Netanyahu'nun sorumluluğu Savunma Bakanı'na bırakması özellikle muhalefetteki Kadima partisinin sert eleştirilerine yol açtı. Eski Dışişleri Bakanı Tzipi Livni önderliğindeki Kadima'dan yapılan yazılı açıklamada, Netanyahu'nun Turkel Komitesi'nde sarf ettiği sözler, bir kez daha ülkede bir liderliğin bulunmadığını kanıtlamıştır... En açık biçimiyle söylemek gerekirse [Netanyahu] suçu başkalarının üzerine atmış ve İsrail ordusunu kum torbasına çevirmiştir denildi. Livni ayrıca dün gece Turkel Komitesi'ne gönderdiği mektupta, eski Başbakan Ehud Olmert hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde Gazze Şeridi'ne deniz ablukası uygulanması kararıyla ilgili olarak ifade vermek istediğini bildirdi. İfadesinde abluka kararına neden olan diplomasi ve güvenlikle ilgili bütün değerlendirmeleri sunmak istediğini anlatan Livni, Netanyahu'yu konuyu yeterince uygun bir şekilde aktaramamakla suçladı. DAVUTOĞLU'NDAN NETANYAHU'YA YANIT Netanyahu'nun dünkü sözlerini değerlendiren Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye'nin filo baskını konusunda hiçbir sorumluluğu olmadığını söyledi. Dışişleri Bakanlığı Konutu'nda, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Steven Vanackere ile düzenledikleri ortak basın toplantısında konuşan Davutoğlu, BM tarafından İsrail'in gemi saldırısını soruşturmak için oluşturulan komisyonun konuyu tarafsız bir şekilde detaylarıyla inceleyeceğini ve İsrail'in yaptığının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini söyleyerek, Türkiye'nin bu konuda hiçbir sorumluluğunun söz konusu olmadığını bildirdi.Saldırı ile ilgili olarak İsrail'de oluşturulan komisyonda İsrail Başbakanı Netenyahu'nun Türkiye'yi suçlayıcı ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, şunları söyledi: Hiç kimse uluslararası sularda sivillerin öldürülmüş olmasının sorumluluğunu başka bir tarafa yükleyemez. Çok açık bir durum vardır, uluslararası sularda İsrail sivilleri öldürmüştür. Her şeyden önce bunun sorumluluğunu üstlenmeleri gerekir. Ancak biz uluslararası komisyonun bu konuda yapacağı çalışmalara güveniyoruz ve neticesinde uluslararası hukuka uygun şekilde sorumluların belirleneceğine de inanıyoruz. Bu konuda Türkiye'nin hiçbir sorumluluğu söz konusu değildir ve Türkiye kendi vatandaşlarının hukukunu korumaya kararlıdır.","author": {"@type": "Thing", "name": "hurriyet.com.tr"},"publisher": {"@type": "Organization","name":"hurriyet.com.tr","logo": {"@type": "ImageObject","url": "https://image.hurimg.com/i/hurriyet/100/0x0/590c24950f25442978242248.jpg","width": 230,"height": 60}}}
Güncelleme Tarihi:
MAVİ MARMARA'YI SORUŞTURAN İSRAİL KOMİSYONU / FOTO ANALİZ
KURŞUN DELİKLERİNİ KAPATIP GEMİYİ TEMİZLEMİŞLER
TÜRK EKİPLER MAVİ MARMARA'DA ADLİ İNCELEME YAPTI / FOTO GALERİ
Barak, İsrail Savunma Kuvvetleri'nde (IDF) "yaşanan herşeyin sorumlusunun kendisi" olduğunu söyledi. Savunma Bakanı, "Filoyla ilgili verilen askeri talimatların tüm sorumluluğunu üstüme alıyorum" diye konuştu. �
İsrail ordusunun 31 Mayıs'ta Gazze'ye yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine düzenlediği ve dokuz kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili oluşturulan Turkel soruşturma komisyonunda dün de Başbakan Binyamin Netanyahu dinlenmişti.
Netanyahu dünkü ifadesinde, Barak'tan filo konusunun koordinasyonunu yapmasını istediğini söylemişti.
