Paylaş
Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü son sınıf öğrencisi Murat Aydemir, geçtiğimiz yıl bir makale çevirirken kafasında ampul yanıyor. Makalenin konusu demokrasi ve insanların politika yapmalarında sosyal medyanın etkisi.
“O ara Atina demokrasisine merak sarmıştım” diyor, “Herkesin tek oy hakkı olduğu ve her gün buluşulup meselelerin paylaşıldığı bir alan.”
Malumunuz günümüzde 5 yılda bir seçimler yapılıyor, 6-7 yılda bir önümüze referandum sandığı konuyor. Onayladığımız ve onaylamadığımız bir dolu şey var ama biz bunlarla ancak birkaç yılda bir hesaplaşabiliyoruz.
“Oysa günlük hayatta her yerde politika yapıyoruz. Üç kişi bir araya gelip hocamızın kıyafetini çekiştirebiliyoruz veya bir futbol takımından bahsediyoruz. Yaptığımız şey politika, sosyal hayatta fikirlerimizle varız” diyor Aydemir.
Kafasında yanan ampulün çıkış noktası bu düşünceler. Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlar, Linkedin gibi iş ağları olmasına rağmen, fikirlerimizle dünyayı şekillendirebileceğimiz bir ağ olmadığını düşünüyor Aydemir.
Boğaziçi ve İTÜ’den 5 arkadaşını da yanına alıyor, hep birlikte bu açığa cevap verecek Democratus’u kuruyorlar.
Politik ağ Democratus.com daha bir ayını doldurmadı, şimdilik bin civarı üyesi var.
Ağın kurucularından Ozan Kublay “Mütemadiyen bilgi bombardımanına tutuluyoruz ama bu bilgiyi biz üretmiyoruz. Halk olarak bu bilgiyi biz üretelim ve kendi gündemimizi belirleyelim istedik” diyor.
Facebook veya Twitter’da konu yelpazesi çok geniş. İnsanlar biraz da o genişlikten ürkerek “Acaba ben ne paylaşmalıyım?” endişesi taşıyor. Bir gece önce gittiği partiyi anlatan da var orada ve sizin siyasal paylaşımlar yapmanızdan rahatsız olabiliyor. Çünkü orada daha yumuşak bir ortam peşinde. Democratus.com ise hayat görüşünüzü, gündeme dair ve politika üzerine fikirlerinizi paylaşabileceğiniz bir alan. Atmosferi diğer sosyal ağlardan farklı.
Siteye girince bakıyorsunuz, birileri Boğaziçi’ndeki Starbucks işgali hakkında yazmış. Başkaları milletvekili maaş zammı hakkında... Ortam böyle olunca siz de ister istemez o skalada bir şey yazıyorsunuz.
Sitede karşınıza önce bir Meclis alanı geliyor. Meclis’te her gün yedi gündem maddesi geziyor. Oyluyorsunuz veya fikrinizi paylaşıyorsunuz. Burada tweet atmanın karşılığı voice (ses). Ses veriyorsunuz. O sesleri sizi takip edenler görüyor.
Bir “ses”i çok beğendiyseniz “Takdir et”e basıyorsunuz. Beğenmediğinizde ise “Saygı duy”a tıklıyorsunuz. “Söyleş” dediğinizde ise karşılıklı bir tartışma ortamına girebiliyorsunuz.
Sitenin en ilginç noktası şu... Meclis varsa bu Meclis’te vekiller de olmalı. Her hafta 10 kişiyi vekil olarak öneriyorsunuz. Her cuma akşamı en çok tercih edilen 50 aday vekil oluyor.
Gündemleri vekiller belirliyor. Gündem tekliflerini giriyor, sonra kendi aralarında tasarıları onaylayıp reddediyorlar. En çok tercih edilen yedi gündem ertesi gün Meclis’e düşüyor.
Vekillerin yazdıkları paylaşımlar ağdaki herkes tarafından görülüyor.
Herkes gelsin, çok kalabalık olalım gibi bir kaygıları olmadığını söylüyor Kublay: “Önceliğimiz yalnızca kaliteli tartışmalar yapan bir kitle. Seviyeli ve hoşgörülü, sloganlardan ziyade fikir olarak eleştirilerin geldiği, saygılı kavganın döndüğü bir ortam peşindeyiz.”
Aydemir Boğaziçi Üniversitesi’nde bunu çok deneyimlediklerinden söz ediyor: “Boğaziçi’nde Türkiye’den biraz farklı bir atmosfer var. Kimse ne bir siyasi görüşü ne de mesela giysisiyle ilgili ayrıma maruz kalmıyor. 4-5 yıldır tek bir karmaşa görmedim. Herkes tartışabiliyor. Bunu biraz yaygınlaştırmak istedik. Takdir et ve saygı duy...”
Democratus’un amacı diyalog ve iletişim kültürünü yaymak.
Tam da ihtiyacımız olan şey.
Paylaş