 2011’de gerçekleşti; “laikçi” diktatör Ben Ali, “şeriat ülkesi” Suudi Arabistan’a sığındı. Geçici hükümet kuruldu. Sürgünden dönen ılımlı İslamcı En-Nahda partisi lideri Raşid Gannuşi, 2 Ocak’ta “hilafet değil, demokrasi” diye açıklama yaptı. Gannuşi’nin Türkiye’yi örnek aldığı belirtiliyordu. Yeni bir anayasa hazırlamak üzere 23 Ekim 2011’de “Kurucu Meclis” seçimleri yapıldı. En-Nahda, yüzde 40 oyla açık ara önde çıktı.
Başta laik Brahimi olmak üzere bazı aydınlara suikastlar yapılması büyük gerilim yarattıysa da En-Nahda’lı Başbakan Ali Larayez’in istifa etmesi, yerine aynı partiden Mehdi Cuma’nın gelmesi tansiyonu düşürdü. Kurucu Meclis çalışmaları aksamadı.
Tunuslu gazeteci Nevin Kottor’un dediği gibi “İslamcıların uzlaşmacı davranması sayesinde” Tunus demokratik bir anayasa yaptı. Üçte iki oyla kabul edilmesi gereken anayasaya, Kurucu Meclis’te 200 evet, 12 ret, 4 çekimser oy çıktı. Görüyor musunuz uzlaşmayı?

YENİ ANAYASA

Devlet memurlarının oruç tutmasını ve kamusal alanda sivil kadınların bile başını örtmesini yasaklayan diktatörlük zamanında da Tunus anayasası “Devletin dini İslam’dır” diye yazıyordu.
Yeni anayasada da böyle. Laiklik kavramı yok, fakat “Tunus devleti yurttaşlık esasına, halk iradesine, hukukun üstünlüğüne dayalı sivil bir devlettir” hükmü yer alıyor. Bunun “değiştirilemez” olduğu belirtiliyor. (Madde 2)
En-Nahda, “tekfir yasağı”nın anayasaya konulmasını kabul etti; yani insanlar hakkında kâfir fetvası verilemeyecek artık. (Madde 6)
En-Nahda, “Yasamanın bir kaynağı İslam hukukudur” şeklindeki teklifini Kurucu Meclis’te geri çekerek de uzlaşmayı kolaylaştırdı. Halbuki Mısır’da İhvan anayasasında bu madde mevcuttur.
Eski diktatörlük anayasasında “vatandaşların eşitliği” hükmü vardı, yeni anayasada “kadın ve erkek vatandaşların eşitliği” vurgulandı. “Kutsala hakaret” yeni anayasada yasaktır, aynı zamanda, inanmama özgürlüğünü de içeren “fikir ve vicdan hürriyeti” kuvvetli bir şekilde yer almaktadır.

BÜYÜK UZLAŞMA

Katı laiklik geleneğine sahip, aynı zamanda çoğunluğun ılımlı İslamcı olduğu Tunus’taki bu büyük uzlaşmanın temelinde politik olgunluk vardır. “İslamcılar, solcular ve liberaller” her gün kavga etmek yerine, uzlaşarak anayasa yapmayı başardılar.
Bunda Gannuşi gibi geniş ufuklu, âlim düzeyinde bilgili, demokrasiye inanmış ve siyasi ihtiraslardan uzak bir “mürşid”in rolü büyüktür. Nitekim Gannuşi hiçbir siyasi makam kabul etmedi; manen ve fikren yönlendiriyor.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon “Tunus, reform arayan halklara model olabilir” diye açıklama yaptı.
Kardeş Tunus’u alkışlıyorum, fakat Türkiye’nin nereden nereye sürüklendiğini görmek de içimi yakıyor.

Yazarın Tüm Yazıları