Barak ayrıca, olaydan beş günü önce yani 26 Mayıs'ta operasyonun taslak planının Netanyahu'nun 7 kişiden oluşan çekirdek kabinesine sunulduğunu söyledi.
Barak'ın verdiği bilgiye göre, taslak plan, istihbarat değerlendirmesi ve "en aşırı senaryolar" da dahil olmak üzere olası sonuçları içeriyordu.
Barak'ın bu sözleri, Netanyahu'nun dünkü ifadesiyle ciddi çelişkiler içeriyor. Netanyahu dün baskın öncesi yapılan tartışmalarda esas olarak olayın halkla ilişkiler boyutunun ele alındığını, olası bir şiddet olayının laf arasında bahsinin geçtiğini söylemişti.
BASKIN KARARINI SAVUNDU
Barak ifadesinde ayrıca, kanlı sonuçlanmasına rağmen, gemiye asker gönderme kararının doğru olduğunu düşündüğünü söyledi.
İsrail Savunma Bakanı, beş kişiden oluşan iki de yabancı gözlemcinin bulunduğu komisyondaki ifadesinde, Gazze'ye yardım filosunun "planlı provokasyon" olduğunu ifade etti.
İSRAİL'DE ORTALIK KARIŞTI
Netanyahu'nun sorumluluğu Savunma Bakanı'na bırakması özellikle muhalefetteki Kadima partisinin sert eleştirilerine yol açtı.
Eski Dışişleri Bakanı Tzipi Livni önderliğindeki Kadima'dan yapılan yazılı açıklamada, "Netanyahu'nun Turkel Komitesi'nde sarf ettiği sözler, bir kez daha ülkede bir liderliğin bulunmadığını kanıtlamıştır... En açık biçimiyle söylemek gerekirse [Netanyahu] suçu başkalarının üzerine atmış ve İsrail ordusunu kum torbasına çevirmiştir" denildi.
Livni ayrıca dün gece Turkel Komitesi'ne gönderdiği mektupta, eski Başbakan Ehud Olmert hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde Gazze Şeridi'ne deniz ablukası uygulanması kararıyla ilgili olarak ifade vermek istediğini bildirdi.
İfadesinde abluka kararına neden olan diplomasi ve güvenlikle ilgili bütün değerlendirmeleri sunmak istediğini anlatan Livni, Netanyahu'yu konuyu yeterince uygun bir şekilde aktaramamakla suçladı.
DAVUTOĞLU'NDAN NETANYAHU'YA YANIT
Netanyahu'nun dünkü sözlerini değerlendiren Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye'nin filo baskını konusunda hiçbir sorumluluğu olmadığını söyledi.
Dışişleri Bakanlığı Konutu'nda, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Steven Vanackere ile düzenledikleri ortak basın toplantısında konuşan Davutoğlu, BM tarafından İsrail'in gemi saldırısını soruşturmak için oluşturulan komisyonun konuyu tarafsız bir şekilde detaylarıyla inceleyeceğini ve İsrail'in yaptığının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini söyleyerek, Türkiye'nin bu konuda hiçbir sorumluluğunun söz konusu olmadığını bildirdi.
Saldırı ile ilgili olarak İsrail'de oluşturulan komisyonda İsrail Başbakanı Netenyahu'nun Türkiye'yi suçlayıcı ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:
"Hiç kimse uluslararası sularda sivillerin öldürülmüş olmasının sorumluluğunu başka bir tarafa yükleyemez. Çok açık bir durum vardır, uluslararası sularda İsrail sivilleri öldürmüştür. Her şeyden önce bunun sorumluluğunu üstlenmeleri gerekir. Ancak biz uluslararası komisyonun bu konuda yapacağı çalışmalara güveniyoruz ve neticesinde uluslararası hukuka uygun şekilde sorumluların belirleneceğine de inanıyoruz. Bu konuda Türkiye'nin hiçbir sorumluluğu söz konusu değildir ve Türkiye kendi vatandaşlarının hukukunu korumaya kararlıdır."